SIRRI SÜREYYA ÖNDER'İN HATIRASINA ÖNDER’LER AİLESİNE SAYGIYLA
Baba tarafından Sosyalist ana tarafından Nurcu değerli hemşerimiz Sırrı Süreyya Önder meclis grup başkan vekili seçilmiş. Haliyle kırmızı plakalı makam aracı da kaçınılmaz oluyor.
İsmet Özel’in “Eğer bir insan komünist olmadan Müslümansa bu insanın Ümmet-i Muhammet’e yapmayacağı kötülük yoktur.” sözünden hareketle 20 yıl öncesine bir kez daha uzanalım ve Önder'lerle ilk nasıl tanıştığımıza değinelim dedik...
***
Nasılsa bir gün lazım olur diye bir arkadaşın teşvik ve baskısıyla en büyüğü buzdolabı en küçüğü saç kurutma makinası olmak üzere BOYBEY TİCARET’ten toplamda 8-10 kadar beyaz eşya taksitine yazıldım. Bu aynı zamanda hayatımda yapmış olduğum ilk ve tek taksitli alışveriş girişimimdir.
Taksitlerini ödediğimiz beyaz eşyaların modelleri değiştikçe biz de yeni modeller üzerinden farklı ödemeler yapmaya devam ediyoruz. Bu taksit ödeme ve model yenileme işi üç yıl kadar sürdü. Gün geldi lazım oldu. Lakin ne zaman gitsek adam bir bahaneyle bizi bir güzel göndermeyi başardı.
Baktık olmuyor, artık ne olacaksa olsun bu işi bitirmenin yoluna gittik. Arkadaş düştü önümüze BOYBEY TİCARET’e kadar yol aldık. Durumu sil baştan izah ettik. Adam on beş güne kadar malları teslim edeceğini söyleyerek bizi gönderdi. Haftası dolmadan BOYBEY TİCARET’in yerinde yeller esiyordu. Adam iflas ettiğini söyleyerek ortadan kaybolmuştu.
BOYBEY TİCARET’le önceden bir tanışıklığım olmadığından beni oraya yönlendiren arkadaşın baskısıyla bu işe girişmiş olduğumdan dolayı kime gideceğimi de bilmiyordum. Arkadaşım bana karşı mahcup olmanın verdiği psikolojik baskıyla "sen hiç merak etme, yedi sülalesini tanıyorum. Köylerine gider eşyaların parasını alırız” dedi.
Birkaç kez Urfa yolu üzerindeki köylerine gittik, adamlar nerdeyse evlatlarını tanımama yoluna gittiler. Elimiz boş döndük.
Derken düğün günü geldi çattı. Elde, avuçta, kilerde, depoda hiçbir şey yok.
O zamanlar Sümer Meydanındaki eski Tofaş’ın yerinde bir beyaz eşya mağazası açılmıştı; ÖNDER BEYAZ EŞYA…
Almak amacıyla değil de biraz da bakmak amacıyla girmiş olduğum mağazada Ahmet Önder’le tanıştık. Az biraz muhabbetten sonra bütün maceramızı öğrenmişti. Kendisine birkaç ay içinde ödemek koşuluyla iki beyaz eşya almak istediğimi söylediğimde, “lazım olan neyse götür, ödemeye gelince, eline geçtikçe ödemeyi yaparsın” dedi, ama ben kabul etmedim… Acil olan eşyalardan küçük bir buzdolabı, bir de iş görür bir çamaşır makinası alarak çıktım…
Aradan 5-6 ay kadar geçtikten sonra bir televizyon alalım dedik.. Mağazaya uğradık, televizyonu beğendik ödemesini yaptık. Adresim kendilerinde vardı, sabah göndeririz dediler. Aradan üç gün geçti, televizyonum gelmedi. Mağazaya uğradım, yerinde yeller esiyordu. Bitişik komşulara sordum. İflas ettiğini ve mağazayı kapatarak kaçtığını söylediler.
Başımdan kaynar sular dökülmedi. Zaten böyle bir şey olacağını bekliyormuşum gibi son derece rahat bir şekilde “sağlık olsun” diyerek ayrıldım oradan.
