https://www.mercekhaber.com/files/uploads/user/3b86e315ae7833fe33a2bcdc954aacee-de27cdb83d0e6ada9f28.jpeg
Necati ATAR

AH ULAN HAMDİ!

29-11-2025 19:35

Biri vardı.

Çok mutluydu.

Vicdanını kasap çengeline asmış, zemheri zürafası gibi ortalıkta geziyordu.

Normal bir memur ne kadar maaş alıyorsa o kadar alıyordu ama ekonomik gidişattan memnun olmayan herkesi nankörlükle suçluyordu.

Suya sabuna dokunmaz, etliye sütlüye karışmaz, bekçi köpeği gibi havayı koklardı.

Netameli hiçbir konuda kimse onun ne düşündüğünü bilemezdi. Ki zaten öyle zamanlarda onu ortalıkta gören de olmazdı.

Amma velakin başını ağrıtmayacak her konuda herkesten önce o konuşur, o yürür, o bağırır, hatta sessiz kalanları korkaklıkla ya da hainlikle suçlardı.

Silik olmasına silik bir tipti ama acaip sinir bozucuydu.

Herkesi başına gelenden sorumlu tutardı.

Kendi halinde yürürken kafasına tuğla düşen adamı suçlardı mesela, sen de oradan geçmeseydin diye.

Belediyenin açtığı ama haftalardır kapatmadığı devasa çukura arabasıyla uçan biri olsa, ilk bu suçlardı, gece vakti yürüyüş yapmak varken, arabayla çıkmak da neyin nesi oluyor diye.

Kendince gerçek bir vatanperverdi.

Öyle ki kendinden başka vatanını milletini seven bir başkası neredeyse yok gibiydi.

Kuruşuna zeval gelmediği sürece kim batmış, kim çıkmış, kim ölmüş umurunda olmazdı.

Başkalarının başına gelenler ona göre ya mukadderat ya da hak ettikleri bir cezaydı.

En ufak bir eleştiride bulunan, ya da herhangi bir haksızlığı dile getiren gazeteci, yazar, sanatçı kim varsa alayına birden ateş püskürürdü.

Saatlerce ettiği hakaretlerin toplamı, nankörler, hainler, çapulcular gibi üç-beş kelimeden öteye geçmezdi.

Hatta hiç yeri ve gereği yokken bile durduk yere, “Allah Devlete, polise zeval vermesin” şeklinde dualar ederdi.

***

Allah’ın sopası yok diyorlar ya, öyle değil işte.

Varmış.

Birgün trafikte kendi tabiriyle yolu üç serseriyle kesişiyor.

Yol verme tartışması kavgaya dönüşüyor.

Derken artık serseri mi, ballici mi, alkolik mi, zibidi mi olduğu belli olmayan o üç kişi arabadan inip, sonra da bunu aracından indirip eşek sudan gelinceye kadar dövüyorlar.

Bizim ki yol yordam biliyor tabi, bunların plakasını alıyor. Kendine gelir gelmez de her Türk vatandaşının yaptığı gibi, ilkin hastaneye gidip rapor almak sonra da hakkını aramak için karakola gitmek oluyor. Bizimkinin karakolda beklemesi, ifadesi falan üç-beş saat sürüyor...

Zanlılar yakalanıyor.

Karakola getiriliyor.

Aralarında sözleşmişler gibi, “Biz bu adamdan şikayetçiyiz memur bey” diyerek başlıyorlar söze. “Hem aracımıza zarar verdi hem anamıza, bacımıza küfretti. Bey amca, çek git yoluna dediysek de bizi dinlemedi. Sonra yerden aldığı taşla önce aracımıza zarar verdi, bakın bunlar fotoğrafları. Sonra bizi tehdit etmeye başladı. Biz sadece kendimizi korumaya çalıştık ama bey amca gözü dönmüş, durdurulamaz halde bize saldırmaya devam etti. Aramızda kısa bir arbede yaşandı. Düştü, kafasını kaldırıma çarptı. Ambulans çağıralım mı dedik, hiddetlendi, tekrar küfretmeye başladı. Biz de fırsattan istifade oradan uzaklaştık. Olan biten bundan ibarettir. Yalnız aracımızın zararını karşılaması koşuluyla şikâyetimizden vaz geçebiliriz.”

O serseri mi, ballici mi, alkolik mi, zibidi mi olduğu belli olmayan, üstelik önceden de çeşitli sabıkaları olan kişiler ifadelerini verdikten sonra serbest bırakılıyor.

