Niğde kalesindeyim. Kale, şehrin tam göbeğinde ve şehre hakim bir yüksekliktedir. Haziran ayının başı olmasına rağmen hava soğuk ve hatta üşütüyor.
Kalenin üstü geniş ve düz bir tepe alanına sahip olup çok sayıda büyük ağaç mevcuttur.
Kale, şehrin etrafındaki Melendiz, Hasandağı ve Tabur dağına adeta meydan okuyor ve ben buradayım diyor.
Buranın yapımı tam olarak bilinmese de M.Ö. 8. yüzyılda inşa edildiği düşünülmektedir. Kaleye üç ayrı çıkış yolu bulunmaktadır. Üç surla çevrili olan kale Eski Niğde şehrini çevrelemek ve korumak amacıyla yapılmıştır. Duvarların büyük bir kısmı yıkılmış olup kuzeydoğusundaki bir hisarı içine alan kısım ayakta durmaktadır.
Tepe alanında aileler çoluk çocuğuyla gelmiş. Kimisi semaverde çayını demlemiş içiyor. Kimisi sofrasını sermiş birşeyler yiyor. Kimisi de güzel manzaranın tadını çıkarıyor. Uzaklarda takılan mutlu gençler de görüyorum. Kaleyi dikkatlice gezip inceleyen, fotoğraf çekenler de var. Belli ki dışarıdan gelmişler.
Kaleye çıkışta Alaeddin Camisi karşılıyor misafirlerini. Diğer ucunda ise burçtaki saat kulesi adeta tarihi camiye nazire yaparcasına heybetli bir şekilde duruyor.
Kalenin hemen girişindeki Alaeddin camisinin çok ilginç bir hikayesi var. Camii Selçuklu dönemi Niğde sancak beyi Zeyneddin Beşare tarafından 1223 yılında yapılmış. Camii iki kapılıdır. Doğuya bakan kapının üzerinde yaz aylarında 09:30 ile 11:00 saatleri arasında oluşan gölge "Taçlı Kadın Başı" silüetini ortaya çıkarmakta olup Selçuklu taş işçiliğinin gölge ve ışıkla buluştuğu eşsiz bir eseridir.
Efsaneye göre yapının ustası, Niğde Sancak beyinin kızına âşık olur. Hiç evlenemeyeceğini bildiği bu âşkı sonsuza dek yaşatmak için kapının üst kısmındaki taş süslemesinde beyin kızının silüetini resmeder. Yukarıda ifade ettiğim saatlerde oluşan gölgede kadının başı taçlı bir şekilde gölge olarak net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Bir misafir olarak Niğde kalesi beni etkilemedi desem yalan olur. Lâkin burası daha da güzelleştirilebilir. Niğde'ye benim gibi dışarıdan gelenler en başta bu tarihi yeri görmek isteyecektir. Dolayısıyla burası Niğde için bir vitrindir aslında. Yetkililer kalenin tarihi dokusunu bozmadan burayı bir cazibe merkezi haline getirebilirler. Gördüğüm kadarıyla etrafındaki eski evlere kentsel dönüşüm çalışması başlanmış durumda...
Ayrıca Niğde kalesi Adıyaman kalesine birçok yönüyle benzerlik arz etse de maalesef ki bir Adıyamanlı olarak şunu söyleyebilirim:
Adıyaman kalesi şu an tarihi dokusundan tamamen koparılmış-uzaklaştırılmış durumdadır.
Niğde deyince hemen akla gelenlerden biri de patates ve elmadır. Bizim oralardan mevsimlik işçi olarak gelip patates tarlalarında çalışan ve buralarda bir sürü hatıra biriktiren çok insan bilirim. Bu durum hâlen devam ediyor. Hatta öyle ki kız alıp veren ve akraba olan aileler bir hayli çoğalmış durumdadır.
Anadolunun kalbinde bulunan Niğde, binlerce yıllık tarihi, Roma su kemerleri, Selçukluların eserleri ve Aladağlar gibi muazzam doğa harikalarını bir arada barındıran köklü ve otantik bir turizm şehridir. Buna rağmen edindiğim izlenim Niğde'nin çevre komşu şehirlerinin gölgesinde kalmış bir şehir olup bundan mütevellit gelişimi de ağır aksak olmaktadır. Tıpkı memleketim Adıyaman’da olduğu gibi.
Bu durumda en büyük sorumluluk idarecilerine; onların şehirle ilgili ortaya koyacakları vizyon, misyon ve tanıtım çabalarına kalmaktadır.
Selam ve muhabbetle...
Mehmet BİLGİN
29.06.2026
Mehmet BİLGİN
TAÇLI KADIN BAŞI/NİĞDE
Celil Kocataş
Ekran Karşısında Bir Soru: Reyting Uğruna Toplumsal Denge Zedeleniyor mu?
Fahrettin ÇELİK
KUMRU
Hanifi Çavuş
ZURNA İSYANDIR...
Mehmet AKGÜN
Emekli Geçinemiyor
Murat KAVAK
ESKİDEN...
Necati ATAR
BU ŞEHİR VE BU ŞEHRİN YENİ STADI ÜZERİNE ANLIK BİR DENEME