Sayın Cumhurbaşkanım!
Geldiğiniz şehir Adıyaman olabilir ama gördüğünüz ve gezdiğiniz şehir bizim yaşadığımız şehir olamaz.
Havaalanından gelirken kullandığınız ve kendinizi Karadeniz'de seyahat ediyormuşsunuz gibi hissettiren karayolu, bizim yıllardır Azraille yoldaşlık yaparak kullandığımız karayolu olamaz.
O geçtiğiniz tertemiz yol, cadde ve sokaklar bizim üç yıldır ölüm soluduğumuz ve bir yerden bir başka yere ulaşabilmek için akla karayı seçtiğimiz cadde sokak ve yollar olamaz.
O her biri kendi başına devasa bir hizmetmiş gibi görünen dosyalardaki icraatların hiçbiri bu şehirde gerçekleşmiş olamaz.
Sayın Cumhurbaşkanım!
Size anlatılan ve dolayısıyla sizin de bize anlattığınız şehir, yıllardır özlemini çektiğimiz, yaşamayı düşlediğimiz bir şehir.
Ama bu şehir o şehir değil Sayın Cumhurbaşkanım.
Çeşitli görsel fotoğraf ve efektler kullanılarak devasa hizmetlerle tanıştırılmış gibi gösterilen bu şehir, sanal gerçekliğin güzel örneklerinden biri olabilir ama bizim yaşadığımız kaos, soluduğumuz zehir, ulaşımsızlık ve trafik çilesi tamamen gerçek Sayın Cumhurbaşkanım.
Sayın Cumhurbaşkanım!
Gelişinizle ne kadar onur duyduysak o kadar aşağılanmış hissettik kendimizi; yıllardır bitmesini beklediğimiz bir karayolunun, sizin gelişiniz vesilesiyle 3 günde tamamlanabildiğini gördük ve aynı yolun, o yolu her gün kullanan on binlerce vatandaşımız için neden tamamlanamadığına hayıflandık.
Bu şehre hizmet etsinler diye görevlendirdiklerinizin, şehrimizi ziyaret edeceğinizden dolayı son bir haftada gösterdikleri yoğun çabayı, bu şehirde yaşayan 300.000 insanın yaşadığı sorunların çözümünde neden göstermediğine üzüldük.
Gelişinizle ne kadar onurlandıysak, o kadar aşağılanmış hissettik. kendimizi; 300.000 insanın yaşadığı şehirde, yıllardır kaderine terk edilen sorunların, istenirse çok kısa bir sürede çözülebileceğini gördük çünkü. Ve 300.000 insanın yıllardır yaşadığı sorunların bir gelişiniz kadar önemsenmediğini gördük ve daha çok üzüldük.
Sayın Cumhurbaşkanım!
Giderken, bu şehre hizmet etsinler diye geride bıraktıklarınıza deyin ki; bu şehirde yaşayan her bir vatandaş en az benim kadar kıymetli ve hizmetlerin en güzeline en az benim kadar layıktır.
Benim gelişimden dolayı harcadığınız çabayı, bu şehirde yaşayan her bir
insanın, insan onuruna yakışır bir şekilde yaşamasına harcamadığınız sürece iki elim yakanızda olsun, deyiniz.
Bize gelince Sayın Cumhurbaşkanım, bu şehir bizim vatanımız, ana kucağımız, yoldaşımız, sırdaşımız, sevincimiz, hüznümüz ve son nefesimizi verdikten sonra gömüleceğimiz mezarımız.
Size gösterilen ve her şeyin yoluna girdiği sanal bir şehirde değil, devasa sorunları olan ve asla çözülecek gibi görünmeyen bu gerçek şehirde, Rabbimizin bize bahşettiği kadarıyla ömrümüzü burada yaşamaya devam edeceğiz.
