6 Şubat 2023’te yaşadığımız depremlerin üzerinden üç yıl geçti.
Üç yıl…
Bu süre; yaraların sarılması için de, verilen sözlerin tutulması için de yeterli bir süredir.
Yaşadığımız depremler, sadece binaları değil;
Vicdanları, düzeni ve güven duygusunu da yerle bir etmiştir.
Bugün bu büyük felaketin 3. Yıl dönümünde kaybettiğimiz canları rahmetle anıyor, geride kalanlara sabır diliyoruz.
Ancak bugün, sadece ağıt yakma günü değil; gerçeği konuşma ve sorumluları hatırlatma günüdür.
Çünkü bu yıkım yalnızca yer kabuğunun hareketiyle açıklanamaz.
Bu yıkım;
Denetimsizliğin,
İhmalin,
Rantın
Ve sorumsuz yönetimin sonucudur.
Deprem doğaldır.
Ama on binlerce insanın aynı anda ölmesi doğal değildir.
Bu, açıkça bir yönetim krizidir.
Adıyaman’da vatandaşlarımız yalnızca depreme değil;
Geciken yardımlara,
Plansızlığa,
Verilen sözlerin tutulmamasına da maruz kalmıştır.
Aradan geçen üç yıla rağmen;
Hâlâ konteyner kentlerde yaşayan on binlerce insanımız vardır.
Hâlâ işini kuramayan ve “bir yıl içinde bitecek” denildiği hâlde iş yeri teslim edilmeyen esnaf vardır.
Hâlâ “bir daha ne zaman unutulacağız?” korkusuyla yaşayan aileler vardır.
Ve bütün bunların yanında;
Adıyaman’da üç yıl geçmesine rağmen hâlâ yıkılmayı bekleyen yüzlerce orta hasarlı bina bulunmaktadır.
Bu binalar birer yapı değil, adeta birer tehlike anıtı hâline gelmiştir.
Her gün önünden çocukların geçtiği, insanların yaşadığı bu yapılar,
Yeni bir felaketin habercisi gibi ayakta tutulmaktadır.
Aradan geçen üç yıla rağmen sorun sadece barınma değildir; yapılan işin nasıl yapıldığıdır.
Bugün Adıyaman’da Emlak Konut eliyle yapılan birçok konut için “anahtar teslimi” denilmektedir.
Ancak gerçekte vatandaşımıza teslim edilen yalnızca anahtardır;
Alt yapısı tamamlanmamış,
Üst yapısı bitmemiş,
Doğalgazı bağlanmamış,
Elektriği ve çevre düzenlemesi hazır olmayan binalar için
“Şimdi hazır değil, hazır olunca sizi ararız” denilmektedir.
Buradan açıkça soruyoruz:
Evi hazır olmayan bir vatandaşa anahtar vermek neyin teslimidir?
Bu uygulamayla kime şirin görünmeye çalışıyorsunuz?
İstatistikleri mi kurtarıyorsunuz, yoksa vicdanınızı mı?
Buradan açıkça soruyoruz:
Bu şehir ne zaman hak ettiği değeri görecektir?
Adıyaman ne zaman seçimden seçime hatırlanan bir şehir olmaktan çıkacaktır?
Biz Saadet Partisi olarak net konuşuyoruz:
Deprem kader olabilir.
Ama bu kadar can kaybı kader değildir, ihmaldir.
Deprem afettir.
Ama binaların mezara dönüşmesi tercihtir.
Bugün hâlâ;
Kimlerin bu binaları yaptığı,
Kimlerin denetlemediği,
Kimlerin görmezden geldiği
Tam anlamıyla ortaya konmamıştır.
Hâlâ gerçek anlamda bir hesaplaşma yoktur.
Hâlâ sorumlular korunmaktadır.
Hâlâ bedel ödeyenler, en masum olanlardır.
Bu kabul edilemez.
Biz enkazdan siyaset üretmeyen,
Ama enkazın neden oluştuğunu sorgulayan bir anlayışın temsilcileriyiz.
Bizim mücadelemiz;
Fotoğraf vermek için değil,
Bir daha o fotoğraflar yaşanmasın diyedir.
Adıyaman halkı;
Güvenli konutları,
Adil dağıtımı,
Şeffaf yönetimi
Ve hesap veren bir sistemi hak etmektedir.
Bugün bir kez daha söylüyoruz:
Bu acı kapanacak bir dosya değildir.
Bu felaket unutulacak bir tarih değildir.
Bu sorumluluk örtbas edilecek bir mesele değildir.
Kaybettiğimiz her can için,
Gelecekte kaybedilmemesi gereken her can için
Bu konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Rabbim milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın.
Ancak biliyoruz ki;
Dua etmek kadar,
Tedbir almak da,
Hesap sormak da farzdır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

























