Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Şanlıurfa'da düzenlenen halk buluşmasında Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun ile Türkiye ve Suriye'deki gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Konuşmasında çatışma ortamında yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı dileyen Bakırhan, ölen PKK mensuplarının ailelerinin yanı sıra şehit ve gazi ailelerinin acılarını da paylaştıklarını söyledi.
'TRABZON'UN ACISI DA SİİRT'İN ACISI DA URFA'NIN ACISI DA EŞİTTİR'
Bakırhan, hiçbir ailenin evlat acısı yaşamaması gerektiğini belirterek şunları kaydetti:
"Türkiye'nin dört bir yanında taziyeler kuruluyor. Demek ki daha önce koşullar uygun olmadı. Çatışma ve şiddet ortamında yaşamını yitiren gençlerin taziyeleri açıklanıyor. Hamasete girmeden o ailelere başsağlığı diliyorum. Hiçbir söz evlat acısını gideremiyor. O ailelerin acısını paylaşıyoruz.
Sadece Barış Annelerinin, Cumartesi Annelerinin değil, şehit ve gazi ailelerinin de acılarını paylaşıyoruz. Trabzon'un acısı da Siirt'in acısı da Urfa'nın acısı da eşittir. Kimse evladını yitirmesin. 'Bu süreç nedir?' diye bize soruyorlar. Hiçbir annenin evladını yitirmemesi sürecidir. O sıvasız evlere acı düşmeme sürecidir.
Bakın, iki yıldır bu süreç başladı. Çok şükür tek bir canımızı yitirmedik. O fakir, sıvasız, yoksul evlere gençlerin bedenleri gitmedi. Bundan daha kutsal bir şey olamaz."
'İLK DEFA KÜRT MESELESİ İÇİN BİR YASA GEÇTİ'
Resmî Gazete'de yayımlanan çerçeve yasaya ilişkin görüşlerini paylaşan Bakırhan, sürecin ağır ve aksak ilerlediğini ancak düzenlemenin önemli olduğunu savundu.
Bakırhan, şöyle konuştu:
"İki yılı aşkın süredir hep birlikte bu süreci büyük titizlik ve dikkatle izliyoruz. Gittiğimiz birçok yerde halkımız, halklarımız tereddütlerini ve güvensizliklerini dile getirdiler. Evet, ağır yürüdü, aksak yürüdü. Daha önce bu yasa çıkarılabilirdi ama günün sonunda eksiklerine, aksaklıklarına rağmen Meclis'te tarihî bir yasa geçti.
Yüz yıllık Meclis tarihinde ilk defa Kürt meselesi yasal bir zeminde tartışıldı. İlk defa Kürt meselesi için bir yasa geçti. Kürt yok denilen, kimliği inkâr edilen, diline 'bilinmeyen dil' denilen, Mecliste konuştuğu zaman mikrofonların kapatıldığı, Meclis tutanaklarına 'bilinmeyen dil' diye geçen Kürt meselesiyle ilgili bir yasa geçti. Bu çok önemlidir. Bu önemi herkes bilmelidir."
'BU YASA KÜRT MESELESİNİN ÇÖZÜM YASASI DEĞİL'
Yasada Kürtlere yönelik bir kazanım bulunmadığı yönündeki eleştirilere yanıt veren Bakırhan, düzenlemenin Kürt meselesinin bütün boyutlarıyla çözümünü sağlamadığını söyledi.
Yasanın temel amacının silahı ve şiddeti devreden çıkararak meseleyi siyasi zemine taşımak olduğunu ifade eden Bakırhan, şunları kaydetti:
"Peki ne oldu? Dilimize ne oldu? Kimliğimize ne oldu? Belediyelere kayyum atandı, ne oldu? Cezaevindeki Selahattinlere, Figenlere, Leyla Güvenlere ne oldu? Bu yasa Kürt meselesinin çözüm yasası değil. Yasanın temel amacı silahı ve şiddeti devreden çıkarıp Kürt meselesini siyasi zemine taşımak, orada tartışmak ve çözmekti.
