Başsağlığı dileme, birine sabır telkin etme, yas anlamındaki ta‘ziye, terim olarak yakını vefat eden kimseleri sabır ve metanet göstermeye teşvik etmeyi, baş sağlığı dilemeyi, onları teselli edip acılarını paylaşmayı ifade eder.
Müslümanlar akraba, komşu ve tanıdıklarından birinin yakını vefat ettiğinde cenaze namazına katılmayı hem dinî hem insanî bir görev bilir. Defin işleminin ardından genellikle cenaze evine veya tâziye için belirlenmiş başka bir yere gidilerek ölenin yakınlarına taziyede bulunulur. Hemen hemen bütün dinlerde yakınları ölenlerin taziyesinde bulunma vardır. Bu kimisinde kısa süreli, kimisinde ise uzun süreli olabiliyor.
Esasen İran geleneğinden bilinen taziye, 680 yılında Kerbela’da vahşi bir katliamda Hz. Hüseyin'in, çocuklarının ve arkadaşlarının vahşice ölümünü yeniden canlandıran bir Şii-İslam ritüelidir.
Şimdi gelelim gündemdeki taziye yemeklerine! Kâhta Belediye Meclisi aldığı kararla; ‘Taziye yemeklerini kaldırıyoruz.’ dedi ve bir anda bu haber kamuoyuna bomba gibi düştü. Haberi duyan herkes fikrini bir şekilde beyan etmeye çalışıyor. Gördüğüm kadarıyla sosyal medyada yapılan yorumların%90'ı bu yemeklerin kaldırılmasından yana bir tavır almış durumdadır. Konuştuğumuz vatandaşlar da büyük bir çoğunlukla yemeklerin kaldırılmasına destek veriyor.
Eskiden taziyeler en az 3 gün sürer ve genelde evlerde yapılırdı. Taziye sahibi kesinlikle yemekle uğraşmazdı. Konu-komşu, akraba bu günlerde yemek yapar, taziye sahiplerine ve uzaktan gelen misafirlere ikramda bulunurdu. Hatta bu gelenleri evlerinde misafir ederlerdi. Zamanla ve şartların değişmesi ile bu durum farklı yönlere evrildi, taziye süresi kısaldı ve kahvaltı haricinde en az iki öğün yemek verilmeye başlandı.
Benim de nacizane kanaatim bu yemeklerin kaldırılması yönündedir. Fakat bu yemekler yıllardan beri süregelen bir geleneğin neticesi olduğundan bir anda kaldırmak çok zor olabilir diye düşünüyorum. Çünkü toplumumuzda geleneklerin insanlar üzerinde radikal bir etkisi vardır. Birine eski fikrini değiştirtmek yeni fikir aşılamaktan çok daha zordur. Ha illa ki devam edecekse de belediyelerimiz sosyal belediyecilik gereği birer aşevi(birçoğunda var zaten) kurar, 3 günlük taziye yemeklerini taziye yerlerine gönderir. Vakti hali yerinde olanlar bu aşevine maddi yardım ya da bağışta bulunur, böylelikle durumu iyi olmayan vatandaşlarımız da rencide olmamış olurlar. Durumu iyi olan ve ben kendi taziye yemeğimi kendim karşılayıp vereceğim diyene de saygı duymak gerekir.
Bu arada Sincik ilçe merkezinde bu konuda güzel bir uygulama yapılıyor. Bir grup arkadaşımız yıllar önce bir araya gelip(şu an 50-60 kişi olmuş durumda) “Hepimizin bir gün taziyesi olacak.” sloganıyla taziyeler için bir havuz oluşturup her yıl belli bir miktarda para topluyorlar. Taziyenin ilk üç günü yemekleri karşılıyorlar. Böylelikle taziye sahiplerinden maddi bir şey alınmamış oluyor. Bu hayırlı uygulamadan dolayı kendilerine teşekkür ediyorum.
Bir de taziyelerdeki ‘Mevlid’ konusu var ki bunun da enine boyuna tartışılması gerekiyor. Bu da başlı başına derya-deniz derinliğinde bir konu. Başka bir yazıda belki mevzu bahis ederiz.
Selam ve muhabbetle...
Mehmet BİLGİN
09.11.2025
Celil Kocataş
Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi
Mehmet BİLGİN
MÜKEMMEL DEĞİL, MERHAMETLİ ÇOCUKLAR YETİŞTİRİN!
Mehmet AKGÜN
Emekli Geçinemiyor
Fahrettin ÇELİK
ADIYAMAN ÖZEL İDARE BÜYÜKŞEHİR GİBİ ÇALIŞIYOR
Murat KAVAK
ESKİDEN...
Necati ATAR
BU ŞEHİR VE BU ŞEHRİN YENİ STADI ÜZERİNE ANLIK BİR DENEME
Hanifi Çavuş
YA HIZIR...