https://www.mercekhaber.com/files/uploads/user/a390e77f092cf2b39c9954a6a055e20e-6ee4d4e9e6463140c19a.jpeg
Celil Kocataş

Bir Şehir Dolusu Mağduriyet

20-01-2026 15:44

Yarım Kalan Beton, Tamamlanmayan Sorumluluk
37 Proje, Bir Şehir Dolusu Mağduriyet
Defalarca yazdık, defalarca uyardık; deprem sonrası aklımızı başımıza almamız, bu kentin deprem öncesinde alışkanlık haline getirdiği çürük ilişkileri, denetimsizliği, “bir şekilde olur” mantığını tekrar etmememiz gerektiğini söyledik, anlattık, altını çizdik, hatta bazı yazılarda satır satır izah ettik ama ne yazık ki o günlerde bu uyarılar ya duyulmadı ya da duyulmak istenmedi.
Oysa 3 Kasım 2025 tarihli köşe yazımda, bugün yaşadıklarımızın adeta fragmanı niteliğinde olan şu cümleleri kurmuştum: “Bir başka sorun da ‘kentsel dönüşüm’ karmaşası… Aslında bu meselenin kokusu daha yeni yeni çıkmaya başladı; yarım kalan projeler, ortadan kaybolan müteahhitler, yıllardır teslim edilmeyen daireler ve belirsizlik içinde bırakılan yüzlerce aile, önümüzdeki dönemde çok daha büyük mağduriyetlerin habercisi.”
Aradan aylar geçti, tartışmalar yapıldı, toplantılar düzenlendi, açıklamalar verildi ama gelinen noktada tablo değişmedi; çünkü bugün Adıyaman Valisi’nin yaptığı açıklamayla, tam 37 projenin yarım kaldığı ve bu projelerde yer alan vatandaşların ciddi şekilde mağdur edildiği resmen ortaya konuldu ve böylece o gün yazılanların bir kehanet değil, gecikmiş bir gerçek olduğu tescillenmiş oldu.
Deprem sonrasında yaşanan süreçte adeta herkes müteahhit kesildi; elinde bir çanta, arkasında güçlü bir tanıdık, önünde koskoca bir şantiye bulanlar ne teknik yeterlilikleri sorgulanmadan ne mali kapasiteleri araştırılmadan ne de sürdürülebilir bir plan sunmaları istenmeden işin içine sokuldu ve “yapsın da nasıl yaparsa yapsın” anlayışıyla göz göre göre bu şehir yeni bir riske sürüklendi.
Sonuçta ne oldu?
Şantiyeler yarım kaldı, betonlar kaderine terk edildi, demirler paslandı, tabelalar söküldü, müteahhitler ortadan kayboldu ve bütün bu tablonun ortasında, ev hayali kurarken şimdi kira yükü altında ezilen, belirsizlikle baş başa bırakılan vatandaşlar kaldı.
Şimdi sorulması gereken soru şudur: Bu 37 projenin sorumluluğunu kim üstlenecek, yıllardır hem kira ödeyip hem de bitmeyen inşaatlara bakmak zorunda kalan bu insanlar daha ne kadar sabredecek, yarım kalan binalar tamamlanana kadar kim hesap verecek?
Denetimin olmadığı yerde kaos kaçınılmazdır, planın olmadığı yerde mağduriyet büyür, kamu ciddiyetinin yerini eş-dost ilişkileri aldığında ise ortaya çıkan tablo her zaman aynıdır; suskun kalan yetkililer, ortadan kaybolan müteahhitler ve kaderine terk edilen vatandaşlar.
Bugün herkes sorumluluğu birbirinin üzerine atıyor, dosyalar el değiştiriyor, cümleler yuvarlanıyor ama bu mesele birkaç açıklamayla ya da “bakacağız, değerlendireceğiz” sözleriyle geçiştirilecek bir konu değildir; bu, deprem sonrası yönetim anlayışının, denetim mekanizmalarının ve kamu vicdanının açık bir sınavıdır.
Ve ne yazık ki şu an görünen tablo, bu sınavda hataların bedelinin yine vatandaşa ödetilmek üzere hazırlandığını, sorumluların ise sis perdesinin arkasında kalmaya devam ettiğini göstermektedir.

DİĞER YAZILARI Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? Köy yine karışık; herkes bir üstünlük kurma yarışında Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz Şimdi ne olacak, haydeee… Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik Ben Neyi Savunuyorum? O Ney La! Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi Yeni İsimler Er Meydanında Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz Ahlakın Partisi Olmaz Kazananı Olmayan Bir Sınav Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı Köyde Kazan Kaynıyor Kürsü Sizin, Sokak Bizim! Sıradaki kim? Kutuplaşmanın dili Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer. Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Bir “Şok” Diğerini Sökerken Köyde buyuk telaş Tesadüf Değil, Operasyon! Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER Yeter artık bi kalkın 10 ocakta hatırlananlar Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? Bir Felaketin Uzayan Gölgesi