Tilkinin biri kuyruğunu bir kayaya sıkıştırmış. Ne yapmış ne etmiş kuyruğunu oradan kurtaramamış. Son çare olarak kuyruğunu kestirmek zorunda kalmış. Kuyruksuz gezen tilkiyi başka bir tilki gördüğünde;
“ Kuyruğunu neden kestin tilki kardeş?” diye sormuş.
Kuyruğu kesik tilki;
“Böyle çok mutlu hissediyorum kendimi. Sevincimden havalara uçuyorum adeta! ” demiş.
Bunun üzerine diğer tilki de kuyruğunu kesmiş. Fakat mutluluk yerine şiddetli bir acı çekmiş.
Hemen kuyruğu kesik olan tilkinin yanına gelip;
“ Neden bana yalan söyledin? ” demiş.
Tilki;
“Eğer acı çektiğini diğer tilkilere söylersen onlar asla kuyruğunu kesmezler ve bizimle de dalga geçerler.” demiş.
Bu iki tilki diğer tilkilere yaşadıkları mutluluğu anlatmışlar. Böylece tilkilerin büyük bir kısmı kuyruklarını kesmişler. Çoğunluk onlara geçince bu sefer kuyruğu olanlarla dalga geçmeye başlamışlar.
Evet, kıymetli dostlar! ‘Fabl’ tarzı olan bu ‘Tilki’ hikâyesi aslında bizlere çok hayati dersler vermektedir:
Bir toplumda kötü insanlar çoğaldığında iyi insanlar kötü insanlar tarafından ayıplanır. İyi olan, güzel olan, etik olan dışlanır, istenmez. Kötülük, eksiklik, hor görme ve ahlâksızlık gibi olumsuz davranışlar o toplumda gün geçtikçe sıradanlaşır.
Bu durumu psikolojik açıdan değerlendirecek olursak;
Kötülüğün ve suçun yükü ne kadar fazla kişilere dağıtılırsa, bireyler suçluluk duygusunu o oranda daha az hissederler. Bunlar çoğunluğu ele aldıklarında ise azınlıktaki iyileri suçluymuş ya da kötüymüş gibi göstermeye çalışırlar. Hatta bir adım daha ileri giderek onlara karşı linç kültürünü uygulamaya başlarlar.
Ünlü yazar Lev Tolstoy'a atfedilen "Kötüler, kendilerine tahammül edildikçe daha çok azarlar" sözü, kötülere sessiz kalmak ve yaptıklarını desteklemek onlara bir hak veya güç gibi görünür. Dolayısıyla bu durumdan faydalanıp daha çok cesaret kazanmış olurlar. Yaptıkları anormallikler normalleşmeye başlar.
Kötü olana göz yumulursa o kötülük gün geçtikçe çoğalır. Bu çoğalma belli bir zaman sonra içinde bulunduğu toplumu büyük bir erozyona uğratır ve birçok alanda çürümeler başlar.
Şimdi tekrar ‘Tilki’ hikâyesine dönecek olursak; eğer ki ikinci tilki arkadaşına itiraz edip “Ben kuyruğumu kestirmiyorum. Bu doğru bir şey değildir!” demiş olsaydı o halka orada kopmuş ve başka halkalar eklenmemiş olacaktı.
Bundan mütevellit, bir toplumda yanlış olan bir davranışa itiraz edilmediğinde o yanlışı yapan haklı olduğunu düşünerek başka yanlışlara devam edecek ve gittikçe de destekçi kazanacaktır. Dolayısıyla bu yanlışlar o toplumda giderek yaygınlaşacak ve önü alınamayacak bir hal alacaktır.
Atalarımızın; ‘Yılanın başı küçükken ezilir.’ sözü tam da bu durumu özetliyor sanırım.
Selam ve muhabbetle
Mehmet BİLGİN
11.08.2026