Adıyaman Gençlik ve Spor İl Müdürümüz Fikret Keleş , her ne kadar yüz yüze çok sık görüşemesek de telefonda sık sık görüştüğümüz değerli bir dostumdu.
Kendileriyle, çocuklarımın basketbol maçlarını izlemeye giderken tanışmıştık.
Sonraki zamanlarda epey sohbetlerimiz oldu.
Kendini o kadar işine adayan çok az kurum müdürü tanımıştım.
Adıyaman’da Hentbol, Futbol, basketbol, Yüzme ve daha birçok alanda spor camiasının kıyısında köşesinde bulunan herkesin tanıdığı ve rahatlıkla görüştüğü isimlerden biriydi.
Alanında bilgili, birikimli ve donanımlıydı.
Hem işini hem şehrini seviyordu.
Okulların ve spor camiasının taleplerini yerine getirmek için bütün şartları zorluyordu.
Yakinen şahit olduğum için biliyorum, pandemide ve deprem sonrasında dahi bir gün olsun yılgınlık göstermedi.
Bir gün olsun heyecanını yitirmedi.
Koştu, koşturdu, çabaladı ama asla yılmadı.
Hep ilk günkü aşkla ve heyecanla çalıştı.
Mesleğiyle bu kadar özdeşleşen ve işini layıkıyla yapan ender kurum müdürlerimizden biriydi.
Daha önce değerli hemşerimiz Sırrı Süreyya Önder için yazmıştım; yetki bende olsa kendisini bu ülkenin hiç değişmemek üzere, kültür bakanı olarak atardım diye.
Aynı şeyi Sevgili dostum Fikret Keleş için de söylüyorum, yetki bende olsaydı kendisini ömrünün sonuna kadar hiç değişmeyecek şekilde “ Adıyaman Gençlik ve Spor İl Müdürümü” olarak atardım diye.
Bunu dostluğumuzdan dolayı söylemiyorum.
Kendilerini hiç tanımıyor da olabilirdim çünkü.
Görevini tam da olması gereken şekilde ve hatta fazlasıyla yaptığı için söylüyorum.
Çünkü Fikret Keleş bu şehirde bir kurum müdürü olarak bir işin nasıl yapılması gerektiğini öğrettiği bize.
Kimin tekerine çomak soktu, kimin kişisel taleplerini yerine getirmedi, kiminle ters düştü, kim kendisi üzerinde kiminle hesaplaşmak istedi bilmiyorum. Gerçekten bilmiyorum.
Ama kendilerinin görevden alınmasıyla kaybeden spor camiası olmuştur.
Hani insan sormadan edemiyor, bu kadar başarılı bir kurum müdürü hiçbir gerekçe gösterilmeden bu şekilde görevinden alınıyorsa diğer müdürler için ne düşünülüyor acaba?
***
Ankara, hep yaşamayı düşlediğim şehirlerden biri.
Şimdi kısmet olursa uzun zamandır kendileriyle sözleştiğimiz halde Adıyaman’da içmediğimiz çayı Ankara’da içeceğiz; Karanfil Sokağı ya da İzmir Caddesi'nde…
Görevden alınışına Adıyaman spor camiası adına ne kadar üzüldüysem, Ankara’da yaşayacak olmasına da o kadar sevindim.
Kendini şehre ve işine adayan ve bu şehrin çocuklarının geleceği için çabalayan insanların kıymetini bilelim.
Onlarla dost olmayabiliriz.
Onlar şahsi isteklerimizi yerine getirmemiş olabilir.
Onlarla kavga etmiş de olabiliriz.
Ama unutmayalım ki bu şehir ve bu dünya bizden ibaret değil.
Şehir diye bir derdi olan herkes bizim için kıymetlidir ve herkes tarafından da kıymetinin bilinmesi gerekiyor.
Bu şehir bizim için siyasi çatışmalara kurban edilmeyecek kadar değerlidir, bu şehirde görevini layıkıyla yapanlar da…
Adıyaman’da neredeyse herkesin tanıdığı ve ufak tefek şahsi talepleri karşılanmadığından rahatsız olan birkaç kişi dışında herkesin teveccühünü kazanan bir kurum müdürünün görevden alınması Adıyaman için bir kayıptır.
Bu satırları elim klavyeye gitmeye gitmeye yazdım.
Değerli dostum Fikret Keleş’e de görevi süresinde çabalarından dolayı teşekkür ediyorum, Ankara’daki görevinde de muvaffakiyetler diliyorum.
İnanıyorum ki kendileri nerede olurlarsa olsunlar bizi asla mahcup etmeyeceklerdir.