Notlarımdan:
"Platon bir adalet filozofu olabilir mi? Bize hep idealardan bahsediliyor da..." diye sordu Cenk merakla.
Hulusi Hoca gülümseyerek, "Harika bir soru Cenk," dedi. "Evet, olabilir. Hatta belki de en temelde bir adalet filozofudur. Gelin bu konu üzerinde biraz düşünelim."
Sınıfa dönerek devam etti:
"Hiç şüphesiz ki Platon'un ahlak ve siyaset düşüncesinin merkezinde ruh kavramı yer alır. Ona göre ruh, üç kısımdan oluşur."
Tahtaya döndü ve şunları yazdı:
Ruhun akleden kısmı (Logos): Düşünen, anlayan ve yöneten yanımız. Bilgelik arar.
Ruhun tinsel kısmı (Thymos): İrademiz, cesaretimiz ve onur duygumuz. Akılla iş birliği içinde duyguları yönlendirir.
Ruhun arzulayan kısmı (Epithymia): Temel iştahlarımız, maddi ve bedensel isteklerimiz.
Sonra öğrencilere döndü ve şöyle dedi:
"Platon'a göre erdem, bu üç kısmın, aklın liderliğinde uyumlu bir şekilde kendi işlevlerini yerine getirmesiyle ortaya çıkar. İşte Platon bu mükemmel uyuma, yani 'ruhun adaleti'ne dikaiosyne der."
Hulusi Hoca hafifçe öksürerek devam etti:
"Platon, bu üçlü ruh yapısını ve ruhun adaletini en bilinen eseri Devlet'te topluma da uyarlar. Aklı yöneticilere, tinsel yanı (iradeyi) askerlere ve arzuları da üreticilere (çiftçiler, zanaatkarlar) benzetir. Tıpkı ruhta olduğu gibi, devlette de adalet; bu üç sınıfın birbiriyle uyum içinde, kendi görevlerini yerine getirmesiyle sağlanır."
"Ayrıca," diye ekledi, "Platon'un en büyük eserinin ana konusunu adalet olarak belirlemesi, onun aslında bir adalet filozofu olduğu kanısını güçlendirir. Fakat Platon'a göre adalet, sağlıklı ve adil bir sistemde neredeyse görünmezdir. Tıpkı sağlam bir binaya baktığımızda onun temelini gözden kaçırmamız gibi... Ruh tam bir uyum içinde olduğunda adalet fark edilmez, ama bu uyum bozulduğunda yokluğu hemen acı bir şekilde hissedilir. Bu yüzden biz adaleti en çok onun yokluğunda anlarız."
Sonra Cenk'e döndü ve sözlerini tamamladı:
"Bu açıdan baktığımızda, evet Cenk, Platon kesinlikle bir adalet filozofudur."