https://www.mercekhaber.com/files/uploads/user/a390e77f092cf2b39c9954a6a055e20e-6ee4d4e9e6463140c19a.jpeg
Celil Kocataş

BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR

18-01-2026 00:24


Her sabah uyanıyoruz…
Bir bakıyoruz, yeni bir “deprem uzmanı” daha türemiş.
Yerden mantar biter gibi.
Mikrofonu kapan, YouTube kanalı açan, sosyal medyada iki grafik paylaşan kendini jeolog, sismolog, kâhin ilan ediyor.
Başlıyorlar ezber cümlelere:
“Şu tarihe kadar…”
“Bu fay kesin kırılacak…”
“Büyük deprem kapıda…”
Ne bilim var,
ne veri var,
ne sorumluluk var.
Sonra ne oluyor?
O bölgede 2.8’lik bir sarsıntı…
Hemen çıkıp bağırıyorlar:
“Ben demiştim!”
Hayır, demedin.
Tutmadı.
Ama korku tuttun.
Panik tuttun.
İnsanların uykusunu tuttun.
Bu ülkede gerçekten depremi bilen, bilimsel konuşan bir avuç insan var.
Geri kalanların tamamına yakını reyting bağımlısı, tıklanma sarhoşu, korku tüccarı.
Depremin tarihini, saatini bilen yok.
Bunu ilkokul çocuğu bile biliyor.
Ama bu şarlatanlar bilmiyor mu?
Biliyorlar.
Ama işlerine gelmiyor.
Çünkü korku para ediyor.
Korku izleniyor.
Korku paylaşılıyor.
Deprem yaşamış şehirlerde insanlar hâlâ travma içinde.
Çocuklar geceleri irkilerek uyanıyor.
Yaşlılar her gürültüde dua ediyor.
Ama bunların umurunda mı?
Değil.
Her gün yeni bir senaryo,
her gün yeni bir felaket masalı,
her gün yeni bir psikolojik yıkım.
Soruyorum buradan açık açık:
Halka korku salmanın, toplumu paniğe sürüklemenin hiç mi bir bedeli yok?
Bu nasıl bir sorumsuzluktur?
Bu nasıl bir vicdansızlıktır?
Deprem uzmanıysan çık;
şehirleri nasıl güçlendireceğimizi anlat.
Binaları nasıl denetleyeceğimizi söyle.
Önlem konuş.
Çözüm konuş.
Ama çıkıp da tarih vererek,
yer göstererek,
insanların aklıyla oynama.
Deprem bölgelerindeki insanları artık rahat bırakın!
Bir gecede rahat uyumak istiyor bu insanlar,
çok mu şey istiyorlar?
Deprem uzmanları uzmanlığını yapsın.
Bilim insanları bilimi anlatsın.
Ama palyaçolar…
Siz de lütfen işinizi yapın:
Palyaçolar Palyaçoluk yapın ama halkın sinir uçlarıyla oynamadan.
Bu ülkenin depremden çok,
korku yayanlardan korunmaya ihtiyacı var.

DİĞER YAZILARI Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? Köy yine karışık; herkes bir üstünlük kurma yarışında Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz Şimdi ne olacak, haydeee… Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik Ben Neyi Savunuyorum? O Ney La! Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi Yeni İsimler Er Meydanında Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz Ahlakın Partisi Olmaz Kazananı Olmayan Bir Sınav Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı Köyde Kazan Kaynıyor Kürsü Sizin, Sokak Bizim! Sıradaki kim? Kutuplaşmanın dili Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer. Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Bir “Şok” Diğerini Sökerken Köyde buyuk telaş Tesadüf Değil, Operasyon! Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? Bir Şehir Dolusu Mağduriyet ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER Yeter artık bi kalkın 10 ocakta hatırlananlar Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? Bir Felaketin Uzayan Gölgesi