Acelen ne mamo hele bir dur nefes al
Bak uzak yoldan geldin yalnızdın soğuk ve sesiz gecelerden geliyorsun ağaç oyuğu evin, iki taş arasındaki yakılmış ateş ise argındın aşın ekmeğin.
Kurt ulumaları yoldaşın
Sis perden güneş ateşin yüksek tepeliler dağlar yolun.
Dur mamo şehir seni özlemiş diyecek oldum ama o Dizlerinin üstüne oturup sırtını duvara dayayarak Eline tabakasını aldı serçe parmağı ile büyük parmağı arasını sıkıştırıp bir kağıt alarak diğer eline alarak içine biraz tütün koydu dudağına götürüp kağıdı hafifçe kırparak ıslatıp tekrar parmakları marifeti ile rulo yaparak sardı dumandan sararmış bıyıklarının altında dudaklarına götüp çakmağı ile cıgarasını yaktı ve derin bir nefes çekerek boşluğa öylece daldı.
Düşündü mamo
Nerdeydim neredeyim
Neydim ne oldum diye
Koşuşturmalara baktı ne kadar da aceleleri var diye mırıldandı
Oysa hayat aceleye gelmeyecek kadar zordu onun için
Öylece baktı ve bir nefes daha çekti cıgarasından ciğerine kadar büyük bir nefes
Kalabalıktı olmadığı kadar
Çoktular ve olmadığı kadar yalnızdılar
Acayip bir durumdu alışamadığı bir şey
Çoklular arasında yalnız,
o alışkındıda herkes hangi ara alışmıştı buna.
En son bir insan ile uzun bir sohbet etmeyeli yılları bulmuştu mamo nun
Ama insanlar bir biri ile neden konuşmazdı ki bu onu bile meraklandırmıştı.
Herkesin elinde bir şeyler kafasında ağır cümleler ile hızlıca bir birine değmeden varlıklarından bi haber nereye giderdi bu insanlar,
Nereye neydi aceleleri
Neden bu koşuşturma.
Sonda herkesin yüküne baktı divane hali ile mamo ağırdı yükleri ve dururlarsa düşerlerdi oysa yük koşuşturmada gizliydi biri fısıldarsa diye düşündü,
Ama sonra düşündü en son birine yıllar evvel fısıldadığında deli gibi bakmıştı ona.
Sonra kalktı yerinden mamo sokağın kenarından yavaş yavaş yürüdü yakını uzak uzağı yakın sayarak dünyevi her şeyden arınmış hali ile öylece gözden kayboldu mamo
Ne ona gel bir çorba iç diyen lokantacıyı nede ekmeğini unuttun diyen fırıncıyı
Nede beni bile duymadan öylece giti mamo ….
Hanifi Çavuş
06 Aralık 2025