HAKEMLER, HAKİMLİK VE TÜRK FUTBOLUNUN İÇİNE GİRDİĞİ ÇIKMAZ ÜZERİNE
Galatasaray-fenerbahçe derbisini sloven hakem yönetecek.
Yıllardır tartışılan yabancı hakem konusu başlı başına yanlış bir tartışmadır.
İlk düğme yanlış iliklendiğinden sonraki düğmelerin doğru iliklenme şansı yoktur.
Nasıl ki ülkelerin ve şehirlerin kim tarafından yönetildiğinden çok nasıl yönetildiği daha önemliyse maçların da hangi hakem tarafından değil nasıl yönetildiği çok daha önemlidir.
Birçok FIFA kokartı Türk hakemi yabancı maçlarda sıfır hata ile maç yönetirken, Türkiye'de yönettiği maçlarda eli ayağına dolanmaktadır.
Hakemlik konusu yargıçlık konusu gibidir biraz.
Türkiye'de en çok tartışılan konulardan biri hakem, diğeri mahkeme kararlarıdır.
O tartışmalı kararlara imza atan yargıçlar, aynı suçtan kendileri yargılansa beraatlerini talep edeceklerdir.
Türk hakemleri de futbol kuralları dışında vermiş oldukları ahlaka ve vicdana uymayan kararları kendileri o kulübün oyuncusu olsa asla vermeyeceklerdir.
Yargıçlar kanunları, hakemler futbol kurallarını bilmiyor değil.
Kuralları bilmeyen hakem, hakem olamaz zaten, kanunları bilmeyen, yorumlayamayan, özümseyemeyen birinin yargıç olamayacağı gibi.
Türk futbolu hakemler eliyle katledilmekte ve sonuçlar hakem kararlarına göre şekillenmektedir.
Dolayısıyla tartışma konusu olan yerli hakemlerin kötü olması, yabancı hakemlerin iyi olması değildir.
Esas tartışılması gereken konu, Türk hakemlerinin futbol kurallarına göre değil de neden sahibine göre kişnediğidir.
Metin Şentürk'ün 3 kilometre öteden penaltı olmadığını bileceği bir hareketi onlarca monitöre bakan var hakemi göremiyorsa orada futbol kurallarını bilmemek değil, bir art niyet söz konusudur.
Son birkaç yıldır istinasız en çok tartışılan hakemler, yarın bir gün emekli olduklarında televizyonlarda futbol kuralları içerisinde maçların nasıl yönetilmesi gerektiği konusunda ahkam keseceklerdir ekranlarda.
Yabancı hakemlerin işinin kolay olması futbolcuların da yabancı hakemler söz konusu olduğunda futbol kuralları içerisinde hareket etmesindendir.
Türkiye'de sarı kartla cezalandırılan birçok hareket, başka ülkelerde faul olarak bile değerlendirilmemektedir.
Bu yüzden Türk oyuncular Türkiye'de oynanan maçlarda kendilerini yerden yere atarken, yuvarlanırken, ceza sahası içerisinde esen rüzgarın da etkisiyle top mermisi yemiş gibi havalanırken, yabancı maçlarda aynı artistliği sergileyememektedir.
Galatasaray-Fenerbahçe derbisinin yabancı hakem tarafından yönetilecek olması Türk futbolunun hiçbir sorununu çözmeyecektir.
Çünkü sorun Türk hakemlerinin kötü olması ya da futbol kurallarını bilmemesi değil, takımına göre kötü maç yönetmesidir.
Sorun, maç sonuçlarının bizzat hakem kararlarıyla tayin edilmesidir.
Pazartesi günü oynanacak maçta mesela Galatasaray'ın Fenerbahçe'yi yenecek olması, ya da Fenerbahçe'nin galip gelmesi değil, nasıl bir maç yönetirse yönetsin en çok hakem tartışılacaktır.
Yabancı hakeme rağmen yendik veya işte bakın yabancı hakemle sizi yendik gibi.
Oysa hakemler de yargıçlar gibi fotoğraf makinesinin objektifi gibi olmalıdır. Futbol kuralları içerisinde gördüğü neyi gerektiriyorsa ona göre karar vermelidir.
Yabancı maçlarda örnek bir yönetim sergileyen FIFA kokartlı Türk hakemleri bile Türkiye'de yönettikleri her maçtan sonra aylarca hatta yıllarca tartışılmaktadır.
Dolayısıyla Türk futbolunun sorunu hakemler değil, hakemlerin bilgisizlikten kaynaklanmayan kötü niyetli maç yönetim biçimidir.
Kenar yöneticilerinin gördüğünü, seyircilerin 100 metre öteden veya ekrandan gördüğünü hakem 2 metreden göremiyorsa bu hakemin futbol kurallarını bilmediği anlamına gelmez.
En kötü hakem bile her türlü endişeden uzak çıktığı bir maçı dört dörtlük yönetebilir. Tıpkı en kötü yargıcın bildiği hukuk kuralları ile karar vermesi durumunda bile adil bir karar vereceği gibi.
Sorun bilgisizlik değil, verilen kararla ilgili kimin ne diyeceği ile ilgili duyulan endişedir.
Türk hakemlerine gerekli güvence verildiği takdirde hem kendileri hem Türk futbolu saygınlık kazanacaktır.
Esas kıyamet 1. Ligde ve alt liglerde kopmaktadır. O maçlarda yaşanan hakem facialarını gördüğünüzde onların maçları yöneten birer hakem değil, birer futbol katili olduğuna karar verirsiniz.
Türkiye Futbol Federasyonu konuya neşter atacaksa, bunu yabancı hakemler getirerek değil, Türk hakemlerinin adil olması yönünde adım atmalı ve maçın sonucuna etki eden bütün hakemlerin hakemlik kariyerine son vermelidir.
Hakem marifetiyle çalınan bir puan, bazen şampiyonluk, bazen bir alt lige düşme nedenidir.
Dolayısıyla her puanın, her sarı kartın, her kırmızı kartın, hatta her tac ve korner atışının dahi maç içinde çok büyük bir önemi vardır.
Yanlış düğümlenmiş ilk düğme sonraki bütün düğmelerin de yanlış düğümlenecek olmasının açık bir göstergesidir.
Fenerbahçe kulüp başkanı Ali Koç'un ve yöneticilerinin yabancı hakemden çok, Türk hakemlerinin adil maç yönetmesi konusunda ısrarlı olmaları gerekiyordu. Sürekli vurgulamaları gereken konu buydu.
Nasıl ki şeriatın kestiği parmak acımıyorsa, hakemlerin ve hakimlerin vermiş oldukları kararlar da kimsenin canını yakmamanıdır.
Kırık parmağınızla dokunduğunuz her yer ağrır, esas ağrıyan parmağınızdır oysa. Bir ülkede bir kurumda ya da bir teşkilatta adalet kanamaya başlamışsa orada her şey çürümeye başlar; tıpkı Türkiye'de her şeyin çürümeye başladığı gibi...
Herkesin sonuca razı olacağı adil hakemler ve hakimlerin Türk futbolunu ve adaletini yönetmesi dileğiyle bu akşam oynanacak maçlardan dolayı Galatasaraylı arkadaşlara sabır, Fenerbahçeli dostlara başarılar diliyorum...
Tüm ifadeler:
22
