Diyanet’ten arıyorlar:
-Üstadım, sizi hacca davet ediyoruz.
-Bana hacc henüz farz olmadı. Farz olduğu zaman giderim inşaallah.
-Efendim, Diyanet İşleri Başkanlığı olarak sizi, biz götürmek istiyoruz.
-Ben milletin parası ile hacca gitmem.
-Üstadım! Bu ümmeti bir Arafat manifestosundan niçin mahrum ediyorsunuz?
-Arafat'a manifesto yazılmaya gidilmez, Vakfe'ye durmaya gidilir!
İşte insani duruş budur…
Müslüman duruşu budur…
Hakka-hukuka ve kul hakkına riayet budur.
Acaba böyle bir teklif karşısında kaçımız bu duruşu sergileyebiliriz.
Ya da kaçımız nefsimize uyup ve bu benim hakkımdır deyip kabul ederiz.
Belki de bu reddediş tavrı, yapacağımız birçok ibadetten daha öte ve hayati bir tavırdır.
Bu tavır mümince bir tavırdır.
Bu tavır birçok ideolojiyi ve dünya görüşünü yerle yeksan edecek bir tavırdır.
Ve bu tavır insanlığın çözüm beklediği sosyal sorunlara büyük oranda çözüm olabilecek bir tavırdır.
Yukarıdaki sözlerin sahibi, 2021 yılının soğuk bir Kasım gününde dünya sürgününü tamamlayıp hakka yürüyen ‘Diriliş Şairi’ Sezai Karakoç’tur. O Türk şiirinde yeni bir ekol oluşturan ve metafizik bir esasa yerleştiren büyük şairdir.
Diyarbakır Ergani’de doğan şair, mütevazı ve sade bir hayatı tercih etmiş ve gelen birçok önemli teklifi de reddetmiştir.
Özellikle Mona Roza şiiriyle gönüllerde taht kuran üstad Karakoç, umarım yaşamış olduğu bu örnek hayatıyla gelecek nesiller tarafından incelenir, araştırılır ve hakkında yazılacak kitaplarla nesilden nesile aktarılmış olur.
Selam ve muhabbetle…
Mehmet BİLGİN
13.02.2026