Emekliler: İstatistiklerde "Var", Hayatta "Kayıt Dışı"

Celil Kocataş

04-07-2026 16:04

Yıllarca bu ülkenin çarklarını döndürdüler, alın teri döktüler, sigorta primlerini kuruşu kuruşuna yatırdılar. Bugün ise "sosyal devlet" şemsiyesi altında huzurlu bir bahar beklerken, kendilerini büyük bir "kayıt dışı" hayatın içinde buldular.
Evet, yanlış okumadınız. Emeklilerimiz artık sadece maaşlarıyla değil, hayatın kendisinden koparılarak kayıt dışına itiliyor.
Açlık sınırı 35.759 TL iken 23.500 TL’ye mahkûm edilen bir emekli için mesele sadece "ay sonunu getirmek" değildir. Mesele, toplumsal yaşamın dışına itilmektir. Etiketlerden korktuğu için pazara gidemeyen, sosyal aktiviteyi "lüks" gördüğü için evine kapanan, torununa harçlık veremediği için bayramları unutan bir nesil, sistemin görünmez duvarları arkasına hapsediliyor.
İşte bu, sessiz bir "sosyal kayıt dışılık"tır. İstatistiklerde varlar, oy pusulalarında varlar, ancak yaşam kalitesi söz konusu olduğunda sistemin "yok" saydığı bir topluluğa dönüşüyorlar.
Bir emeklinin artık tiyatroya, sinemaya, hatta bir çay bahçesinde dostlarıyla sohbet etmeye bütçe ayıramaması;
Sağlık harcamalarıyla maaşını eczanelere bırakıp, kendi ihtiyaçlarından vazgeçmesi;
"Gelecek ay ne yapacağım?" kaygısının, insanın ruhuna çöken bir ağırlığa dönüşmesi;
Bunların hiçbiri birer "tercih" değildir. Bu, sistemin dayattığı, emekliyi "ev hapsine" mahkûm eden bir ekonomik izolasyondur. Emekli, evinde sessizce beklerken aslında yavaş yavaş toplumsal yaşamdan silinmektedir.
Oysa bir ülkenin büyüklüğü, gökdelenleriyle ya da yapılan yollarla değil; ömrünü çalışarak geçirmiş insanlarına gösterdiği vefayla ölçülür. Emekliyi açlık sınırının altında yaşamaya, yani "kayıt dışı bir hayatı" yaşamaya mecbur eden bir düzen, sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmaz. Emekli, sadaka değil; yıllarca ödediği primlerin karşılığını, yani onurlu bir yaşam hakkını istiyor.
Bugün emekliye reva görülen bu "kayıt dışı yaşam", yarın herkesin kapısını çalacak. Çünkü emeklilik bir ayrıcalık değil, çalışan herkesin er ya da geç ulaşacağı ortak gelecektir.
Emekliyi kayıt altına, yani "insanca yaşanabilir bir hayatın" içine dahil etmek; bir lütuf değil, toplumsal bir zorunluluktur.
Sonuç olarak "İnsan karnı doyduğunda düşünmeye, sorgulamaya başlar. Dolayısıyla, mevcut ekonomik düzenin emekliyi ve çalışanı açlığa terk etmesi, aslında toplumun idrak yetisini baskı altında tutma çabasından başka bir şey değildir."

DİĞER YAZILARI Ekran Karşısında Bir Soru: Reyting Uğruna Toplumsal Denge Zedeleniyor mu? 01-01-1970 03:00 Evin Kapısı Var, Ama Eşiği Çok Yüksek: Depremzede Anahtara Nasıl Uzansın? 01-01-1970 03:00 Tek kelime ,Irmak Öğretmen Öldü! 01-01-1970 03:00 Taksitli Memleket: Satılan Taşınmazlar, Ertelenen Borçlar ve Kâğıt Üzerindeki Refah 01-01-1970 03:00 Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma 01-01-1970 03:00 Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? 01-01-1970 03:00 Köy yine karışık; herkes bir üstünlük kurma yarışında 01-01-1970 03:00 Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz 01-01-1970 03:00 Şimdi ne olacak, haydeee… 01-01-1970 03:00 Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? 01-01-1970 03:00 Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde 01-01-1970 03:00 Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik 01-01-1970 03:00 Ben Neyi Savunuyorum? 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi 01-01-1970 03:00 Yeni İsimler Er Meydanında 01-01-1970 03:00 Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak 01-01-1970 03:00 "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı 01-01-1970 03:00 Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz 01-01-1970 03:00 Ahlakın Partisi Olmaz 01-01-1970 03:00 Kazananı Olmayan Bir Sınav 01-01-1970 03:00 Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor 01-01-1970 03:00 Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu 01-01-1970 03:00 Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar 01-01-1970 03:00 Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı 01-01-1970 03:00 Köyde Kazan Kaynıyor 01-01-1970 03:00 Kürsü Sizin, Sokak Bizim! 01-01-1970 03:00 Sıradaki kim? 01-01-1970 03:00 Kutuplaşmanın dili 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli 01-01-1970 03:00 Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer. 01-01-1970 03:00 Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar 01-01-1970 03:00 Bir “Şok” Diğerini Sökerken 01-01-1970 03:00 Köyde buyuk telaş 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün 01-01-1970 03:00 Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar 01-01-1970 03:00 Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? 01-01-1970 03:00 Bir Şehir Dolusu Mağduriyet 01-01-1970 03:00 BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER 01-01-1970 03:00 Yeter artık bi kalkın 01-01-1970 03:00 10 ocakta hatırlananlar 01-01-1970 03:00 Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu 01-01-1970 03:00 Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 01-01-1970 03:00 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? 01-01-1970 03:00 Bir Felaketin Uzayan Gölgesi 01-01-1970 03:00