Depremden Sonra Değil, Türkiye’de Kira Gerçeği: İnsanlar Ev Değil, Geçinebilecekleri Bir Hayat Arıyor

Celil Kocataş

28-08-2026 21:45

Depremle birlikte konut meselesinin ne kadar önemli olduğunu hepimiz gördük. Binlerce insan evini kaybetti, kiralık konutlara olan talep arttı, bazı bölgelerde kiralar kısa sürede ciddi şekilde yükseldi. Ancak bugün kira sorunu yalnızca deprem bölgelerinin sorunu değil.
Türkiye’nin dört bir yanında kiralar vatandaşın belini büküyor.
İstanbul’dan Ankara’ya, İzmir’den Antalya’ya, Malatya’dan Adıyaman’a, büyükşehirlerden Anadolu’nun en küçük ilçelerine kadar aynı şikâyeti duyuyoruz:
“Bu kirayı nasıl ödeyeceğiz?”
Eskiden insan ev ararken “Kaç oda, kaçıncı kat, ulaşımı nasıl?” diye sorardı.
Şimdi ilk soru şu:
“Kirası ne kadar?”
Çünkü kira, artık yalnızca aylık bir gider değil; birçok aile için adeta hayatın tamamını belirleyen bir yük haline geldi.
Bir emekli maaşını alıyor, daha eline geçmeden kirasını düşünüyor.
Bir memur maaşını alıyor, ev kirası, faturalar ve mutfak masraflarını hesaplıyor.
Asgari ücretle çalışan bir vatandaş ise çoğu zaman “Geçinebilir miyim?” sorusundan önce “Evimi kaybeder miyim?” korkusuyla yaşıyor.
Maaşlar ile kiralar arasındaki makas açılıyor
Asıl düşündürücü olan da burada başlıyor.
Konut fiyatları yükseliyor, kiralar yükseliyor, temel ihtiyaçların fiyatları yükseliyor. Fakat vatandaşın geliri aynı hızla artmıyor.
Böyle olunca ortaya garip bir tablo çıkıyor:
İnsan çalışıyor ama geçinemiyor.
Daha çok çalışıyor ama yine yetmiyor.
Evine daha fazla para götürüyor ama ay sonunda elinde daha az para kalıyor.
Peki bunun sonu nereye varacak?
Bir ülkede çalışan insanlar kazandıkları parayla makul şartlarda barınamıyorsa, burada sadece kira sorunundan söz edemeyiz.
Burada ciddi bir sosyal ve ekonomik sorun vardır.
Ev sahibi de kiracı da aynı ekonominin içinde
Elbette bu meseleye tek taraflı bakmamak gerekiyor.
Ev sahibinin de giderleri var. Vergisi var, bakım masrafı var, aidatı var, kendi ekonomik şartları var.
Ancak kiracının da bir hayatı var.
Kiracının maaşı belli.
Çocuğunun okul masrafı belli.
Mutfağın, elektriğin, doğalgazın, ulaşımın maliyeti ortada.
Bu nedenle kira meselesini “ev sahibi-kiracı kavgası” haline getirmek yerine, ülkenin genel ekonomik şartları içerisinde değerlendirmek gerekiyor.
Çünkü sorun sadece yüksek kira isteyen ev sahibi değildir.
Sorun; konut arzından üretim maliyetlerine, enflasyondan gelir dağılımına, şehirlerin nüfus yapısından sosyal konut politikalarına kadar uzanan büyük bir zincirin sonucudur.
Peki devlet ne yapmalı?
İşte burada asıl sorumluluk ortaya çıkıyor.
Vatandaşın “Kiram çok yüksek” demesiyle bu mesele çözülemez.
Kalıcı çözümler gerekiyor.
Daha fazla sosyal konut üretilmeli.
Dar gelirli vatandaşın güvenli ve ulaşılabilir konuta erişimi kolaylaştırılmalı.
Konut arzı artırılmalı.
Fahiş kira uygulamaları ve kayıt dışı işlemler etkin biçimde denetlenmeli.
Özellikle büyük şehirlerde insanların maaşlarına göre yaşayabilecekleri konut modelleri geliştirilmeli.
Çünkü sosyal konut sadece ev yapmak değildir; insanlara geleceğini kurabileceği bir yaşam alanı sağlamaktır.
Bugün ev kiralamak, eskiden ev satın almak gibiyse bir yerde yanlışlık var
Eskiden insanlar yıllarca çalışıp ev sahibi olmayı hayal ederdi.
Bugün birçok insan artık ev sahibi olmayı bırakın, makul bir kiralık ev bulabilmeyi başarı sayıyor.
Gençler evlilik planlarını erteliyor.
Yeni evlenenler daha küçük evlere yöneliyor.
Emekliler çocuklarının yanına taşınmayı düşünüyor.
Çalışan insanlar işine yakın ev bulamadığı için saatlerini yollarda geçiriyor.
Bazıları yaşadığı mahalleyi, bazıları yaşadığı şehri değiştirmek zorunda kalıyor.
Bütün bunlar bize şunu gösteriyor:
Kira sorunu artık sadece ekonomik değil, toplumsal bir mesele haline gelmiştir.
Ve bu mesele yalnızca deprem bölgelerinde değil, Türkiye’nin tamamında masaya yatırılmalıdır.
Çünkü ev, insanın en temel ihtiyacıdır.
İnsan önce karnını doyurur, sonra başını sokacak bir çatı arar.
Vatandaşa lüks bir hayat vaat etmiyoruz.
Kimse her ay tatile çıkmak, her akşam restoranda yemek yemek istemiyor.
İnsanların istediği çok daha basit:
Çalışayım, kiramı ödeyeyim, faturalarımı yatırayım, çocuklarımın ihtiyaçlarını karşılayayım ve ay sonunda cebimde biraz para kalsın.
Bundan daha doğal bir beklenti olabilir mi?
Bugün Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri belki de tam olarak budur:
İnsanlar artık ev değil, geçinebilecekleri bir hayat arıyor.
Ve eğer bir ülkede milyonlarca insanın en büyük endişesi “Gelecek ay kirayı nasıl ödeyeceğim?” sorusuna dönüşmüşse, o sorunun cevabını yalnızca kiracıdan beklemek mümkün değildir.
Bu mesele devletin de, yerel yönetimlerin de, ekonominin de en ciddi gündemlerinden biri olmak zorundadır.
Çünkü başını sokacak bir ev bulabilmek lüks değil, insan hakkıdır.

