Mühim Mesele
Kadın, Allah'ın günü iki saatte bir çay demliyor.
Bir, iki, üç derken tartışmalar alıyor başını gidiyor.
Kocası, iki saatte bir çay demlemekten ev işlerini yapamıyorsun, çayı o kadar çok seviyorsun madem, bir defa demle, ne kadar içeceksen iç, sonra da işine gücüne bak, demeye başlamış.
Kadın, ben öyle bir defada 8-10 çay içmeyi sevmiyorum. Çayım sürekli taze olmalı. Az demliyorum, az içiyorum. Başka türlü çay bayatlıyor, tadını alamıyorum.
Derken tartışmalar birini kavgaya bırakmış.
Adam bakmış olacağı yok, huylu huyundan vazgeçmiyor, boşanma davası açmış.
Hakim boşanma gerekçelerini sorunca, adam, hal mesele bundan ibaret diyerek mevzuyu kısaca özetlemiş.
Hakim şaşırmış tabii. Kadına, neden bir defada 8-10 çay içmiyorsan da, saat başı çay demleyip 2 adet içiyorsun diye sormuş.
Kadın, kocasına yaptığı izahatı hakime de yapmış. Ben çayı taze seviyorum, öyle sabahtan akşama aynı çay içemem. Kaldı ki kocamın iddia ettiği gibi ev işlerini falan da aksatmıyorum. Onun rahatsız olduğu konu benim sürekli çay demliyorum oluşum.
Hakim, uzun zamandır buradasınız. Madem böyle bir tiryakiliğiniz var, size bir çay söyleyelim de öyle devam edelim, çaycımız da kendi çapında bu işin en iyisidir, deyince,
Kadın, minnettar kalırım diyerek çayın. gelmesini beklemiş.
Adliyenin meşhur çaycısı, elinde tavşan kanı çayla gelmiş.
Kadın çayı almış, Bir yudum alacak gibi olmuş ama içmekten vazgeçmiş.
Ne oldu diye sormuş hakim, çayı sıcak içemiyorsunuz galiba.
Hayır demiş kadın, ben böyle demlenmiş çayları içemiyorum..
Neden diye sormuş hakim.
Çünkü demiş kadın, çaycınız, çayı demledikten sonra, demliğin kapağını bir ya da birden fazla kez kaldırıp çayın demlenip demlenmediği kontrol etmiş. Böyle yapınca da çayın aroması uçmuş gitmiş. Ben, değil 2 saat, 2 ay dahi çaysız kalsam yine de bu çayı içemem...
Çaycı, mahkeme salonunun köşesinde süklüm büklüm bekliyor.
Öyle mi yaptın demiş hakim, öyle yaptım demiş çaycı, ben hep öyle demlerim çayı.
Hakim, kadının kocasına dönmüş. Görüyorsun ki demiş, bu kadın müsrif değil, tiryaki. Herkesin hayran kaldığı çaycımızın, çayı nasıl demlediğini bilecek kadar tiryaki hem de. Bana kalsa bu kadının kıymetini bil derim, çünkü ne yaptığını biliyor, ama karar senin. Bir dahaki celseye kadar düşün, taşın, kararını ver, öyle gel...
Bir sonraki celse ne olduğunun bir önemi yok. Çayyaş olmanın öyle zehirlenecek kadar çay içmek olmadığını anlıyoruz en azından.
Sizin bu hikayeden ne anladığınız da önemli tabii....