Birkaç gün sonra telefonum çaldı. Arayan Ahmet Önder’di. Kusura bakmamam gerektiğini, özel bir durumdan dolayı ( yüklü miktarda singer dikiş makinası almışlar. Singer dikiş makinalarının sahibi, Önder’ler malı aldıktan ve çekleri verdikten sonra aynı makinaları çok daha ucuz bir fiyata Adıyaman’daki birkaç enafa daha satmışlar. Önder’ler de malları iade edemediğinden ve aynı malları çok daha ucuza alan esnaflarla rekabet edemediğinden dolayı çekleri ödememek için işyerini kapatma kararı alıyor.) mağazayı kapatmak zorunda kaldıklarını ürünümü de akşam saatlerinde evime bırakacaklarını söyledi. Dediği saatte televizyonumu getirmişlerdi.
Aynı şekilde parasını alıp ürününü teslim almayan kim varsa bir şekilde ulaşıp bir ay kadar kısa bir zamanda tüm emanetleri sahiplerine ulaştırmışlar.
Kar zararın kardeşidir demişler. Bugüne kadar Adıyaman’da birçok esnaf iflas etmiştir. Ama Önder'ler gibi müşterilerini mağdur etmeyen başka esnaf olmuş mudur bilmiyorum?
***
Kime sorsanız, Adıyaman’ın ilk komünistlerinin ÖNDER’ler olduğunu, hatta Adıyaman’a komünizmi onların getirdiğini söyler. ÖNDER’ler komünist, ÖNDER’ler solcu, ÖNDER’ler ateist diyenlerin kim olduğunu biliyoruz.
Ama bunu diyenlerin bir kez olsun dönüp kendilerinin ne olduğuna bakmadığını da biliyoruz.
Ama diğerlerinin yaptıklarıyla ÖNDER’lerin yaptıklarını kıyasladığınızda hangisi ahlaki, hangisi islami, hangisi insani, hangisi vicdani onu soruyoruz…
***
Demirhan Kirvemden dinlediğim bir fıkra mı desem, hikâye mi desem anlatı ile bitireyim;
80 darbesi sonrasında Adıyaman'dan İstanbul'a giden bir hemşerimizin yolu gece vakti birileri tarafından kesilir.
Sorarlar “sağcı mısın solcu musun?” diye.
Bizimki cin gibi tabii.
"Burası İstanbul, burada sağcı ne arasın, herkes solcudur" düşüncesiyle “solcuyum” der.
“İyi" der bizimkinin yolunu kesenler, “madem solcusun, önderlerimizi de tanıyorsundur herhalde… “
Önderler sözünü duyunca bizimkinin gözleri daha bir parlar; “Abi önderleri kim tanımaz ki? Herkes tanır Adıyaman’da önderleri. Ben de hepsini tanıyorum” der…
Adamlar işkillense de pek bozuntuya vermezler, “Çok güzel” derler “say bakalım birkaç tane Önder'in ismini.”
Bizimki başlar saymaya, Ziya Önder, Ali Önder, Ahmet Önder, Sırrı Süreyya Önder falan derken adamlar başlarlar bizimkine tekme tokat girişmeye.
“Olum” derler “Marks’ı, Lenin’i, Stalin'i biliyoruz da bu saydığın Önder'ler kim, ilk defa duyuyoruz. Bugüne kadar sağcı olsun solcu olsun birçok örgüt ismi de duyduk. Ama senin bağlı olduğun bu Önder'ler örgütünün adını ilk defa duyuyoruz, kafa mı buluyorsun bizimle diyerek tekrar tekme tokat girişirler.
Bizimki neye uğradığını şaşırmış bir şekilde, bir yandan kaçarken diğer yandan, belli ki sağcı bir çeteye rastlamışım solcu olsalardı kesin bilirlerdi Önder'leri diyerek kendi kendine söyleniyormuş...
***
İlk Yazım Tarihi 16 Aralık 2018.
Yazının yayınlanmasından sonra hem Sırrı Süreyya Önder'le hem Ahmet Önder'le telefonda da olsa kısa bir sohbetimiz olmuştu.
Rabbim, rahmet eylesin...
Buradan bütün sevenlerine başsağlığı ve sabırlar diliyorum.
Bir kez daha yâd edelim dedik; rahmetle...