İsrail Devleti 14 Mayıs 1948’de kuruldu…
28 Mart 1949 tarihinde Türkiye İsrail’in bağımsızlığını tanıdı…
Böylece İsrail’i tanıyan ilk Müslüman ülke Türkiye oldu…
Türkiye, İsrail’in bağımsızlığını tanıdıktan sonra, İsrail’in Filistin’de yaptığı her katliamdan sonra, ilk tepki gösteren ülke oldu.
Türkiye’yle birlikte birçok Arap ülkesi, birçok Avrupa ülkesi hatta Birleşmiş Milletler dahi zaman zaman İsrail’i kınayan açıklamalarda bulundu…
Fakat İsrail dünyanın dört bir yanından yükselen tepkileri hiçbir zaman dikkate almadı.
Kınamalar, lanetler, protestolar, yürüyüşler İsrail’i yolundan çevirmedi.
İki milyar nüfusu olan İslam âlemi, 7 milyon nüfusu olan İsrail’e 60 yıldır bir tek adım geri attıramadı.
Her defasında Amerika’yı arkasına alan İsrail, yeri geldiğinde Amerika’ya dahi kafa tutmaktan çekinmedi…
***
İsrail’in ilk katliam yaptığı yıllarda teknoloji bu kadar gelişmemişti…
Dünya Müslümanları neler olup bittiğini ancak ajanslardan öğrenebiliyordu…
Bazen radyo mikrofonlarından verilen birkaç dakikalık haber, bazen gazete sayfalarına düşen çocuk cesetleri, bazen dergilerin Filistin için yaptığı özel sayılardan öğrenebiliyorlardı neler olup bittiğini…
Yani bugünkü gibi, her şey tüm dünya insanlarının gözü önünde saniye saniye gerçekleşmiyordu…
İnternet üzerinden milyonlarca insan aynı anda haberdar olmuyordu, haberleşemiyordu, neler yapılacağı konusunda bir karara varamıyordu…
Fakat dünya Müslümanları bundan 10, 20, 30 yıl önce daha duyarlıydı Filistin’deki katliamlara…
Müslümanlar daha bir birlikti…
Acıyı daha bir yürekten hissediyor, maç izlercesine seyirci konumunda kalmıyordu…
***
Amerika, İsrail’in güvenliği için Irak’ı işgal ettiğinde en büyük desteği Türkiye’den gördü…
Başbakanımız Amerikalı kızların ve oğlanların (asker olanların) memleketlerine (Amerika’ya) sağ salim dönmeleri için dua etti…
Bizim gibi düşündüğünü düşündüğümüz bir hükümet işbaşında olduğu için hiç birimiz Amerika’nın Irak’ı işgaline gerektiği şekilde tepki göstermedik.
Amerika’ya göstereceğimiz tepkinin aynı zamanda hükümete kadar uzanacağını anlayacak kadar zekiydik çünkü…
Birçok medya grubu, birçok yazar, sözde kanaat önderi, Amerikanf daha Bağdat’ta bayrağını dalgalandıramadan, Ankara’da Amerika bayrağını dalgalandırdı…
Dünyanın her yerinde olduğu gibi, Türkiye’de de Amerikan köpekliğini yapanlar, bunu son derece gönüllüce ve yüksek sesle yaptı…
Kimi Saddam’ın zalimliğinden dem vurdu, kimi Irak halkının da insan hakları, demokrasi ve gerçek bir barışa ihtiyacı olduğunu…
Hatta birileri, bir adım daha öne çıkarak, Saddam’ın Halepçe’de katlettiği 5 bin Kürt için dahi olsa devrilmeyi hak ettiğini ve Amerika’nın Irak’ı işgal etmede geç kaldığını söyledi…
Ama aynı kişiler, Halepçe’de 5 bin Kürt kimyasal gazlar sonucu hayatını kaybederken kılını dahi kıpırdatmadı… Tıpkı 1,5 milyon Irak’lının ölümünden sonra kıllarını kıpırdatmadıkları gibi…
Türkiye’deki Amerikan köpekleri, İsrail’in her yaptığı katliamı haklı çıkarmak için son yıllarda yeni bir kılıf buldu: Misilleme…
Bunlara göre İsrail meşru müdafaa hakkını kullanıyordu… Her katliam haberinden önce “İsrail misilleme de bullundu” demeyi bilinçli bir beyin yıkama aracı haline getirdiler…
Amerikan köpekleri, ağzında bir damla suyla H.Z. İbrahim’e yardıma koşan karıncayı hep marjinallikle ve boşa kürek çekmekle suçladı…
Onlar kendilerince buldukları yeni dine bir ad koymuşlardı: Reel Politik...
Reel politik; güçlü olanın yanında yer almayı gerektirir…
İsrail’in Gazze’de yaptığı son katliamdan sonra ölen Filistinlilerin sayısı 450’ye ulaştı…
Siz bu yazıyı okuduğunuzda bu sayı kaç olacak bilinmez…
Türkiye, Arap ülkelerinin liderleriyle Filistin için ne yapılacağı üzerinde kafa yorarken, İsrail Tüm dünyanın gözleri önünde katliam yapmaya devam ediyor…
2008