DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Mehmet BİLGİN
Mehmet BİLGİN
Giriş Tarihi : 05-02-2026 12:13

ÖLMEK DE BIR NİMETMİŞ...

05.02.2023, saat gece yarısına doğru ilerliyordu. Yatağıma geçip uzanmaya çalıştım. Dışarıda yağmur sabahtan beridir durmadan yağıyor ve rüzgârın da etkisiyle cama sert inişler yapıyordu. Bir ara kalkıp perdeyi çektim. Yağmurun sesini dinledim. Yağışında bir tuhaflık vardı, hissediyordum. İki gün önce de yılın ilk karı yağmıştı şehrimize. Bu kar beklenen bir kardı ama mevsimine göre geç gelen bir kardı. Çünkü memleket kuraklıkla burun buruna gelmişti.

Balkon kapısını açıp hava alayım dedim. Hava beklediğimden de soğuktu. Kısa bir süre sonra yatağıma geçtim. Yatakta sağa döndüm, sola döndüm ama bir türlü uyku tutmuyordu. İçimde de anlayamadığım garip bir duygu vardı. O da benimle birlikte sağa sola dönüp duruyordu. Aklımda ise bu soğukta evi olmayanlar, dışarıda kalanlar geldi. İçim acıyordu. 

Bizimkilere bakayım dedim. Hepsi sessiz sedasız yatma pozisyonuna geçmişlerdi. Işıklar sönmüş, sadece ara koridoru açık bırakmışlardı. Onu da en son yatan kapatacaktı. Galiba o iş bana kalmıştı. Babam ve annem genelde erken yatarlardı. Ablam ve kardeşim de yataklarına geçmişlerdi. Onlar böyle erken yatmazlardı ama... Ev çok sessizdi. Bir tuhaflık, bir gariplik bütün evin içini sarmıştı. Fırtına öncesi sessizliği gibi... Sadece dışarıdaki cama vuran yağmur ve camı yalayan rüzgâr sesinin dışında...

Koridordaki hafif voltajda yanan ışığı kapatıp tekrar yatağıma geçtim. Uyku yine tutmuyordu beni. Bir "Besmele" bir de"La havle" çektim. Sonra uyuyakalmışım.

Ne kadar uyuduğumu bilmiyorum. Bir anda ev sallanmaya başladı. Deprem oluyordu. Hemen yatağımdan fırladım. Oda kapısına düşe kalka varabildim. Deprem gittikçe şiddetini artırıyordu. Kapıyı açar açmaz evimizin dar koridoruna çıktım. Evdekilere teker teker  seslendim. Dışarıdaki sokak lambalarının ışıkları da söndü. Ev gidip geliyor, sallantı durmuyordu. Bilakis şiddetini artırıyordu. Adeta küçük bir kıyameti yaşıyorduk. Dış kapıya doğru yöneldim. Oraya yetişemeden büyük bir gürültü koptu. Beton yığınları arasında sıkışıp kalmışım. Hareket edemiyorum. Kafamla beton mesafesi üç dört parmak kadar...

Yan tarafta büyük bir gürültü koptu. Herhalde bir bina daha çöküyordu. Her taraf zifiri karanlık. Beton soğuk. Ben hareketsizim. 
"Anneee! Babaaa! Ablaaa! Kardeşimmm! Ses veriiin!
"Komşulaaar! Dışarıdakileeer! Kimse yok mu?
Kimseden ses yok. Ya benim sesim duyulmuyor ya da ben sesimi duyuramıyorum. 

Beton yığınlarının arasında çaresiz ve yalnızım. Birkaç köpek havlaması var dışarıda hepsi o kadar. 

Sonrası ise ana baba günü gibi. Çocukların ve kadınların ağlaşmaları, "Bizi kurtarın!" sesleri birbirine karıştı. 

Her taraf karanlık, hava buz gibi, ben üşüyorum. Aradan kaç saat geçti? Sabah oldu mu bilemiyorum. Dışarıda sesler geliyor ama ben sesimi duyuramıyorum. Bir kadının sesi geliyor, "Buradayım kurtarın beni!" diye. O kadını kurtardılar galiba. Benim ise sesimi kimseler duymuyor.

Zaman ilerledikçe hayatta kalma umudum ve buradan kurtulma ümidim gittikçe tükeniyor ve kendi kendime şunları düşünüyorum: 
Yaşım itibariyle ölüm aklıma pek fazla gelmezdi. Daha uzun yaşayacak ve bir çok hayalimi gerçekleştirecektim. Bir iş bulup çalışacak, evlenip baba olacaktım. Bir kız bir erkek çocuğum olacak, bir de kırmızı araba... Onları kırmızı otomobilimle her gün gezdirecektim.  Ama bu hayallerimi gerçekleştirmem çok zor görünüyordu. Maalesef ki şu anda ölümle burun burunaydım. Belki bir adım ötesi belki de ondan da kısa bir süre... Ölmesine öleceğim burada ama size ilginç gelecek olan bir şey söyleyeyim.  Nefes alıp vermekte zorlanıyor ve büyük bir acı çekiyordum. Vücudumun çeşitli yerlerinde ağrılar hissediyordum. Galiba şu anda ölüm benim için en doğru seçenek gibi geliyordu. Yani anlayacağınız ölümle hayat arasında gelgitler yaşıyordum. O anda dünyadaki bütün lezzetleri acılaştıran ÖLÜMÜN BİR NİMET olduğu hissine kapıldım.