Bizimkini durdurabilene aşk olsun. Karakolda hadise çıkarıyor.

Ben kimseye sövmedim, kimsenin aracına zarar vermedim, onlar bana saldırdı, işte darp raporu dese de nafile.

Hani kendine kalsa adamların derakap tutuklanıp sittin sene içeride yatması gerekiyordu.

Belki de öyle olması gerekiyordu.

Neyse uzatmayalım...

***

Birgün baktım çay bahçesinde tek başına oturmuş, cığaranın biri bitmeden diğerini tüttürüyor.

Ki, kendisini de zaten çay bahçesinden tanıyorum, ama o kendisini tanıdığımdan daha iyi tanıyor beni.

-Naber lan Hamdi dedim -oysa adamın adamı Hamdi değil- morartmışlar seni. Gerçekten yüzünde hâlâ çeşitli morluklar vardı.

-Hep senin gibiler yüzünden dedi, bunca badire atlattık, haksızlığa uğradık, dayak yedik, o üç serserinin kendi araçlarına verdikleri zararı bize ödettiler, şikâyetçi olduk ama netice itibariyle biz suçlu olduk. Polise mukavemetten neredeyse bizi içeri atıyorlardı.

-Benim ne kabahatim var Hamdi dedim. Allah Devlete, polise zeval vermesin. Ben mi sana trafikte serserilerle tartış dedim.

_Ne kabahati varmış, olur olmadık her konuda o kadar gereksiz şey yazan sen, başıma gelenlerle ilgili tek satır yazmadın. Sen değil, kimse uğradığımız haksızlıkla ilgili tek satır yazmadı. Kimse bize sahip çıkmadı. Onca tanıdığım siyasi var, kimin kapısını çaldıysam, “ya Hamdiciğim senin bu yaşadıkların her gün herkesin başına gelebilecek sıradan olaylar. Büyütme bu kadar” diyerek beni başlarından savdılar. Bu ülkede ne hak var, ne hukuk, ne adalet. Gazeteci desen zaten yok.

-Hamdiciğim dedim ben de, ya büyütme o kadar. Belki de senin hakkında hayırlı olan budur. Kaderinde var ki yaşamışsın, mukadderat işte, ne yaparsın.

Olayın üzerinden onca zaman geçmesine rağmen yediği dayaktan hâlâ her tarafının ağrıdığı belli olan Hamdi, “ne kaderi, ne mukadderatı… Ballicisi, çapulcusu, arsızı, hırsızı, suçlusu dışarıda elini kolunu sallıyor, bizim gibi vatanseverler şiddete maruz kalıyor. Bu ülkede adalet kalmamış, adalet!” diyerek birden ayağa kalktı. Bir yandan bana doğru hamle yaparken, diğer yandan avazının çıktığı kadar “la daş yoğ mu daş!” diye bağırarak sağa sola saldırıyordu.

***

Sonraki zamanlarda karakolda yaşadıklarının ve sonrasında sahipsizliğin verdiği şoku atlatamamış olacak ki Hamdi’yi ortalıkta hep allute gibi dolaşırken gördüm.

Hani üzülmedim desem yalan olur, hatta haline acıdığım bile söylenebilir, ama bunu ona hissettirmedim.

Bana kalsa vicdanını kasap çengeline asmış, zemheri zürafası gibi ortalıkta gezinmesindense allute gibi dolaşması daha iyiydi.

Neyse…

Yani diyeceğim şu ki arkadaşlar, yarın pazar değil mi? 20 Nisan 2025 yani. Bu aralar her şeyi unutuyorum da sıcağı sıcağına tarih düşeyim de unutursam bana hatırlatasınız diye yazdım.

Şimdi düşünüyorum da, Hamdi kimdi ya?

Bana hiç tanıdık biri gibi gelmedi ama nerden tanıdığımı düşünmüyor da değilim.

Kapı mı çaldı dediniz?

Hele bakın kim gelmiş?