Peki bu talepleri unuttuk mu? Bu talepleri dile getirmeyecek miyiz? Bu taleplerimiz gerçekleşmeyecek mi? Tabii ki dile getireceğiz, savunacağız. Bu taleplerin çözümü için mücadele edeceğiz. Ama o yasa bu yasa değil."
'YÜZ YILLIK BİR MESELE BU YASAYLA ÇÖZÜLMEYECEK'
Çerçeve yasanın silahlı yapıların tasfiyesi ve bunun ortaya çıkardığı sonuçlara ilişkin düzenlemeler içerdiğini savunan Bakırhan, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Nedir bu yasa? Diyor ki Selahattinler, Figenler, Ali Ürkütler, Leyla Güvenler ve cezaevindeki binlerce Kürt siyasi tutsak dışarı çıkacak. Çeşitli sebeplerden, baskılardan dolayı yurt dışına sürgüne gidenler ülkeye dönecek. Elinde silah olan, silahla mücadele eden PKK'nin dağ kadroları demokratik, sosyal ve siyasal yaşama katılacak.
Diğer meselelerimiz bir sonraki aşamanın konularıdır, bir sonraki yasaların konularıdır. Bu yasa, Kürt meselesinin bütün boyutlarıyla çözüldüğü bir yasa değil. Sonuçlarını ortadan kaldıran, meseleyi şiddet, çatışma ve ölüm zemininden alıp hukuki ve siyasi zemine getiren bir yasadır.
Yoksa yüz yıllık bir mesele bu yasayla çözülmeyecek. Biz de bunu çok iyi biliyoruz. Bu yasa bir ilktir. Bu yasa bir kapı aralıyor, sonrasını Urfa halkımıza bırakıyor. Şimdi bir kapı aralandı."

'SİLAHLARIN SUSMASI HER ŞEYE YETMEZ'
Yasanın küçümsenmemesi gerektiğini ifade eden Bakırhan, silahların susmasının kalıcı barış için tek başına yeterli olmadığını söyledi.
Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:
"Bu yasa ilk defa Kürt meselesini Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Meclis zeminine taşımıştır ve Meclis zemininde bir yasa çıkmıştır. Biz önemsiyoruz. Peki silahların susması her şeye yeter mi? Hayır, yetmez.
Silahlar sustu ama eşit yurttaşlar olduğumuz bir düzen kurulmalıdır. Kürt'ün ötekileştirilmediği, stadyumlarda sarı torbaların gösterilmediği, Kürt'ün onurunun ve kimliğinin aşağılanmadığı bir düzen kurulmalıdır. İşte bu düzenin ön adımları bu yasadır."
'BARIŞ SADECE ÇATIŞMANIN BİTMESİ DEĞİLDİR'
Barışın farklı kimlik ve inançların özgürce yaşayabileceği bir düzen kurulmasını gerektirdiğini belirten Bakırhan, şöyle devam etti:
"Barış sadece çatışmanın bitmesi değildir. Barış; Kürt'ün korkmadan, çekinmeden ve endişe duymadan kendi kimliğiyle, Alevi'nin kendi inancıyla, Arap yurttaşlarımızın kendi kimliğiyle onurluca yaşadığı bir düzen kurmaktır.
Dolayısıyla henüz yolun başındayız. Bu yasa her şey değil. Bu yasa önemlidir, bir adımdır ve bir kapı aralamıştır."

'ŞAM'DA ÖNEMLİ BİR ADIM ATILDI'
Konuşmasının devamında Suriye'deki gelişmeleri değerlendiren Bakırhan, Kürtlerin Suriye'nin geleceğinde kilit bir role sahip olduğunu savundu.
Bakırhan, şu değerlendirmede bulundu:
"Şimdi gelelim Rojava'ya. Öyle şeyler yazılıp çiziliyor ki biz bile hayretle izliyoruz. Çok önemli gelişmeler var. Öncelikle onu söyleyeyim: Şam'da önemli bir adım atıldı. Kürtler, Suriye'nin geleceğinde çok önemli ve kilit bir role sahip oldu.
