SİYASET
Giriş Tarihi : 18-09-2026 17:44

Cemil Bayık’tan İmralı talebi: ‘Bizim de Önder Apo’nun yanına gitmemiz gerekiyor’

ANKARA (PERRE) - (Şeriban ÖZÇAKMAK) - KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık, Nûçe TV'de yayımlanan Hevpeyvîn programında sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bayık, KCK'nin İmralı'ya giderek Abdullah Öcalan ile doğrudan görüşmesi gerektiğini belirterek, "Bizim de Önder Apo'nun yanına gitmemiz gerekiyor. Bu doğal bir şey. Bu olmazsa süreç sağlıklı ilerlemez" dedi. Bayık'ın açıklamaları 18 Eylül 2026'da farklı haber kuruluşları tarafından da aktarıldı.

Cemil Bayık’tan İmralı talebi: ‘Bizim de Önder Apo’nun yanına gitmemiz gerekiyor’

Bayık, Meclis'ten geçen yasal düzenlemeye ilişkin değerlendirmesinde, düzenlemenin KCK'nin beklentilerini karşılamadığını savundu:

"Meclis'te çıkarılan yasa taleplerimize uygun değil. Türkiye devleti bu yasayı daha çok kendi çıkarlarına göre çıkardı, bizim taleplerimize göre değil.

Bu yasanın temel amacı gerillanın silahsızlandırılması ve dağıtılmasıdır. Yasada bazı maddeler yazılmış; bunlar bizim açımızdan çok önemli değil. Bu onların yasasıdır, bizim de yasalarımız var. Bizim açımızdan önemli olan, Önder Apo'ya bu süreci yürütebilmesi ve başarıya ulaştırabilmesi için şartların ve imkânların sağlanmasıdır. Çıkarılan bu yasada Kürt sorununun çözümünün temelleri bulunmuyor. Önder Apo, Kürt sorununu masa başında çözmek istiyor. Bahçeli bazı açıklamalar yaptı, bu konuya resmîyet kazandırdı. Bu bizim için önemlidir. Eğer Önder Apo'nun önünü açarlarsa ve çalışmasına izin verirlerse bu süreci başarıya ulaştırabilir."

'ÖNDER APO BİZİM DIŞIMIZDA HİÇBİR ADIM ATMIYOR'

"Yasa Meclis'e girmeden önce sizin görüşünüz alındı mı?" sorusuna Bayık şu yanıtı verdi:

"Önder Apo bizim dışımızda hiçbir adım atmıyor, görüşümüzü alıyor. Belki doğrudan devlet ve İmralı ile toplantılar yapmıyoruz; ancak görüşlerimizi Önder Apo'ya gönderiyoruz. Önder Apo, bir adım atmak istediğinde bizim karar ve görüşlerimizi alıyor. DEM Parti heyeti aracılığıyla mesajlar gönderiliyor ve alınıyor. Önder Apo, Türkiye devletiyle yaptığı bir görüşmenin sonucunda PKK'nin feshedilmesi kararını almadı; bu adımı kendi tarafından geliştirdi. Önder Apo güvenceyi kendisinde, hareketinde ve halkında görüyor. Bunun dışında bir güvencesi yok."

'ADIMA STRATEJİK YAKLAŞIYORUZ'

"Devlet kendi çıkarlarını esas aldığı gibi bizim ve halkımızın da çıkarları var" diyen Bayık, şöyle devam etti:

"Yasa bir temeldir ve insan bu temel üzerinden çalışabilir, bazı sonuçlar elde edebilir. Türkiye'de demokrasi ilerlemezse Kürt sorunu çözülmez. Kürt meselesi ile demokratikleşme iç içedir. Çözüm için demokratikleşme şart. Hareketimiz ve Önder Apo da bu yasayı yetersiz görüyor. Ancak bir temel yasa olarak görüyoruz. Biz adıma sabırla, bilinçli ve stratejik bir şekilde yaklaşıyoruz. Orta Doğu'da Kürtler bir güçtür. Bazı güçler bu gücü kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak istiyor. Biz ise bu gücü bütün Kürt halkının hizmetine sunmak istiyoruz."

'KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ İÇİN ZAMAN VE ZEMİN OLUŞTU'

Üçüncü Dünya Savaşı'nın Orta Doğu'da başladığını savunan Bayık, şunları söyledi:

"Kürt sorununun çözümü için zaman ve zemin oluştu. Orta Doğu'da bir şeyler yapmak isteyen, Kürtler olmadan yapamaz. Önder Apo bir süreç başlattı ve bu Kürt dinamiğini ortaya çıkardı. Bundan sonrası Kürtlerin birliğine bağlıdır. Kürt sorununun çözümü Kürtlerin birliğiyle mümkündür."

'KCK'NİN DE İMRALI'YI ZİYARET ETMESİ GEREKİYOR'

"Devlet sizden İmralı'yı ziyaret etmenizi istedi mi?" sorusuna Bayık şu yanıtı verdi:

"Yasa Meclis'e girene kadar bazı çalışmalar yapıldı. Özellikle Önder Apo bu çalışmaları yürüttü. Bunun üzerine yasa çıktı. Konuşmalardan daha çok, siyasi ve hukuki alanda pratik adımların atılması gerekiyor. Bu yeni bir aşama. Bu aşamada hem siyasi hem de hukuki anlamda pratik adımlar atılması gerek. Yasa bu adımı hazırladı. Gazeteciler ve danışmanlar Önder Apo ile görüşmeye gitmeli. Önder Apo Türkiye toplumuna seslenirse oluşan kaygılar ortadan kalkar. Bazı siyasetçilerin ve akademisyenlerin de İmralı'ya gitmesi gerekiyor. Bunların önümüzdeki günlerde gerçekleşmesi gerekiyor. Kürt ve Türk toplumunda çok fazla kuşku var. Önder Apo'nun hitabı bu kuşkuları ortadan kaldırır. Türkiye'nin yaklaşımı bizde de kuşkular oluşturuyor. KCK'nin de İmralı'yı ziyaret etmesi gerekiyor. Bizim de Önder Apo'nun yanına gitmemiz gerekiyor. Bu doğal bir şey. Bu olmazsa süreç sağlıklı ilerlemez. Bu adım Kürtlerden daha çok Türkiye için gereklidir; çünkü Türkiye devletinin durumu iyi değil. Dünyada yürütülen savaş Türkiye'yi çok sıkıştırıyor. Türkiye bütün imkânlarıyla PKK'yi yenmek istedi, ancak bu amacını gerçekleştiremedi."

Bayık'ın KCK'nin İmralı'ya gitmesi gerektiği yönündeki açıklaması, gün içinde yayımlanan haberlerde de aynı ifadelerle aktarıldı.

'İMRALI İLE DOĞRUDAN BİR İLİŞKİMİZ HENÜZ OLUŞMADI'

KCK ile Abdullah Öcalan arasında doğrudan bir iletişim kanalı bulunmadığını söyleyen Bayık, şöyle konuştu:

"İlişkilerimiz var, ancak doğrudan değil. Bazı aracılar üzerinden iletişim var. Yasa çıktıktan ve her şey yasal hâle geldikten sonra görüşmelerin yapılması gerekiyor. Sürecin hızla sonuca ulaşması gerekiyor. Türkiye Cumhurbaşkanı da son dönemde sürecin hızlanması gerektiğini söyledi. Türkiye içinde ve dışında bazı taraflar süreci bozmak için çalışıyor."

'TÜRKİYE DEVLETİNİ PARÇALAMAK İSTEMİYORUZ'

Bayık, çıkarılan yasanın içeriğinin süreci geciktirdiğini savunarak şunları söyledi:

"Bu yaklaşım ve Türkiye'nin adım atmadaki ağırlığı nedeniyle sürecin yalnızca kasım ayına kadar değil, gelecek yıla kadar bile uzaması ihtimali var. Önder Apo'ya, hareket adına süreci yürütmesi ve devletle ilişki kurması gerektiğini söyledik. Bu görevi ona verdik. Bu nedenle devlet onu esas alıyor. İnisiyatif onda olsa da Önder Apo hareketi ve halkı esas alıyor. Görüşlerimiz, taleplerimiz ve eleştirilerimiz dikkate alınıyor. Önder Apo süreçte önemli bir rol üstleniyor. Ona, hareket adına devletle iletişim kurması için yetki verdik; kendi başına bu süreci yürütmüyor, orada bazı arkadaşlar da var. Taleplerimiz açıktır. 50 yıl boyunca mücadele ettik, bedeller ödedik ve büyük acılar yaşadık. Sonuç olarak Kürt halkını ayağa kaldırdık. Kürtler kendi kimliği, dili ve kültürüyle konuşmak ve kendi topraklarında özgürce yaşamak istiyor. Bu bizim doğal hakkımızdır. Türkiye devletinden fazladan bir şey istemiyoruz. Türkiye devletini parçalamak ve bir devlet kurmak istemiyoruz. Devlet Kürtlere özgürlük sağlamıyor, baskı uyguluyor."

