https://www.mercekhaber.com/files/uploads/user/a390e77f092cf2b39c9954a6a055e20e-6ee4d4e9e6463140c19a.jpeg
Celil Kocataş

Kutuplaşmanın dili

01-03-2026 19:11

Ne kadar agresif, ne kadar tahammülsüz, ne kadar kolay kırılan ve kıran bir topluma dönüştük…
Şiddet artık istisna değil, neredeyse gündelik hayatın parçası.
Bir cinayet haberi birkaç saat konuşulup unutuluyor.
Çocuklara yönelik suçlar öfke yaratıyor ama kalıcı bir yüzleşmeye dönüşmüyor.
Aile içi şiddet, öfke patlamaları, sokakta artan gerilim… Bunların her biri aslında daha büyük bir sorunun işareti.
Sorun sadece suçların artması değil.
Sorun, toplumun giderek duyarsızlaşması.
Vicdan yoruldu.
Empati zayıfladı.
Sabır azaldı.
Ekonomik baskı, adalet duygusundaki zedelenme, güvensizlik, kutuplaşma ve sürekli gerilim hali insanları sertleştirdi. İnsanlar hayatta kalma refleksiyle yaşamaya başladı. Bu refleks büyüdükçe merhamet geri çekildi.
Bugün beş liralık malı yirmi beş liraya satmayı “fırsat” sayan bir anlayış eleştiriliyor çünkü mesele sadece fiyat değil; mesele zihniyet.
Her kazancın meşru görülmesi, kısa yoldan kazanmanın normalleşmesi, toplumsal güveni aşındırıyor.
Dini değerler konuşuluyor ama ahlaki pratik zayıflıyor.
Adalet talep ediliyor ama taraflara göre değişebiliyor.
Doğru ve yanlış, ilkelere göre değil aidiyetlere göre değerlendirilmeye başlanınca toplum ortak zeminini kaybediyor.
Oysa bu ülkenin hafızasında başka bir toplumsal karakter var:
Komşusunu gözeten, haksızlığa tepki veren, utanma duygusunu değer sayan bir kültür.
Bu hafıza tamamen kaybolmuş değil — sadece zayıflamış durumda.
Bu yüzden mesele sadece eleştirmek değil, yeniden inşa etmek.
Çözüm büyük ve soyut cümlelerden önce küçük ama gerçek adımlarda başlıyor:
Önce birey düzeyinde.
Öfkeyi normalleştirmemek, şiddeti mazur görmemek, fırsatçılığı zekâ saymamak gerekiyor. Çocukların gördüğü davranış, toplumun yarınını belirliyor.
Aile içinde değer aktarımı yeniden güçlenmeli.
Okul sadece akademik değil karakter eğitiminin de alanı olmalı.
Medya şiddeti sıradanlaştıran değil, farkındalık üreten bir dil kurmalı.
Kurumsal düzeyde ise en kritik unsur güven.
Adalet duygusu güçlenmeden toplumsal yumuşama zor. İnsanlar kurallara güvenmezse birbirine de güvenmez. Güven zayıfladığında sertlik artar.
Ekonomik adalet de ahlaki iklimi etkiler.
Sürekli sıkışan toplumlarda tahammül düşer, gerilim yükselir. Bu nedenle sosyal politikalar sadece ekonomi değil toplumsal ruh hali meselesidir.
Kutuplaşmanın dili yumuşamadıkça gündelik hayat da yumuşamaz.
Siyasetin, medyanın ve kanaat önderlerinin kullandığı dil toplumun davranış kalıplarını doğrudan etkiler.
En önemli nokta şu:
Toplumlar bir anda bozulmaz, bir anda da düzelmez.
Ama yön değiştirir.
Eğer yanlış bizi rahatsız ediyorsa, eğer hâlâ “bu normal değil” diyebiliyorsak, bu çok kıymetli bir başlangıçtır.
Duyarsızlaşma öğrenilmiş bir şeydir.
Yeniden duyarlılık da öğrenilebilir.
Umut, sorun yokmuş gibi davranmak değildir.
Umut, sorunu görüp vazgeçmemektir.
Ve belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey tam olarak budur:
Daha az öfke, daha çok sorumluluk.
Daha az suçlama, daha çok onarma.
Daha az gürültü, daha çok vicdan
[email protected] 

DİĞER YAZILARI Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? Köy yine karışık; herkes bir üstünlük kurma yarışında Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz Şimdi ne olacak, haydeee… Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik Ben Neyi Savunuyorum? O Ney La! Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi Yeni İsimler Er Meydanında Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz Ahlakın Partisi Olmaz Kazananı Olmayan Bir Sınav Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı Köyde Kazan Kaynıyor Kürsü Sizin, Sokak Bizim! Sıradaki kim? Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer. Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Bir “Şok” Diğerini Sökerken Köyde buyuk telaş Tesadüf Değil, Operasyon! Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? Bir Şehir Dolusu Mağduriyet BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER Yeter artık bi kalkın 10 ocakta hatırlananlar Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? Bir Felaketin Uzayan Gölgesi