Diyetisyen Dilan Aydın, sosyal medyada popüler olan diyetlerin gerçekten sağlıklı olup olmadığı konusunda çarpıcı değerlendirmelerde bulundu:
Anne karnından başlayarak, yaşam süresince canlılığın vazgeçilmez bir parçası olan beslenme; yaşam kalitesini yükseltmek, sağlığı korumak ve geliştirmek için, vücudun gereksinimi olan besin ögelerinin yeterli miktarda ve uygun zaman içerisinde tüketilmesini içeren bir eylemdir. Doğru bilgiye erişim, doğru karar verme ve değerlendirme aşamaları sağlıklı beslenme davranışlarının oluşmasında elzemdir. Diyet kalitesi, sağlıklı gıdanın seçimi, doğru beslenme bilgisine sahip olma, anlama ve kullanma becerisinin tümünü davranışa aktarabilme yeteneği beslenme okuryazarlığı olarak ifade edilmektedir. Beslenme okuryazarlığı düzeyi ile sağlıklı beslenme davranışı pozitif ilişkilidir.
Günümüzün dijital çağında, sosyal medya platformları insanların günlük yaşamlarının ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Özellikle yeme-içme davranışları üzerinde büyük bir etkisi olan sosyal medya, bireylerin ne yediklerini, nasıl yediklerini ve hangi yiyecekleri tercih ettiklerini belirleyebilmektedir. Sosyal medya, yarattığı ideal bedene ulaşmak için bireylerin ne yapması gerektiğini, hatta ne yemesi ve yememesi gerektiğini adeta dikte etmektedir. Tüketim toplumunda dayatılan bu “diyet ürünler” böylelikle bir pazarın ortaya çıkmasına olanak tanımıştır. İnternet ve özellikle bireylerin hayatlarında çok önemli bir yer tutan sosyal medya “sağlıklı yaşam” söylemleriyle diyet ürünleri satarak sağlığı piyasada alınıp satılan bir metaya dönüştürmüştür. Sosyal medyada bireylerin sağlıklı bir yaşam sürebilmesi amacı ile pazarlanan ürünlerin içerikleri konusunda dürüst davranılmadığı gibi uygulanan pazarlama teknikleri ile madalyonun gizlenen kısmı kişileri daha sağlıksız bir yaşama sürüklemektedir. İnternet ve sosyal medyanın doğru ve bilinçli kullanılması yoluyla sağlıklı yaşam konusunda doğru bilgilere ulaşma şansı vardır. Fakat markaların ambalajların ön kısımlarında vadettikleri “diyet”, “şekersiz” vb. şeklinde nitelendirilen paketli gıdalara sorgulamadan inanılması ve tüketilmesi, bireyleri sosyal medyada vurgulanan sağlıklı yaşama kavuşmaktan çok, tüketim toplumunda var olan birer sağlık tüketicisi durumuna sürüklemektedir. Örneğin; "veganlık", "glutensiz beslenme" veya "ketojenik diyet" gibi beslenme tarzları sosyal medya fenomenleri ve influencerlar tarafından popülerleştirilmektedir. İnsanlar bu tür içeriklere maruz kaldıkça, bu diyetleri denemeye daha istekli olabilirler.
Dünya genelinde obez bireylerin sayısının artmasına paralel olarak, vücut ağırlığı ve beslenme alışkanlıkları ile ilgili halk sağlığı endişeleri giderek artış göstermektedir. Dünya genelinde yetişkinlerin yaklaşık %42’sinin yaşamlarının bir bölümünde, ağırlık kaybına yönelik girişimlerinin olduğu rapor edilmiştir. Ağırlık kaybına yönelik girişimlerin yaygınlaşması ile birlikte, vücut ağırlığı kaybının kolaylaşmasını sağlayan popüler diyetler gelişmiştir. Popüler veya moda diyetlerin çoğu, bazı besinleri şiddetle yasaklayarak, enerji ve besin ögelerinin yetersiz düzeyde alımına neden olmakta ve hızlı vücut ağırlığı kaybı vaat etmektedir. Günümüzde Atkins diyeti, Akdeniz diyeti, Ornish diyeti, Paleolitik diyet, Karatay diyeti, Dukan diyeti ve Zone diyeti gibi birçok popüler diyet mevcuttur ve benzeri diyetler uygulanmaktadır. Popüler diyetlerin sağlık üzerine olumsuz etkilerinin olduğu bilinmektedir. Örneğin, bir çalışmada, uzun süreli ketojenik diyet ile beslenmenin dislipidemi ve glukoz intoleransına neden olduğu belirlenmiştir. Sosyal medyada yayılan yanlış bilgiler ve popüler diyet modaları, tüketicilerin yanlış ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları geliştirmelerine neden olabilir. Bu durum, özellikle bilimsel temeli olmayan diyetlerin ve beslenme trendlerinin hızla yayılması ile ilişkilidir. Sosyal medya, idealize edilmiş vücut görüntüleri ve estetik beklentiler üzerinden kullanıcılar üzerinde baskı oluşturabilir. Bu durum, özellikle gençler arasında yeme bozukluklarının ve olumsuz vücut algısının artmasına neden olabilir. Sonuç olarak sosyal medyanın insan yaşamında her alanda etkisinin olduğu anlaşılan günümüz dünyasında, tüketici yeme içme tercihleri üzerindeki etkilerinin hem olumlu hem de olumsuz yanları bulunduğu anlaşılmıştır. Sosyal medyada hızla yayılan diyetler kısa vadede cazip sonuçlar vaat etse de, her bireyin yaşı, sağlık durumu ve yaşam tarzı farklıdır. Bu nedenle kulaktan dolma öneriler yerine bilimsel temelli ve kişiye özel beslenme yaklaşımlarını tercih etmek, uzun vadeli sağlık için en doğru adımdır. Popüler hale gelen diyetlerin bilinçsizce uygulanmasının ciddi sağlık riskleri doğurabilir. Sağlıklı ve kalıcı kilo yönetimi ancak bilimsel veriler ışığında ve bir beslenme uzmanı eşliğinde planlanan beslenme programlarıyla mümkün olabilir. Unutmamalıdır ki, sağlık kısa sürede verilen kilolar değil sürdürülebilir ve bilinçli beslenme alışkanlıklarında gizlidir.

