'KÜRTLERİN ANAYASAL HAKLARI İÇİN ÇALIŞIYORUZ'

Bayık, Türkiye'deki anayasal ve yasal düzenlemelere ilişkin görüşlerini de şöyle dile getirdi:

"Kürtlere karşı inkâr politikası yürütülüyor. Türkiye yasalarında değişiklik yapılmasını istiyoruz. Türkiye'de Kürtler hukuk ve adaletin dışında bırakılmış durumda. Kürtlerin haklarının Türkiye Anayasası'nda yer alması için çalışıyoruz. Türkler, Kürtlerin yardımıyla zor durumdan çıktılar. Ne geliştirdilerse Kürtlerin yardımıyla geliştirdiler; bu tarihsel olarak belgelenmiştir, ancak bu tarihi gizlediler. Biz şimdi bu tarihi ortaya çıkarıyoruz. Devlet, eğer gerilla silah bırakırsa Kürtler için değişiklikler yapacağını ve adımlar atacağını söylüyor. Kongremizi yaptığımızda ve PKK'yi feshettiğimizde, Önder Apo'nun ancak alınan kararları pratikte yürütebileceğini söyledik. Bunu yapması için Önder Apo'nun fiziksel olarak özgür olması gerek. Olmadığı sürece devletin yasası uygulanmaz. Bunun zemini var ve zamanı gelmiştir. Devletin yaptığı açıklamaların arkasında durması gerekiyor."

'ÖCALAN ÖZGÜR OLMAZSA SİLAHLARI BIRAKMAYIZ'

Bayık, silah bırakma ve Türkiye'ye dönüş konusunda Abdullah Öcalan'ın durumunu şart olarak öne sürerek şu ifadeleri kullandı:

"Önder Apo özgür olmazsa silahları bırakmayız ve Türkiye'ye gitmeyiz. Eğer silah bırakacaksak demokratik siyaset faaliyeti yürütme hakkımızın olması gerekiyor. Aynı zamanda yasaların değiştirilmesi gerekiyor. Türk hukukunda Kürtler yok. Değişiklik yapılmazsa Kürtlerin her türlü baskı altına alınması ve yok edilmeye çalışılması devam edecektir. Türkiye bu zihniyetle devam ederse zarar görecektir. Türkiye devletine güvenimiz yok ve kuşkuyla yaklaşıyoruz. Kayyımlar devam ediyor. Şimdiye kadar siyasi tutuklular serbest bırakılmadı. Aralarında birçok hasta da bulunuyor. Cezaevlerinin boşaltılması gerekiyor. Terör listesinden de şimdiye kadar kimse çıkarılmadı. Eski siyasetten değişen bir şey yok. Bundan kaynaklı kaygılar var. Bu kaygıların ortadan kalkması için somut adımların atılması gerek. Her şeyi silah bırakmaya sıkıştıran bir anlayış var."

Bu açıklama da 18 Eylül'de yayımlanan haberlerde Bayık'a atfen aktarıldı.

'BİZ BİR MÜCADELE HAREKETİYİZ'

Silah bırakmaya hazır olduklarını söyleyen Bayık, şöyle devam etti:

"Biz silah aşığı değiliz; halkımızı korumak için silah taşıdık. Bir kez daha savaş istemiyoruz. Bunu dünyaya ilan ettik, ancak güvenceler istiyoruz. Devlet de korkuyor ve kuşkuyla yaklaşıyor. Bunu ortadan kaldırmak için silahları da yaktık. PKK örgütsel olarak feshedildi, ancak bu PKK'nin ruhunun ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. PKK, Kürt toplumu içinde bir ruh oluşturdu ve onu canlı hâle getirdi. Bu ruhla bugüne geldik. Bu ruhla katliamların önünü aldık. PKK bir ruhtur, Kürtler bu ruh ile canlandı. Bu bir hakikat. 50 yıllık süreçte hatalar da yaptık. Bu, istediğimiz sonuçları alamamamıza neden oldu. Bu yöntemle devam edersek tehlikelerin ortaya çıkabileceğini gördük. Mücadeleden vazgeçmedik; biz bir mücadele hareketiyiz."

