https://www.mercekhaber.com/files/uploads/user/99fcdec5953f886a86709c16ea3f697d-7c7b9a3423c5d1b20946.jpg
Murat KAVAK

Futbol, politik bir uyku ilacı mı?

10-09-2025 09:25

Futbol, politik bir uyku ilacı mı?

Türkiye, kişi başına düşen gelirde Avrupa’nın 30. ülkesi. Ancak, gelir dağılımındaki adaletsizlik düşünüldüğünde, ortalama bir vatandaşımızın durumu çok daha gerilerde seyrediyor.

Böylesine bir ülkede, 300 milyon Euro’luk futbol takımlarının bütçelerinden bahsediliyor.

Galatasaray, Fenerbahçe ve hatta Beşiktaş bile, bugün bizden çok daha zengin ülke takımlarının veremeyeceği futbolcu maaşlarını oyuncularına veriyor.

Örneğin, John Duran, sadece kiralama bedeli olarak Fenerbahçe’den 20 milyon Euro, yani 750 milyon TL tutarında bir para almakta. Osimhen ise bundan fazlasını kazanıyor.

Ülkemizde politik gerilim arttıkça, futbol takımlarının harcamalarının da artması ilginç bir korelasyondur.

Maçların oynandığı hafta sonlarında, sosyal medyada maçlar tüm konuların önüne geçiyor. Bir hakem kararı tüm gece boyunca konuşulurken, televizyonlar saatler süren futbol yayınları yapmakta. YouTube’da yayın yapan bazı kanalların canlı yayın izlenmeleri bazen yüz binlerin üzerine çıkıyor.

Ülkenin spor altyapısı ise nadir iyi futbolcu yetiştirmektedir. Ülke Milli Takımı’nın bel kemiğini, yabancı ülkelerde doğmuş, futbol eğitimini orada almış oyuncular oluşturmakta. Örneğin, Milli Takım kaptanı Hakan, Türk spor sisteminin yetiştirdiği bir oyuncu değildir. Kenan Yıldız gibi bir oyuncu, basın toplantılarında Türkçe değil İngilizce konuşmaktadır.

Bunun yanı sıra, ülke futbolunda altyapı ve genç oyunculara verilen şans, yabancı kuralı ve rekabet nedeniyle gittikçe azalmaktadır. Daha da tehlikelisi, futbol, büyük kesim tarafından bir spor aracı olmaktan çıkmış, bir kumar aracı haline gelmiştir.

Büyük paralar kazanan futbolcularla, futbolla yatıp kalkan asgari ücretli veya işsiz bir gencin yaşamı arasında değil dağlar, gezegenler bulunmaktadır.

Bunca yatırıma rağmen ülke futbolunun durumu içler acısıdır. Yatırımın karşılığı yoktur. Kulüpler borç batağı içindedir. Bugün sermaye piyasasında işlem gören hiçbir takımın bilançosu yatırım yapılabilirlikten çok uzaktadır.

Ülkede futbol tutkunu kişilerin çoğu, oyunun kendisini değil, sadece tuttukları takımı sevmektedirler. Bu durum, galibiyetin bir zafer, kaybedilen her maçın depresyon haline gelmesine neden olmaktadır.

Tüm bunlar, peki, kimin işine yarıyor?

Ülkenin gerçek sorunlarının yarattığı gerilimleri unutturmak isteyen kimlerse onların işine gelmektedir.

Küfür, hakaret, seyircinin ve sosyal medyanın spor kültürünün bir parçası olması da bu oyunun ahlaki olarak bize hiçbir şey kazandırmadığını, takım taraftarları arasında kamplaşma oluşturduğunu da bir başka gerçek.