ALÇAKLIĞIN DA BİR SINIRI VAR
Sapla samanı karıştırmanın âlemi yok.
Melih Gökçek ve Mücahit Birinci karakter ve kişilik olarak değilse bile, bilinirlik ve tanınırlık olarak on binlerce insanın içindeki üç beş trolden, üç beş provokatörden, üç beş maddeci, tinerci ya da balliciden farklıdır
Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Devlet Bahçeli'ye ve yakınlarına yapılan en küçük hakaretler dahi bugüne kadar hep işleme alınmış ve gerekli şekilde cezalandırılmıştır. Bundan sonra da aynı şekilde cezalandırılacağından kimsenin şüphesinin olduğunu düşünmüyorum.
Kanunların, yasaların, devletin gücünün bütün organlarıyla yanında olduğu bir gücün ayrıca yanında yer aldığını sesli bir şekilde dile getirmek bana çok ahlaki gelmiyor doğrusu. Böyle bir güce destek anlamında sesli bir şekilde düşüncelerini dile getirmeyenlerin yapılan bir ahlaksızlığı benimsiyormuş gibi bir algı oluşturulmaya çalışılması da ayrıca bir alçaklık ve ahlaksızlıktır.
Devletin zaten takipçisi olduğu bir olayın yanında yer almayı sesli şekilde dillendirmek bana göre yalakalıktan öte bir şey değildir. Çünkü devletten ve devletin gücünün yanında olandan daha büyük bir güç yoktur. Bugün Bahçeli’ye yapılacak bir hakaretin cezasız kalacağını düşünen birileri var mı acaba aramızda.
Burada mesele aynı olaylar karşısında yargının farklı şekilde harekete geçmesidir. Yargı harekete geçtiğinde vatandaşa zaten diyecek söz kalmayacaktır. Ahlaksızlık ya da alçaklık sesli bir şekilde dile getirildiği zaman ahlaksızlık ya da alçaklık olmuyor. Yargı harekete geçmeyince devletin kılı kıpırdamayınca, yapılan alçaklıklar her defasında alçaklık yapanların yanına kar kalınca birkaç şey söylemek birkaç vatandaşa düşüyor.
En azından kendi adıma mezkur iki şahısla ilgili yasal süreceğin başlatılacağını bilsem onları zaten paylaşımlarıma konu etmezdim.
İçişleri bakanı olduğu dönemde “Süleyman Soyluyu yedirmeyiz” diyenler, Süleyman Soylu gittiğinde ona sahip çıkacak bir tek kelam etmemişlerdi. Süleyman Soylu'nun zaten İçişleri Bakanı iken kendisini koruyacak gücü vardı ve kimsenin kendisine sahip çıkmasına da ihtiyacı yoktu ama yalakalık bambaşka meziyetler gerektiriyordu.
Şimdi benim, on binlerce insanın bulunduğu bir alanda Sn. Cumhurbaşkanımızın ailesine hakaret edenlerin kim ya da kimler olduğunun ortaya çıkarılacağından ve hesabının sorulacağından kuşkum yok. Devletin zaten hesabını soracağı bir olayda ortaya çıkıp, hesabı sorulsun, hesabı sorulsun demek de en hafifinden güce yaltaklanmak gibi geliyor bana. Benzeri konularda farklı davranıyormuşum gibi algı yaratmaya çalışanlara karşı kendimi savunmayı zül sayıyor ve onları Allah’a havale ediyorum.
Rabbim içine düştükleri çukurdan kurtulmalarını tez zamanda sağlasın inşallah…
Kimliği dahi belirsiz üç-beş provakatif ahlaksızın söylemleriyle, camiası tarafından el üstünde tutulan makam mevki sahiplerinin yazdıklarının aynı kefede değerlendiren insanların alçaklığını izah edecek söz bulamıyoruz. Hem de birileri zaten hak ettikleri cezayı alacak, ama ötekiler başka birilerinin aile efradına küfretmek için yeni fanteziler arayışında olacakken.
Sayın Cumhurbaşkanımıza ya da yakınlarından birine yapılan en ufak bir hakaretin hesabının zaten sorulacağından şüphem olmadığından ve devletin zaten gerekli işlemi yürüteceğinden emin olduğumdan, sesli şekilde tepki vermeyi güce yaltaklanmak olarak gördüğümden dolayı, sesli şekilde tepki vermeyişimi yapılanları tasvip ediyormuşum gibi değerlendiren alçakları da alçaklıklarıyla baş başa bırakıyorum.
Esasında onlara alçak demenin ne derece doğru olduğunu bilmiyorum, çünkü alçaklığın da bir sınırı vardır…