Kürtler kendi kentlerinin olduğu bölgelerde kendi belediye başkanını, kaymakamını ve valisini seçiyor. Kendi güvenliğini sağlayan güçleri var. En son oradaki kadın militanlar da iç asayiş olarak kabul edildi. Kürtler bu anlaşmayla birlikte Suriye'nin geleceğinde söz sahibi oldu."
MAZLUM ABDİ'NİN DANIŞMANLIK GÖREVİNİ DEĞERLENDİRDİ
Mazlum Abdi'nin Suriye Cumhurbaşkanlığı bünyesinde danışman olarak görevlendirilmesine ilişkin tartışmalara değinen Bakırhan, bu görevlendirmenin kişisel değil kurumsal olduğunu savundu.
Bakırhan, şöyle konuştu:
"Şimdi diyorlar ki 'Mazlum Kobani niye Şara'nın danışmanı oldu?' Mazlum Kobani, Şara'nın danışmanı olmadı; Cumhurbaşkanlığının kurumsal yapısına dâhil oldu. Ne adına dâhil oldu? Kürtlerle, diğer halklar ve inançlarla yaşanacak sorunları çözmek için danışman oldu."
ANA DİLDE EĞİTİMİN ANAYASAL GÜVENCEYE ALINMASINI İSTEDİ
Suriye'de ana dilde eğitime ilişkin gelişmelerin sınırlı olduğunu belirten Bakırhan, Kürtlerin yaşadıkları her yerde herhangi bir kısıtlama olmadan kendi dillerinde eğitim görebilmesi gerektiğini söyledi.
Bakırhan, şunları kaydetti:
"Suriye'de ana dilde eğitimle ilgili sınırlı bir gelişme var. Biz bunu eleştiriyoruz. Büyük ihtimalle bu salonda oturan arkadaşlarımızın da en temel eleştirilerinden biri budur. Suriye'nin ulusal dili olarak kabul ediyorsanız saatle, günle, üç beş ders ismi sayarak o dili yaşatamazsınız.
Sınırlı ders saatiyle yetinilmemeli. Kürtler Suriye'de nerede yaşarsa yaşasın hiçbir kısıtlama olmadan ana dilde eğitim görmelidir. Suriye yönetimi de ana dilde eğitim meselesini kısıtlarla ve kararnamelerle hayata geçirmemelidir. Ana dilde eğitim yasal ve anayasal güvencelere kavuşmalıdır. Şu anda yasal ve anayasal bir güvence yok. Kürtler, kendi ana dilleri dâhil olmak üzere bu meselelerin daha geniş şekilde yorumlanması için mücadele ediyor."
'EKSİK DE OLSA KAZANIMLAR VAR'
Suriye'deki Kürt yapıların merkezî yönetimle yaptığı anlaşmaların küçümsenmemesi gerektiğini savunan Bakırhan, sözlerini şöyle tamamladı:
"Kobani'de, Afrin'de değil; Halep'te de Şam'da da Suriye'nin genelinde Kürtler yönetime ortak olmalıdır. Bazı atamalar da bunu gösteriyor. Dolayısıyla bu durumu küçümsememek lazım. On yıl önce orada kimlik yoktu. Büyük bedeller var ama bu bedellerin karşılığında eksik de olsa kazanımlar da var. Bunu kabul etmek lazım.
Bununla yetinilmeyip başta dil ve ana dilde eğitim olmak üzere bu mesele Kürtleri tatmin edebilecek bir noktaya gelmelidir. Dünyanın her yerinde olduğu gibi bizlerin de her kazanımı büyük bedellerle oldu. Bu kazanımlarda emeği geçen ve bedel ödeyen herkesin aziz hatırasını kendi adıma ve partim adına yüreğimizde taşıyoruz, taşımaya devam edeceğiz."
Kaynak : PERRE














