GÜVEN HERKESE LAZIM
Güven, bir toplumun en değerli sermayesidir."
Francis Fukuyama
Güven, insan ruhunda en önemli duygulardan biridir. İnsan güvenme konusunda doğal bir eğilime sahiptir. Bunun iki nedeni var. Birincisi bilgimizin sınırlılığı, ikincisi ise tehditlere karşı bir sığınak arama eğilimimiz.
Güven, insani ilişkilerimizin de temelidir.
Çünkü insan ancak güvendiği insanlara yönelir ve onları sever.
Güven ancak doğruluk ve samimiyetle inşa edilir ve onlarla devam eder.
Ancak güven, bir kristal vazo kadar hassastır. Vazo kırıldığında, tamir edilse bile eski halini alamaz. Bu yüzden güveni kazanmak emek ve uzun bir süre gerektirirken, yok etmek anlıktır.
İnsan ancak güvendiğine inanır.
Mesela dinimizde iman kelimesi, eman, emanet kelimesi ile aynı kökten gelir. Bu yüzden Allah'a iman, O'nun birliğine inanmak değil, O'na güvenmektir. Bu bakımdan iman, itikat anlamındaki dini bilgiden çok daha öte bir şeydir. Bu yüzden kalp tasdiki, dil tasdikinden önemlidir.
Günümüz insanı ise açıkça görülmektedir ki bir güven bunalımı içindedir. Güvenme konusunda ciddi zorluklarımız var çünkü çıkarcılık öylesine yayılmış, maskeler o kadar gerçekmiş gibi görünmekte ki güven yerini şüpheye bırakmak üzere. İnsanlar birbirlerinden şüphelenir olmuşlar, dolayısıyla arkadaşlık, dostluk hatta akrabalık bağları zedelenmiş.
Kalpten güven gittiğinde yerine zihinde soru işaretleri gelir.
Zihninde soru işareti oluşan biri de duyduklarına değil, delillere inanır.
2024 yılının son aylarında bir kamuoyu araştırma şirketinin yaptığı ankette insanlara hangi kurumlara güvendikleri sorulmuş. Ankete katılanlar arasında en yüksek oran %19,7 ile TSK çıkmış, hiçbirine güvenmiyorum diyenler %18, Diyanet'e güvenenler %2, yargıya güvenenler ise %1.4, polise güvenenlerin oranı %16, Cumhurbaşkanlığına güvenenler ise meclise güvenenlerden yüksek olarak %11 çıkmış...
Benim dikkatimi çeken grup, hiçbirine güvenmiyorum diyen %18'lik kesim. Demek ki toplumun %18 kısmının zihninde soru işaretleri hakim ve güven duygusu yitirilmiş durumda. Güven duygusunun yitirilmesi insan ruhunda derin bir boşluk hissi yaratır. Toplumun bu kadar yüksek bir kesiminin güven bunalımında olması, bize geniş bir kitlede ciddi ruhsal sorunlar yaşandığının da ip uçlarını veriyor. Sürekli değişen gündemde yitip giden bu habere gereken ilginin gösterilmemesi de kamuoyunun neyin önemli neyin önemsiz olduğu konusunda bir akıl tutulmasının işareti olabilir.
Bu bize göstermektedir ki toplumdaki insanlara;
Güvenecek dal lazım.
Umut tacirleri değil, gerçekler lazım.
Her şeyden çok da umudun kaynağı ve dayanağı olan doğruluk ve samimiyet lazım.
Mehmet BİLGİN
KAYYIM(KAYYUM)
Celil Kocataş
Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi?
Fahrettin ÇELİK
MAĞDUR ÖZEL Mİ, KILIÇDAROĞLU MU?
Hanifi Çavuş
ZURNA İSYANDIR...
Mehmet AKGÜN
Emekli Geçinemiyor
Murat KAVAK
ESKİDEN...
Necati ATAR
BU ŞEHİR VE BU ŞEHRİN YENİ STADI ÜZERİNE ANLIK BİR DENEME