PKK'NİN FESHEDİLMESİ NASIL KARŞILANDI?

Bayık, PKK'nin feshedilmesi kararına ilişkin ise şunları söyledi:

"Bazı kişiler bunu kabul etmedi, bazı kişiler tereddüt yaşadı, halk da kuşkuya düştü. Ancak bu uzun sürmedi. PKK şimdi siyasi bir biçimde faaliyet yürütüyor. Hiçbir zaman özgürlükten ve halkımızdan vazgeçmeyiz. Bütün halklar için mücadele ediyoruz. PKK üyeleri halklarına hizmet edecek. Bunun dışında bir çabaları da yok. Onların bireysel bir yaşamları yok, yaşamlarını halk ve ülkelerinin özgürlüğüne adamışlardır. Ne maddiyat ne de başka bir şey var. Sadece Kürtlerin değişmesi ve dönüşmesi yetmez, Türkiye Devleti'nin bir bütün olarak değişmesi ve dönüşmesi gerek. Ancak o zaman sonuç alınır. Türkiye'de bir değişim ve dönüşüm yaratmak Kürtlerde değişim ve dönüşüm yaratmaktan daha zor ancak bu ikisinin bir arada yapılması gerek; yoksa sonuç alınmaz. Demokratik bir cumhuriyet olmadan hiçbir halkın sorunları çözüme kavuşmaz."

'KÜRTLERİN BİRLİĞİ İÇİN KOŞULSUZ HAZIRIZ'

Bayık, Kürt siyasi aktörleri arasındaki ilişkilere yönelik değerlendirmesinde şunları kaydetti:

"Kürtlerin birliği için tarihsel bir fırsat oluşmuştur. Herkesle masaya oturmaya ve Kürt ulusal birliği için çalışmaya hazırız; bu konuda hiçbir şartımız yok. Herkes ulusal birliği, demokratikleşmeyi, özgürlüğü esas almalı, esaslarımız budur. Başûr'da iki yıldır bir seçim oldu ancak hükümet kurulmadı. Hepimizin Başûr Kürdistanı'nın kazanımlarını koruması gerekiyor. Başûr'da demokratik bir hükümet oluşması gerek. Devletler Başûr'un statüsünü bozmak istiyor. Önder Apo Başûr'un kazanımlarının korunması gerektiğini her fırsatta dile getiriyor. Önder Apo, KDP ve YNK liderleriyle görüşmek istiyor. KDP ve YNK başta olmak üzere Başûr'daki her siyasi oluşum Önder Apo ile görüşmek istemeli, bu ulusal bir görev. Bunun için baskı yapmaları gerek; yoksa Türkiye kabul etmez. Başûr'daki yetkililerle bazı görüşmelerimiz oldu ve birbirimizin görüşlerini alıyoruz. Başûr'da bir hükümet kurulamıyor. Siyasi partiler kendi çıkarlarını değil ulusun çıkarlarını öncelemeli. Halkın haklarını öncelemeliler."

SURİYE VE QSD'YE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME

Kuzey ve Doğu Suriye'deki gelişmeler ve QSD'ye ilişkin konuşan Bayık şunları söyledi:

"Demokratik entegrasyon, her şeyi devlete teslim etmek anlamına gelmez. Kürt bölgelerinin özerkliğinin olması gerekiyor. Suriye devleti Rojava Kürdistanı'nda Baas rejimi gibi hareket etmek istiyor. Kürtler Baas zihniyetini bir daha kabul etmemeli. Kürtçe dersinin kısıtlanması kabul edilmemeli, bu Kürtlere hakaret. Sadece dilini değil kimliğini de kabul etmiyor. Sîpan Hiznî'nin öldürülmesi ve Kobani'deki cezaevi olayını takip ettik. Suriye devleti adım adım Rojava'yı ele geçirmek istiyor. Kürtler bunu kabul etmemeli ve taviz vermeden direnmeli. Suriye'de gelecekte ne olacağı belirsiz. Birçok yerde halk ayaklanmış durumda. Rojava Kürdistanı ağır bedeller ödedi ve dünyayı DEAŞ'ten kurtardı. İnsanlık Rojava Kürdistanı'na borçludur."

