Ülkenin yüzde 99'unun Müslüman olduğu söyleniyor.
Halbuki nüfusun yüzde onun üzerinde deist ve atesit olduğu bunların Müslümanlığı reddettiğini araştırmalardan biliyoruz.
Müslüman olarak kendilerini adlandıranların büyük kısmının (yaklaşık yüzde doksan beşi)'nin Kur'an mealinin tamamını okumadığını araştırmalardan biliyoruz.
Diyebiliriz ki dinin ana kaynağı olan metin hakkında bırakın okumayı en basit kavramların dahi bilmediğini varsayabiliriz.
Mesela İslam dinin temel ahlaki kavramları Takva, İhlas, Birr, ihsan, sıdk, tevhid, infak,zikir, tefekkür, tezekkür,tedebbür gibi olmazsa olmaz kavramlar büyük bir kesim tarafından bilinmiyor
Hatta tespih çektiği halde "suphanallah" sözcüğünü tekrarladıkları halde tenzih nedir bilmeyen insanlar var.
Dahası Kur'an'ı Arap harflerini öğrenmek, hatim indirenleri Kur'an'la meşguliyet zannetmek, surelerin bağlamlarını bilmeden okumak, anlam üzerine tefekkür etmemek bize gösteriyor ki din bir inanç olmaktan öte kültürle iç içe girmiş bir kavram aslında.
O zaman bilgi cami cemaati olarak edinilmiş bilgilere indirgeniyor.
okullarda ise görünen o ki Kurani içerik yeterince öğretilmiyor.
Çünkü imam hatip mezunu olup zikir kavramını bazı kutsal sözcükleri tekrar sanan insanlarla konuşmalarımdan biliyorum.
En tuhafı da insanların konuşurken bazıların birbirlerine "Kur'an da böyle yazıyormuş" gibi ifadelerle konuşmaları.
Esasen 3 tür İslam anlayışı var
İlahiyatçıların bilip halka inmeyen Akademik İslam
Tarikat ehlinin(siyasi olmayan) bildiği tasavvufi yorum
Bir de halkın aile ve çevresinden öğrendikleriyle yetinilen kültürel din.
Son 20 yılda bilgiye ulaşım kolaylaştı. Öğrenmenin önündeki engeller kaldırıldı ama temel kavramlar bilinmezse merak edip okuyan oluyorsa da bilgi idrake dönüşmüyor
İdrake dönüşmeyen bilgi de yaşama yansımıyor.
Din adına insanların kandırılması kolaylaşıyor.
Peki tüm bunların sonucu şu oluyor İslam'ın ahlaki kısmını yaşamda göremiyoruz.
