TEKRAR ALDANMAK İÇİN HAZIRIZ İNANMAYA
20 yılı aşkın bir zamanda üzerinden onlarca seçim kazandınız.
Filistin dediniz, halkı alanlara yığdınız.
Gazze dediniz, rakiplerinizi tek tek bertaraf ettiniz.
Filistin'in ve Gazze'nin kurtuluşu için daha güçlü bir şekilde gelmeliyiz dediniz, her defasında daha güçlü bir şekilde geldiniz.
Filistin ve Gazze için dediniz, Belediye Başkanı oldunuz, vekil oldunuz, bakan oldunuz, başbakan oldunuz, Cumhurbaşkanı oldunuz, Başkan oldunuz, her ne istedinizse oldunuz.
20 yılı aşkın bir zamanda Filistin ve Gazze'yi dilinizden düşürmediniz.
Biz kaybedersek Gazze'de çocuklar ölmeye devam eder dediniz.
Biz gidersek Filistin yetim kalır dediniz.
Biz gidersek mazlumların gözyaşı dinmez dediniz.
Biz gidersek zalimler kazanır, mazlumun ahı yerde kalır dediniz.
Zulme, soykırıma, katliama son vermek için 20 yılı aşkın bir zamandır her defasında, "bir kez daha" dediniz.
Zalimin karşısında, mazlumun yanında olmaktan kimse bizi caydıramaz dediniz.
Ama her defasında zalimlerle kol kola girip, mazlumlara yapılan zulmü kınamaktan öteye gitmediniz.
Çoluk, çocuk, kadın, erkek onbinlerce Gazze'linin katledilmesine engel olamadınız.
Bir tek çocuğun gözyaşının dökülmesine engel olamadınız.
Zalime bir tek adım geri attıramadınız.
Ama kabul etmek gerekir ki 20 yılı aşkın bir zamanda, Belediye Başkanı olarak, vekil olarak, Bakan olarak Başbakan olarak Cumhurbaşkanı olarak
her fırsatta, hele ki seçim zamanlarında herkesten önce siz kınadınız. Kınamanın her türlü şekliyle kınadınız hem de.
Ama gel gör ki, sırtından her türlü makamlara geldiğiniz ve güçlendikçe güçlendiğiniz 21. yüzyılda, Gazze'de, bırakın 60 bini aşkın mazlumun katledilmesine, çocukların açlıktan ölmesine dahi engel olamadınız.
2 çuval un dahi indiremediğiniz Gazze için ne yapmış olabilirsiniz?
Çocukların açlıktan ölmesine engel olamadığınız bir Gazze için ne yapmış olabilirsiniz?
Herkesin korktuğu, görünce kaçtığı, imrendiği, kıskandığı bu güç, nasıl bir güçtür ki Gazze'de bir tek çocuğun dahi açlıktan ölmesini engel olamıyor?
Bu güç, nasıl bir güçtür ki zalime bir tek geri adım attıramıyor?
Nasıl bir güçtür ki, kutsal mekanların katillerin postallarıyla kirletilmesine engel olamıyor.
Bu güç nasıl bir güçtür ki, savaş sebebi sayılacak kendi vatandaşlarının katledilmesinin hesabını dahi soramıyor?
Bu güç nasıl bir güçtür ki, gün boyu, terör devleti, savaş suçlusu saydığı korsan bir devletin, komşu ülkesini işgal ederek kendisiyle komşu olmasına ses dahi çıkaramıyor.
Bu nasıl bir güçtür ki içeride 81 milyona gücü yeterken, dışarıda kardeşlerimiz dediği on binlerce insanın soykırıma uğramasına engel olamıyor.
Meydanlarda, "orada kardeşlerimiz katledilirken biz burada elimiz kolumuz bağlı duramayız, bütün imkanlarımızla, bütün gücümüzle kardeşlerimizin yanında olacağız" derken, nasıl bir güçten söz ediyorsunuz sahi?
Çocukların açlıktan ölmesine dahi engel olamayan güç, nasıl bir güç olabilir ?
20 yılı aşkın bir zamandır sırtından gelmediğiniz makam elde etmediğiniz güç kalmayan Filistin ve Gazze için ne yaptınız?
Tehditleriniz, yürüyüşleriniz, haykırışlarınız, boykotlarınız, protestolarınız ne işe yaradı söyler misiniz?
Hangi bir çocuk katledilmekten kurtuldu siz kınadınız diye?
Hangi bir kadın, hangi bir anne bir gün daha yaşadı siz meydanlarda zalimi kınarken?
Boykotlarınız hangi bir çocuğun açlıktan ölmesine engel oldu?
Gazze ve Filistin üzerinden pekiştirdikçe pekiştirdiğiniz gücünüzle oturduğunuz makamlarda mutlu musunuz onu söyleyin.
Vicdanlarınız rahat mı onu söyleyin?
Başınızı yastığa korken rahat uyuyor musunuz onu söyleyin!
Çocuklarınızın yüzüne bakarken kızarmayan bir yüzünüz var mı onu söyleyin!
20 yılı aşkın bir zamandır bize anlattığınız masallardan öte sahici bir hikayeniz var mı onu söyleyin!
Siz olmasaydınız kaç çocuk açlıktan ölmezdi, hiç değilse onu söyleyin.
Bilmediğimiz, görmediğimiz, duymadığımız bir şey söyleyin bize, Gazze ve Filistin için yaptığınız.
Şunları yaptık da şunca çocuk açlıktan ölmekten kurtuldu değil.
Şunları yaptık da şunca mazlum katledilmekten kurtuldu deyin.
Şunları yaptık da zalimler geri adım atmak zorunda kaldı deyin.
Şunları yaptık da, makamlarımızı, koltuklarımızı, etiketlerimizi kaybettik deyin.
Zalimin karşısında mazlumun yanında olduğunuz için ödediğiniz bir bedel söyleyin!
Gelemediğiniz bir makam, kaybettiğiniz bir unvan, yitirdiğiniz bir güç söyleyin!
Engel olduğunuz bir zulmü, katledilmesine engel olduğunuz bir çocuğu söyleyin.
Bizim de göreceğimiz ve inanacağımız sahici bir şey söyleyin bize.
Onca aldanan, onca yüreği kanayan, onca utanç içinde yaşayan bizi, söylediklerinize inandıracak bir şey söyleyin, yalansız, dolansız, hilesiz bir şey...
Bunca güçsüz, bunca kimsesiz, bunca çaresiz Gazze'li çocukların ve kadınların gözyaşları ve masum bedenleri üzerinden devşirdiğiniz gücün, Gazze'yi nasıl bir zulümden kurtardığını söyleyin bize.
Tam 20 yılı aşkın bir zamandır aldattığınız bizleri ve Gazze'yi sizlere inandıracak sahici bir şey söyleyin!
Öyle bir şey söyleyin ki, hiç değilse katliamdan kurtulan çocuklar açlıktan, varmış gibi görünen vicdanımız utançtan ölmesin!
