BAKANI BEKLERKEN
Çevre Şehircilik Bakanımızın Adıyaman'a gelecek olmasından dolayı iki gün önce yapmış olduğum bir paylaşımda;
"Yetkili ve etkili olanlardan biri söz hakkını bana verirse ben şehir adına 5 dakikalık çok kısa ve net bir sunum yapabilirim.
Buradayım ve bekliyorum..." demiştim.
Doğrusu bu cümlenin toplumda bu kadar yankı uyandıracağını hiç beklemiyordum. Önce sosyal medyadan Birçok arkadaş Bakanla mutlaka görüşmem gerektiğine dair yorumlar yaptılar, sağ olsunlar.
Sonra beni, programa bizzat ev sahipliği yapan yetkili dostlarımızdan biri aradı.
20 dakikada kadar bir telefon sohbetimiz oldu. Dilersem, temel atma töreni esnasında ya da uygun bir zamanda beni Bakanla görüştürebileceklerini söylediler.
Duyarlılığı için kendilerine teşekkür ettim. Ama öyle Bakanla poz verme meraklısıymış gibi ya da aynı karede çıkma gibi bir derdimin olmadığını da söyledim.
Doğrusu, taziye yerlerinde birilerinin gelen siyasilerin koluna girip kişisel bazı taleplerini dile getirenlerin konumuna düşmek istemem. Hani bir basın toplantısı falan olsa zaten söyleyeceklerimi dile getirmekten çekinmem. Ama öyle yüzlerce kişinin içinde kişisel bir meselem varmış gibi bakanla görüştürülmek istenmem de doğrusu pek yakışık bir durum almaz diye düşünüyorum.
Esas meselemizin şehir olduğunu, şehrin de sorunlarının ortada olduğunu, kendilerinin, dilediği zaman zaten Bakanla ya da diğer yetkililerle görüşebilecek bir konumda olduğunu ve şehrin sorunlarını görüşülebilecek bir konumda olduğunu ve bütün Adıyamanlılar adına hep platformda bunu dile getirmelerini rica ettim.
Kendileri ısrarla Bakanla görüşmem ve şehirle ilgili aylardır dile getirmiş olduğum sorunları özet bir şekilde Bakanı bizzat iletmem için uygun bir fırsat kollayabileceklerini söylediler.
800 bağımsız bölümün yıkılacağı 1. etabın yıkımına başlanmadan, eski emniyet müdürlüğü ve çevresinde Emlak Konut tarafından yapılan ve aylardır tek çivi çakılmayan binaların teslim edilmesi durumunda büyük bir mağduriyetin ortadan kalkacağını Bakana iletmelerini söyledim.
Malumunuz arkadaşlar halihazırda büromuzun bulunduğu bina yıkılıyor. Kafamız her 3 salisede bir farklı şekilde işliyor.
Haftalardır kiralık bir iş yeri arıyoruz. Aradığımız büro sahibiyle nihayet bakanın geldiği gün randevulaştık. Çevre Şehircilik Bakanı için eski belediye binamızın bulunduğu yerde hazırlıklar yapılırken, biz de kiralık büro için yer bakma hazırlıkları yapıyorduk.
Şimdilik anlaşmaya vardık sayılır. Kısmet olursa 2 ya da 3 hafta içerisinde Hoca Ömer Mahallesi'nde Eski Ticaret Sanayi odamızın bulunduğu yerde iki katlı binanın ikinci katına taşınmış olacağız, şimdiden tüm dost ve arkadaşlarımızı çaya ve sohbete bekliyoruz.
Bakanın geldiği gün sürekli bir yerlere uğramak zorunda kaldık.
Yanımızdaki dost ve arkadaşlarım şahidimdir; neredeyse karşılaştığım herkes bir önceki paylaşımımda geçen cümleden dolayı bakanla görüşüp görüşmeyeceğimi sordular. Kimi benim zaten bakanla görüştürülmeyeceğimi, Kimi de engellerlerse dahi sen yine de mutlaka görüş şeklinde düşüncelerini dile getirdiler.
Benim tuhafıma giden tanımadığım o kadar çok kişinin paylaşımımdan haberdar olmaları ve beni tanımaları. Böylesi durumlarda başkaları ne yaşar ne düşünür bilmem ama ben ziyadesiyle mahcup oluyorum.
Netice itibarıyla, Bakan, programa belirlenen saatte katılmadı. Pencereden epey izledim gelip geçenleri, bekleyenleri.
Saat 15.30 gibi bürodan çıktığımda Bakan hâlâ gelmemişti.
Sonrasında ne olduğunu bilmiyorum.
Basın mensubu arkadaşlara soru sorma imkanı verildi mi , verildiyse ne sordular haberim yok.
Sosyal medyadan takip edebildiğim kadarıyla Bakanın, gündeme ilişkin daha önceki gelişlerinde söylemiş olduklarından farklı bir şey göremedim.
Bu paylaşımı yazdıklarımı gereğinden fazla ciddiye alan sosyal medyadaki arkadaşlarım ve yazdıklarımla şehirde bir şeylerin düzeleceğine inanan ve şehirle ilgili bir kaygısı olan bu şehrin sessiz çoğunluğu için yaptım.
Bu arada arkadaşlar çayı demlemişim, demlenmiş haberim yok. Siz de demiyorsunuz ki hele bir çay iç, sonra devam edersin diye...