DİĞER YAZILARI BU ŞEHİR VE BU ŞEHRİN YENİ STADI ÜZERİNE ANLIK BİR DENEME O GÜN GELİR Mİ BİLMİYORUM, GELDİĞİNDE…. Sevgili Öğretmenim ANAN ÖLE MESİ SİZLER DE BU ŞEHRİN ÇOCUKLARISINIZ BE KARDEŞİM AŞAĞI / YUKARI KARAPINAR MESELESİ KAHROLSUN SİYONİZM! CUMHURBAŞKANIMIZIN ADIYAMANI ZİYARETLERİNDEN ÇIKARILACAK DERSLER YABANCI ÜLKELERDE HABER Sayın Cumhurbaşkanım! NUMAN BEY’LE AYRINTISIZ BİR YOL HİKÂYESİ VE FENERBAHÇE ÜZERİNE DEĞİŞİM SÜREÇ... HERŞEYİ BİLEN VE GÖREN MUCIZE... DÜNYANIN EN AĞIR YÜKÜ KODLARINI BOZDUĞUNUZ CHP’Yİ ESKİ HALİNE GETİREMEZSİNİZ! TESTI KIRILMADAN ÖNCE Okuma Notları KONUŞMA LAN! TEKRAR ALDANMAK İÇİN HAZIRIZ İNANMAYA ENTERESAN KAYBETTİK FİKRET KELEŞ’İN ARDINDAN KİMİN ÜLKESİNDEN KİMİ KOVUYORSUNUZ ? EVET, ISYAN ESAS SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ ? MECLİS ÜYELERİ SEÇİMLERE GİDERKEN VOLUME I ALAMUT KALESİ DAHA DA GÜZEL ŞEYLER OLMASINDAN RABBİM MUHAFAZA EYLESİN! BIRAK UÇSUN ARAP ÜLKELERİNİN GELİNİ DAHA DA GÜZEL ŞEYLER OLMASINDAN RABBİM MUHAFAZA EYLESİN! DEĞİŞTİK İRAN DÜŞERSE SURDA AÇILAN DELIK İSRAİL VE TÜRKİYE’DEKİ AMERİKAN KÖPEKLERİ ISRAIL VE ORTADOĞU TÜRK OKURU ACIMASIZDIR ASİYE KURTULUR ADIYAMAN TOZDAN KURTULAMAZ Milliyetçilik ya da Türkçülük HEM BULVAR HEM KARAYOLU, HEM DEVLET HEM ÖLÜM YOLU SIRRI SÜREYYA ÖNDER'İN HATIRASINA EY SEHIR... VOLUME IV... HALK EKMEK VE AŞEVİ ARABAN-BESNİ-ADIYAMAN VE TANRININ GAZABI VOLUME III... HALK KART VOLUME I... KENT LOKANTASI, EMEKLİ ÇAY EVİ, KADIN DİNLENME EVİ HİZMETTE 1. YIL (FRAGMAN) İÇİMDEN ŞEHRİME ÇIKTIĞIM YOLCULUKTUR BANKA HAVALESİYLE CİN ÇIKARMA Sümerpark... KİM GELMİŞ ÜLTİMATOM! YAZIK ETTİNİZ SIRRI SÜREYYA ÖNDER HAMAS, HAMASET, GAZZE ve HUZUR AYNI KAFANIN ZIT TARAFLARI Şair Değilim DOSTO BİR İLKE DAHA İMZA ATMAK İSTEYENLERİN DİKKATİNE... ALÇAKLIĞIN DA BİR SINIRI VAR İŞ İŞTEN GEÇMEDEN ÖNCE ŞÜKÜR KI İŞİMİZ ALLAH'A KALMIŞTIR BILIP BILMEDIGIMIZ Mühim Mesele ILK SAHUR DIPLOMA... KAHRAMANLAR RESMI GEÇITI HAKEMLER, HAKİMLİK VE TÜRK FUTBOLUNUN İÇİNE GİRDİĞİ ÇIKMAZ ÜZERİNE Bundan böyle kılı kırk yararak yazmayacağım. Cumhurbaşkanımıza Arzuhali(miz)dir VEKİLLERİN ADIYAMAN’DA BELEDİYE BAŞKANININ DIŞARIDA İŞİ NE? SORUMSUZLAR ÜLKESİ İnadına bir şeyler yazmıyorum EN BÜYÜK MUHAFAZAKÂR EBU CEHİL'Dİ ELEKTRİK SAYAÇLARI Kim Nerede Ne Yapıyor? BEN OLSAM CAMI KIRAR KAÇARDIM ; ÇÜNKÜ KAPI KİLİTLİ Asgari bir yaşam standardı Şimdi Burdaydım Az Önce Gittim BAKANI BEKLERKEN ÜÇ KURUŞLUK AKLIMIZ VAR, ONU DA ÇOK GÖRMEYİN KİM BİLİR ? PARADOKS KAHRMANLIKLAR RESMİ GEÇİDİ SON DURAK Şehrin Göbeğinde Gürültü eziyeti "İSYAN AHLAKI" Şahlanan Ekonomiyi Görmüyorsunuz!