BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada "Terörsüz Türkiye" sürecini değerlendirdi.
DESTİCİ: SÜREÇ İSTİSMAR EDİLİYOR
Son dönemde yaşanan bazı olayların sürecin istismar edildiğini gösterdiğini savunan Destici, şu ifadeleri kullandı:
"Son dönemde PKK ve türevlerinin yürütülen süreci istismar etmeye, toplumdaki etnik, bölgesel ve sosyal fay hatlarını kaşımaya ve Türkiye'yi daha keskin bir kutuplaşmaya sürüklemeye yönelik eylemlerinin arttığı görülmektedir. 15 Ağustos 2026 tarihinde Mersin ve Mardin'de, PKK'nın 15 Ağustos 1984 tarihli Eruh ve Şemdinli saldırılarının yıl dönümü dolayısıyla gerçekleştirdiği provokatif gösteriler; çeşitli şehirlerde 'kutlama' adı altında düzenlenen ancak ayrılıkçı ve bölücü söylemlere dönüşen eylemler Amedspor - Erzurumspor maçındaki sloganlar ile duvar yazıları, bunun son örnekleridir. Bu tür görüntüler, 'Süreç zarar görmesin' gerekçesiyle görmezden gelinmemelidir."
DESTİCİ: HUKUKA AYKIRI EYLEM VE SÖYLEMLERE MÜSAMAHA GÖSTERİLMEMELİ
Silahlı terör eylemlerinin başlangıcını simgeleyen tarihlerin kamusal alanda gövde gösterisine dönüştürülmeye çalışıldığını ileri süren Destici, bu tür eylemlerin kamu düzeni ve toplumsal barış açısından tehdit oluşturduğunu savundu.
Destici, şöyle devam etti:
"Devlet, terörle mücadelede olduğu gibi sürecin yönetiminde de hukuk sınırları içerisinde kararlı, ölçülü ve herkese eşit bir tutum sergilemek zorundadır. Terör örgütünün, onun propagandasını yapan çevrelerin veya örgütle arasına mesafe koymayan hatta onların sözcülüğünü yapan siyasi yapıların veya toplulukların hukuka aykırı eylem ve söylemlerine müsamaha göstermemelidir. Hiçbir siyasi tercih; terör propagandasına, ayrılıkçı söylemlere, tehditlere ve toplumsal çatışmayı körükleyen provokasyonlara dokunulmazlık sağlayamaz."

DESTİCİ: TÜRKİYE'NİN BİRLİĞİNİ SAVUNANLARA CESARET VERİLSİN
PKK'nın Kürt vatandaşların temsilcisi olarak gösterilmesine de karşı çıkan Destici, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Terör örgütünün Kürt vatandaşlarımızın temsilcisi olduğu yönündeki iddialar ile 'Kürt Sorunu' gibi temelsiz ve mesnetsiz söylemler kesin bir dille reddedilmeli; vatandaşlarımızın etnik kimlikleri üzerinden terörle ilişkilendirilmesine de asla fırsat verilmemelidir. Tarihi tecrübeler göstermektedir ki, vesayet ve terör odaklarının sivil siyaset üzerindeki baskısı ortadan kalkmadıkça demokratik hak ve özgürlüklerin sağlıklı bir zeminde tartışılması mümkün değildir. Sivil siyasetin alanı genişletilirken terör örgütünün siyaseti baskı altına almasına, yönlendirmesine veya kendisine bağlı hale getirmesine izin verilmemelidir."
Destici, sürecin yönetiminde hukuk kurallarının herkese eşit uygulanması gerektiğini belirterek şunları söyledi:
"PKK yandaşları tarafından alenen gerçekleştirilen süreci zehirleyen provokasyonlara karşı açık ve kararlı bir tavır konmalıdır. 'Süreç zarar görmesin' gerekçesiyle hukuksuzlukların, tehditlerin, ayrıştırıcı söylemlerin ve terör propagandasının görmezden gelinmesi barışa değil, daha büyük toplumsal kırılmalara hizmet eder. Buradan, açıkça çağrıda bulunuyorum: Süreci istismar edenlere değil, toplumsal barışı ve Türkiye'nin birliğini savunanlara cesaret verilsin! Hukuk herkese eşit uygulansın; provokasyona, tehdide, terör propagandasına ve ayrılıkçı siyasete alan açılmasın. Aziz Türk milletinin vicdanı daha fazla yaralanmasın; milletimizin sabrı daha fazla zorlanmasın. Çünkü bu ülkenin ihtiyacı, yeni fay hatları oluşturmak değil, mevcut fay hatlarını kapatmaktır."
DESTİCİ: TERÖRLE MÜZAKERE EDİLMEZ, MÜCADELE EDİLİR
BBP'nin sürece ilişkin yaklaşımını hatırlatan Destici, "Terörle müzakere edilmez, mücadele edilir" görüşünü koruduklarını belirtti.
Kalıcı toplumsal barışın güçlü devlet, eşit ve adil vatandaşlık, hukukun üstünlüğü ve ortak gelecek temelinde kurulabileceğini ifade eden Destici, şöyle konuştu:
"Zamanın Lawrence'ı olarak nitelendirilen Tom Barrack'ın açıklamaları da bölgemiz ve Türkiye üzerinde hangi hesapların kurulduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu açıklamalar, Türkiye Cumhuriyeti'nin güçlü üniter devlet yapısının ve anayasal bütünlüğünün korunmasının milli bekamız bakımından ne kadar hayati olduğunu bir kez daha göstermiştir."
DESTİCİ: ÜLKEMİZİN BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜĞÜNE SIMSIKI BAĞLI KALMALIYIZ
Türkiye'nin üniter yapısı ile anayasal bütünlüğünün tartışmaya açılmaması gerektiğini belirten Destici, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Üniter devlet yapımız, anayasal bütünlüğümüz ve milletimizin birliği; tarihimizden tevarüs ettiğimiz 'devlet-i ebed müddet' anlayışının temelidir. İşte tam da bu nedenle necip Türk Milleti olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısını, anayasal bütünlüğünü ve 'devlet-i ebed müddet' ülküsünü tartışmaya dahi açmamalı, Devletimizin ve vatanımızın birliğine, milletimizin beraberliğine ve ülkemizin bölünmez bütünlüğüne sımsıkı bağlı kalmalıyız."
Kaynak : PERRE

