Soğuk betonlar arasında ve zifiri karanlıkta bütün bunları düşünürken dalmış ve kendinden geçmişim. Bir ara "Sesimi duyan var mı?" diye bi bağırtı duydum. Var gücümle ve avazım çıktığı kadar bağırmaya başladım: Buradayım! Nolur kurtarın beni!
-Tamam kurtaracağız! 
 
O anda dünyalar benim olmuştu adeta. Ölümü unutup hayatı düşünmeye başladım. Ümitlerim yeniden yeşermişti. Hayat bana ikinci bir şans veriyordu herhalde. Ne ilginçtir ki az önce düşündüğüm ölüm duygusunu bir anda kafamdan atıvermiştim. Bu arada karnıma baskı yapan bir moloz parçasını zar zor uzaklaştırmış ve iyice rahatlamıştım. 

Yukarıda beni kurtarma çalışmalarına başladıklarını duyuyordum. Sesler bana daha net geliyordu.  Hatta birisi yaklaşıp adımı sordu. Ben adımı söyledikten sonra:
"Sakın kendini bırakma aslanım, uyanık ol, kendini yorma ve uyumamaya çalış! Seni buradan çıkaracağız. Sorduğumuz sorulara cevap verirsen bize yardımcı olursun."
"Tamam!" dedim.

Çalışmalara hemen başlamışlardı. Sesler artık çok yakınımda geliyordu. Hassas bir çalışma yapıyorlardı. Tecrübeli bir ekip olduğunu tahmin ediyordum. Beni sık sık konuşturuyorlardı. Hatta şakalaşıyorduk. 

Aramızda iki duvar vardı. İlkini deldiler. Ben ikincisinin hemen arkasındaydım. Tarifime ve sesime göre ikinci duvara ulaştılar. 

Ve artık ışığı görüyordum. İkinci hayat ışığım.  Beni tekrardan hayata bağlayacak olan ışık. 
"Allah'ım şükürler olsun sana, sonsuz şükürler...

Yakınımdaki duvarı da deldikten sonra onları görmeye başladım. Soma Maden Kömürü'nden gelen ekipmiş. Ekipbaşı elini uzattı bana. Ben de rahat oynattığım sağ elimi uzattım ona. Tokalaştık. Elini sıkı sıkıya tuttum. Ağlıyordum.  
"Merhaba delikanlı! Benim adım Ramazan! Soma'dan geldik. Çok sakin ve serinkanlı olmalısın! Az kaldı. Biraz daha sabret! 

Duvardaki deliği genişlettiler. Ama bir sorun vardı. Bir demir çıkmama engeldi. O demiri kesmeye karar verdiler. Onların tarafındaki mesafe darmış. Kesici aleti bana uzattılar. Uzun bir uğraştan sonra demiri birlikte kestik. Ramazan usta,
"Tamamdır, artık delikanlıyı çıkarabiliriz!" dedi. 

Boyunluk taktılar. Ekipten üç kişi beni tutup oradan yavaşça çıkarmaya  başladı. Elden ele yukarı doğru çıkardılar. Meğer beş katlı evimizin üç katı ayakta kalmış. Bizim birinci kat ile ikinci kat yere çakılmış. İki metre kadar aşağıya düşmüşüz.

Dışarıda heyecanla bekleyenlerin alkışları arasında günyüzüne çıkmıştım. Ekip tam on iki saat büyük bir özveriyle çalışmış ve oradan beni sapasağlam çıkarmışlardı. Sadece omuriliğimde bir iki kırık olmuş o kadar...

Kurtulmasına kurtuldum ama bana ait olan herşeyi orada bıraktım. 
Annemi, babamı, ablamı, kardeşimi...
Anılarımı, acılarımı, yüreğimi...
Umudumu, hayallerimi...

Bilmem ki ben mi kurtuldum, onlar mı kurtuldu.

Rabbimden onlara ve depremde kaybettiğimiz tüm canlara rahmet diliyorum.
M.BİLGİN

PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1GALATASARAY2561
  • 2FENERBAHÇE2557
  • 3TRABZONSPOR2554
  • 4BEŞİKTAŞ2546
  • 5RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ2542
  • 6GÖZTEPE2542
  • 7KOCAELİSPOR2533
  • 8SAMSUNSPOR2532
  • 9ÇAYKUR RİZESPOR2530
  • 10GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ2530
  • 11CORENDON ALANYASPOR2527
  • 12NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ2525
  • 13TÜMOSAN KONYASPOR2524
  • 14HESAP2524
  • 15İKAS EYÜPSPOR2522
  • 16KASIMPAŞA2521
  • 17ZECORNER KAYSERİSPOR2520
  • 18MISIRLI2514
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Adıyaman Belediyesi'nin Çalışmalarından Memnun musunuz?
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA