Adım Samet.
İşletme fakültesini iki yıl önce bitirdim. Yaş oldu 25, baba parası yemekteyim.
Okulu bitirdim, bir muhasebecide çalıştım. Asgari ücret verdiler, mesaiye bıraktılar, başımı kaşıyacak fırsat vermediler. Gördüm ki bu işin sonu yok, bıraktım işi. Ne insana saygı var ne de diplomaya.
Ben de imkânsız bir göreve soyundum: KPSS'ye hazırlanmak gibi. Kitaplar aldım, eve kapandım, ders çalışmaktayım.
Yani anlayacağınız, ben de milyonlarca kader arkadaşımın arasına katıldım.
Yani ev genci oldum.
Oysa ne hayaller kurmuştum.
Bilgisayar kursuna gittim, belge aldım. Çat pat İngilizce konuşmayı öğrenmek için dünyanın parasını harcadım kurslara. Elde var diploma ama gelecek için umut yok.
Torpil de yok, dayı da bizi mülakatta geçirecek.
Futbolcuların vergi rekortmeni olduğu bir memlekette esnaflıkta da para yok.
Anam birkaç kez "Everelim seni." diyecek oldu. "Aman ha!" dedim, "Konuyu kapat. Yarın hanım 'aş' der, bir tarafımız cız eder diye aklına bile getirme." dedim. Bir şey diyemedi kadıncağız.
KPSS'den umut arar hâle düştük anlayacağınız.
Özel sektör desen tecrübe arıyor, diplomaya bakmıyor. Tecrübe de bir yerde satılmıyor, boş dava hepsi. TV'de haber bile izlemiyorum. Futbolla uyuşturuyordum acılarımı, onun da Fener içine etti.
Affedersiniz, doğduğuma pişman oldum bu yaşta.
Tek pişmanlığım okumak oldu.
Okuyarak bir yere geleceğime inanmak...
Ne ahmakmışım, ne safmışım la ben...
Mehmet BİLGİN
KAYYIM(KAYYUM)
Celil Kocataş
Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi?
Fahrettin ÇELİK
MAĞDUR ÖZEL Mİ, KILIÇDAROĞLU MU?
Hanifi Çavuş
ZURNA İSYANDIR...
Mehmet AKGÜN
Emekli Geçinemiyor
Murat KAVAK
ESKİDEN...
Necati ATAR
BU ŞEHİR VE BU ŞEHRİN YENİ STADI ÜZERİNE ANLIK BİR DENEME