https://www.mercekhaber.com/files/uploads/user/a390e77f092cf2b39c9954a6a055e20e-6ee4d4e9e6463140c19a.jpeg
Celil Kocataş

10 ocakta hatırlananlar

09-01-2026 23:51


Her yılın 10 Ocak günü, takvimlerde "Çalışan Gazeteciler Günü" olarak yerini alır. Ancak bu gün, kimileri için sadece süslü kutlama mesajlarından ve samimiyetsiz plaket törenlerinden ibaretken; kimileri için ödenen bedellerin, çekilen çilelerin ve korunmaya çalışılan bir haysiyetin simgesidir.
Gazetecilik, sadece bir haber aktarma süreci değil, bir duruş meselesidir. Bugün kutlanması gereken asıl kitle, salonların parıltılı ışıkları altında ödül alan "yandaşlar" değil; kalemini bir güç odağının çarklarını yağlamak için kullanmayan, kalemini satılığa çıkarmayan onurlu kalem sahipleridir.
Gerçek gazetecilik, konforlu ofis koltuklarında değil; sahanın tozunda, yağmurunda ve çamurunda hayat bulur. Karnı açken toplumu doyuracak bilgiyi kovalayan, ailesini deprem sabahı enkaz başında bırakıp başkalarının çığlığını dünyaya duyurmak için koşan o fedakar ruhlar, mesleğin gerçek omurgasıdır. Onlar için meslek, bir geçim kapısından ziyade bir karakter sınavıdır.
Bugün gazetecilik yapmak, çoğu zaman ateşten gömlek giymektir. Görevini yaparken itilen, kakılan, susturulmaya çalışılan ve hatta özgürlüğünden mahrum bırakılan gazeteciler; toplumun aynası olmaya devam ettikleri sürece hedef alınırlar. En acısı ise sadece dışarıdan gelen baskılarla değil, kendi meslektaşları tarafından sırtından vurulan, "arkadaşı" dediği kişilerce satılan dürüst kalemlerin yaşadığı yalnızlıktır.
Mesleğin en yaralayan tarafı ise "ahde vefasızlık"tır. Aktif görevdeyken peşinden koşulan isimlerin, meslekten uzaklaştıkları anda selam dahi verilmez hale gelmesi, sektörün ne denli acımasız bir "kullan-at" kültürüne dönüştüğünün kanıtıdır.
Buna ek olarak; kendi yandaşlarına ödül dağıtmayı "cemiyetçilik" sanan yapılar ve her dönemin rengine bürünüp bukalemun gibi yaşayanlar, bu kutsal mesleğin üzerine çöken birer gölge gibidir. Onların sahte bayramları, dürüst gazetecilerin sessiz ama asil duruşunu gölgeleyemez.

10 Ocak, bir "bayram" değil, bir "saygı duruşu" olmalıdır. Kimlere mi?
Rüzgara göre değil, hakikate göre yön belirleyenlere,
Zor günde halkını bırakıp kaçmayanlara,
Kalemini ikbal kapısı değil, adalet kapısı yapanlara...
Kısacası; her türlü baskıya, yokluğa ve vefasızlığa rağmen "adam gibi" gazetecilik yapanların günü kutlu olsun. Onlar var oldukça, hakikat asla karanlıkta kalmayacaktır.


DİĞER YAZILARI Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? Köy yine karışık; herkes bir üstünlük kurma yarışında Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz Şimdi ne olacak, haydeee… Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik Ben Neyi Savunuyorum? O Ney La! Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi Yeni İsimler Er Meydanında Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz Ahlakın Partisi Olmaz Kazananı Olmayan Bir Sınav Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı Köyde Kazan Kaynıyor Kürsü Sizin, Sokak Bizim! Sıradaki kim? Kutuplaşmanın dili Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer. Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Bir “Şok” Diğerini Sökerken Köyde buyuk telaş Tesadüf Değil, Operasyon! Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? Bir Şehir Dolusu Mağduriyet BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER Yeter artık bi kalkın Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? Bir Felaketin Uzayan Gölgesi