https://www.mercekhaber.com/files/uploads/user/a390e77f092cf2b39c9954a6a055e20e-6ee4d4e9e6463140c19a.jpeg
Celil Kocataş

Ahlakın Partisi Olmaz

02-04-2026 09:16

Ahlakın Partisi Olmaz
Arka arkaya patlayan belediye skandalları artık tekil olaylar olmaktan çıktı. Toplumun vicdanında oluşan soru çok net: Bu bir tesadüf mü, yoksa derinleşen bir çürümenin işareti mi?
İşin en tehlikeli tarafı da burada başlıyor. Çünkü mesele bir partinin, bir görüşün ya da bir ismin hatası değil. Mesele, siyasetin yerelde ahlaki zemin kaybetmeye başlamasıdır. Ve bu kayıp, sandıkta verilen oyun ötesinde bir anlam taşır.
Belediyeler, vatandaşın devleti en yakından hissettiği yerlerdir. İçtiği sudan bindiği dolmuşa, yürüdüğü kaldırımdan çocuğunu gönderdiği parka kadar her şeyin merkezinde yerel yönetimler vardır. Hal böyleyken, bu makamları işgal eden kişilerin sadece idari değil, ahlaki sorumlulukları da ağırdır.
Bugün gelinen noktada görüyoruz ki; adayların projeleri konuşuluyor, vaatleri tartışılıyor, hatta siyasi kimlikleri üzerinden kutuplaşmalar yaşanıyor. Ama en temel mesele çoğu zaman göz ardı ediliyor: Bu insanlar gerçekten güvenilir mi?
Ahlak, seçimden sonra hatırlanacak bir detay değildir. Ahlak, en başta aranması gereken şarttır. Çünkü denetimin zayıf olduğu yerde vicdan devreye girer. Vicdan yoksa, yasa da çoğu zaman yeterli olmaz.
Artık seçmenin de kendine şu soruyu sorması gerekiyor: “Ben sadece hizmet mi istiyorum, yoksa dürüst bir yönetim mi?” Çünkü biri olmadan diğerinin kalıcı olması mümkün değildir.
Siyasette temizlik, yukarıdan aşağıya değil, aşağıdan yukarıya başlar. Yani sandıkta.
Unutmayalım: Ahlakın partisi olmaz. Ama ahlaksızlığın bedelini her partiye oy veren vatandaş öder

DİĞER YAZILARI Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? Köy yine karışık; herkes bir üstünlük kurma yarışında Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz Şimdi ne olacak, haydeee… Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik Ben Neyi Savunuyorum? O Ney La! Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi Yeni İsimler Er Meydanında Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz Kazananı Olmayan Bir Sınav Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı Köyde Kazan Kaynıyor Kürsü Sizin, Sokak Bizim! Sıradaki kim? Kutuplaşmanın dili Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer. Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Bir “Şok” Diğerini Sökerken Köyde buyuk telaş Tesadüf Değil, Operasyon! Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? Bir Şehir Dolusu Mağduriyet BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER Yeter artık bi kalkın 10 ocakta hatırlananlar Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? Bir Felaketin Uzayan Gölgesi