MAZLUM ABDİ'YE ELEŞTİRİ

Bayık, Mazlum Abdi'nin Suriye yönetimindeki yeni görevine ilişkin de değerlendirmede bulundu:

"Mazlûm Ebdî, hiçbir görev kabul etmeyeceğini ve halkının içinde olacağını söyledi. Bu açıklaması yerindeydi. Ancak son dönemde Şera'nın danışmanı oldu. Eğer Kürtler adına olsaydı, o zaman sorun olmazdı. Mevcut eleştiriler yerindedir. Biz de eleştiriyoruz; çünkü kabul etmemesi gerekirdi. Şera'nın Kürtlere ihtiyacı var. Ancak Kürtler birbirlerine dost olursa dostları olur. Bunun dışında, 'Bu Kürtlerin dostudur' diyebileceğimiz bir güç yoktur. Ancak bu, ilişkiler kurmadığımız anlamına gelmez."

Bayık'ın Mazlum Abdi'ye yönelik bu değerlendirmeleri de aynı röportajdan yapılan haberlerde yer aldı.

'KANDİL KÜRTLERİN KALESİDİR'

Irak, Şengal, Mahmur Kampı, Kandil ve İran'daki gelişmelere değinen Bayık şu ifadeleri kullandı:

"Ezîdî Kürtleri, Irak devletiyle demokratik entegrasyon için adım atmak istiyor. Eğer bu gerçekleşirse iyi olur. Irak'ın bu sorunu çözmek istediği açık. Tahmin ediyorum ki KDP, Türkiye ve İran bunun gerçekleşmesini istemiyor. Eğer süreç başarıya ulaşırsa Mahmur Kampı dosyası da çözülecektir. Türkiye ve Irak devletleri, Mahmur Kampı halkının Türkiye'ye dönmesi yönünde karar aldılar. Bu adım için güvencelerin olması gerekiyor. Bunun için sürecin başarıya ulaşması gerek. İnsanlar dönecekse onurlu bir şekilde dönmeli. Bu insanların köylerinde hâlâ korucular var. Onları çıkarmadan bu insanlar nasıl köylerine dönsün? Bir garanti lazım. Garantisi süreçtir. Yıllardır Kürtçe eğitim görüyorlar, Türkçe eğitim alamazlar; bunun için de bir çözüm bulunmalı. Önder Apo 'Kimse bireysel olarak Türkiye'ye dönmemeli' diyor. Kandil, Kürtlerin kalesidir. Kandil halkını kimseye teslim etmeyiz; kendilerini korumaları gerekiyor. Önder Apo Kandil halkının savunulması gerektiğini söylüyor. Kandil halkı bütün Kürtlere hizmet etti. Kandil'i korumak tüm Kürtlerin görevidir. İran rejimi Kürt sorununu çözmezse yıkılacaktır. Rojhilat Kürtlerinin kendilerini örgütlemeleri ve hazırlamaları gerekiyor. Demokratik entegrasyon başarıya ulaşmazsa, savaş olsa bile kendilerini savaşa hazırlamaları gerekiyor."

'SÜREÇ BAŞARIYA ULAŞMAZSA BÜYÜK BİR SAVAŞA DA HAZIRIZ'

Bayık açıklamasının sonunda şu ifadeleri kullandı:

"Barış süreci için bazı adımlar attık ve bunun için bir zemin oluşturduk. Bu zemini güçlendirmek ve başarıya ulaştırmak istiyoruz. Siyasetle, çabalayarak daha fazla sonuç alacağız. Eğer süreç başarıya ulaşmazsa büyük bir savaşa da hazırız. Halkımızın amaçlarını gerçekleştirmediğimiz sürece mücadeleden vazgeçmeyeceğiz."

Cemil Bayık'tan İmralı ve silah bırakma açıklaması: 'Öcalan özgür olmazsa silahları bırakmayız'

Kaynak : PERRE

YöneticiYönetici