DİĞER YAZILARI Evimiz Yanarken Camdan Bakmak: Deprem Gerçeği ve Bitmeyen Umursamazlık 01-01-1970 03:00 Milyon Euroluk Transferler, Milyarlarca Liralık Borçlar 01-01-1970 03:00 Bu Ülkede Bir Haftada Neler Yaşandı? Gündem Değişiyor, Dertler Değişmiyor... 01-01-1970 03:00 Toplum Nereye Gidiyor? Sessiz Bir Çöküşün İçinde miyiz? 01-01-1970 03:00 Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana 01-01-1970 03:00 Bir Haftaya Sığan Türkiye, Bir Ömre Yayılan Sorunlar 01-01-1970 03:00 Mehterle Karşılayıp, İzmir Marşı'yla Uğurlayamadık 01-01-1970 03:00 Emekliler: İstatistiklerde "Var", Hayatta "Kayıt Dışı" 01-01-1970 03:00 Ekran Karşısında Bir Soru: Reyting Uğruna Toplumsal Denge Zedeleniyor mu? 01-01-1970 03:00 Evin Kapısı Var, Ama Eşiği Çok Yüksek: Depremzede Anahtara Nasıl Uzansın? 01-01-1970 03:00 Tek kelime ,Irmak Öğretmen Öldü! 01-01-1970 03:00 Taksitli Memleket: Satılan Taşınmazlar, Ertelenen Borçlar ve Kâğıt Üzerindeki Refah 01-01-1970 03:00 Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma 01-01-1970 03:00 Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? 01-01-1970 03:00 Köy yine karışık; herkes bir üstünlük kurma yarışında 01-01-1970 03:00 Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz 01-01-1970 03:00 Şimdi ne olacak, haydeee… 01-01-1970 03:00 Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? 01-01-1970 03:00 Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde 01-01-1970 03:00 Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik 01-01-1970 03:00 Ben Neyi Savunuyorum? 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi 01-01-1970 03:00 Yeni İsimler Er Meydanında 01-01-1970 03:00 Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak 01-01-1970 03:00 "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı 01-01-1970 03:00 Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz 01-01-1970 03:00 Ahlakın Partisi Olmaz 01-01-1970 03:00 Kazananı Olmayan Bir Sınav 01-01-1970 03:00 Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor 01-01-1970 03:00 Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu 01-01-1970 03:00 Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar 01-01-1970 03:00 Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı 01-01-1970 03:00 Köyde Kazan Kaynıyor 01-01-1970 03:00 Kürsü Sizin, Sokak Bizim! 01-01-1970 03:00 Sıradaki kim? 01-01-1970 03:00 Kutuplaşmanın dili 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli 01-01-1970 03:00 Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer. 01-01-1970 03:00 Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar 01-01-1970 03:00 Bir “Şok” Diğerini Sökerken 01-01-1970 03:00 Köyde buyuk telaş 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün 01-01-1970 03:00 Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar 01-01-1970 03:00 Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? 01-01-1970 03:00 Bir Şehir Dolusu Mağduriyet 01-01-1970 03:00 BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER 01-01-1970 03:00 Yeter artık bi kalkın 01-01-1970 03:00 10 ocakta hatırlananlar 01-01-1970 03:00 Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu 01-01-1970 03:00 Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 01-01-1970 03:00 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? 01-01-1970 03:00 Bir Felaketin Uzayan Gölgesi 01-01-1970 03:00