Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Kabinemizin 66’ncı toplantısını az önce tamamlamış bulunuyoruz. Toplantımızda 7-8 Temmuz'da Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi hazırlıklarını, dış politikada son günlerde yaşanan hadiseleri, İran krizinde varılan mutabakatı ve bölgemiz için sonuçlarını, dış ticaret cephesindeki güncel gelişmeleri etraflıca değerlendirdik. Kabine Toplantımızda aldığımız kararların ülkemiz, milletimiz ve devletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
“BİZİM HEDEFİMİZDE BU ÇAĞA MİLLETİMİZİN MÜHRÜNÜ VURMAK VAR”
Bir defa şunu tüm vatandaşlarımızın bilmesini istiyorum: Dünyamız ve bölgemiz tarihî bir dönemden geçerken, bizim ufkumuzda sadece büyük Türkiye var. Bizim idealimizde Türk milletini hayalleriyle buluşturmak var. Bizim hedefimizde bu çağa milletimizin mührünü vurmak var. Menzilinde güçlü, müreffeh, muteber ve muzaffer bir Türkiye'nin olduğu bu yolda durmadan, dinlenmeden yürüyoruz.
Burada şu hususu samimiyetle ifade etmek istiyorum: Bu yolculukta elbette zaman zaman sıkıntılarla karşılaşıyoruz. Bu yolculukta tabii ki engellerle, zorluklarla muhatap oluyoruz. Kimi zaman içeriden kimi zaman dışarıdan önümüzü kesmeye, hızımızı yavaşlatmaya dönük operasyonlara maruz kalıyoruz ama bunlara aldırmadan, ülkemize ve milletimize hizmet mücadelemizi azimle sürdürüyoruz.
Yaklaşık iki asırlık yönetim sistemi arayışına son veren Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi, hem bu yolculukta hem de içinden geçtiğimiz sancılı dönemde Türkiye'nin en büyük avantajına dönüşmüştür. Ülkemizin yumuşak karnı olan yönetimde istikrar sorununu çözen sistem sayesinde bugün devletimizin tüm kurumları, uyum ve koordinasyon içinde çalışıyor, Türkiye'yi geleceğe taşımanın mücadelesini veriyor.
“SAVAŞA BENZİN DÖKENLERDEN DEĞİL, BARIŞIN SESİNİ YÜKSELTENLERDEN OLDUK”
İşte en son İran'ı ve Körfez bölgesini etkileyen çatışmalarda olduğu gibi, Türkiye en zor krizleri bile son derece başarılı bir şekilde yönetiyor. İsrail'in tertip ve tahrikleriyle 28 Şubat'ta başlayan savaşta dün gece çok önemli bir adım atıldı. Amerika ve İran arasındaki çatışmaları sonlandırmaya dönük mutabakata varıldığı açıklandı. Böylece aylardır diken üstünde olan bölgemiz rahat bir nefes almış oldu. Biliyorsunuz Türkiye olarak, İran'a saldırıların ilk gününden itibaren daima sağduyulu, serinkanlı ve diplomasiyi önceleyen bir tutum içinde olduk. Provokasyonlara gelmedik, hakkaniyeti elden bırakmadık, komşuluk ve kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine izin vermedik. Müttefiklerimiz ve Körfez'deki kardeşlerimizle iş birliği içinde hareket ettik. Savaşa benzin dökenlerden değil, barışın sesini yükseltenlerden olduk.
Kardeş ülkemiz Pakistan'ın arabuluculuğunda yürütülen çabalara Katar ve Suudi Arabistan ile birlikte çok güçlü destek verdik. Eş zamanlı olarak bölgemizi daha fazla bölmeyi, kardeş halklar arasında kandan duvarlar örmeyi amaçlayan sinsi oyunlara bigâne kalmadık. Gün oldu Yunus'un diliyle konuştuk, gün oldu Yavuz'un diliyle konuştuk, gün oldu bin yapıp bir konuştuk ama her defasında Türkiye'nin hak ve hukukunu kararlı şekilde savunduk. Neticede coğrafyamızla birlikte tüm dünyayı uçurumun eşiğine getiren bu krizde, Allah'a hamdolsun, tek bir vatandaşımızın dahi burnu kanamadı. Kardeşi kardeşe kırdırma planları amacına ulaşmadı. Türkler, Araplar, Kürtler ve Farslar arasında yeni fitne ateşleri yakma girişimleri başarısızlıkla sonuçlandı.
“BİZİM DE KATKILARIMIZLA VARILAN MUTABAKATTAN TÜM İNSANLIK ADINA BÜYÜK MEMNUNİYET DUYUYORUZ”
Elbette bölgemizde yaşanan korkunç yıkımı, okul sıralarında katledilen masum yavruların dramını, uluslararası hukukun pervasızca ayaklar altına alınmasını hiçbir zaman unutmayacağız. Ama aralarında masum yavruların da olduğu binlerce sivilin hayatına mal olan bu anlamsız savaş defterinin artık kapandığına inanıyoruz. Bizim de katkılarımızla varılan mutabakattan bölgemiz ve tüm insanlık adına büyük memnuniyet duyuyoruz. Mutabakatın, bölgemizde kalıcı barış ve istikrarın tesisine giden yolu ardına kadar açmasını ümit ediyoruz.
Aylar sonra bölgemize ve tüm dünyaya rahat bir nefes aldıran bu önemli mutabakata ulaşılmasında emeği geçen başta Amerikan ve İran liderliği olmak üzere herkesi gönülden tebrik ediyorum. Arabuluculuk görevini layıkıyla yerine getiren Pakistanlı kardeşlerimizle, müzakerelere desteklerini esirgemeyen Katarlı ve Suudi kardeşlerimize aynı şekilde tebriklerimizi iletiyorum. Çatışmaların tarafı olmadıkları halde zarar gören, füzelerin ve dronların hedefi olan kardeş ülkelerimize de bir kere daha geçmiş olsun diyorum.
“TÜRKİYE BU SÜREÇTE DE ÜZERİNE DÜŞENİ YAPACAKTIR”
Tabii burada şunu da açık açık ifade etmek durumdayım: 28 Şubat'tan beri kimin barış istediği, kimin de savaşın devamından yana olduğu çok net görülmüştür. Tüm umutlarını bölgemizde silah seslerinin susmamasına bağlayanlar, gayet iyi biliyoruz ki, barış ikliminin güçlenmesinden rahatsız olacaklardır. Daha evvel defalarca yaptıkları gibi, bu sürece de çomak sokmak için ellerinden geleni yapacaklardır. Ellerinde Filistinli ve Lübnanlı masumların kanı olan katliam şebekesinin dün ve bugün yaptığı açıklamaları bunun işaretleri olarak görüyoruz. Dolayısıyla imzaların atılacağı güne kadarki süreçte gerilimi tırmandıracak her türlü söylem ve eylemden uzak durulması, sabotajlara karşı çok ama çok dikkatli olunması gerekmektedir. Türkiye bu süreçte de üzerine düşeni yapacaktır. Mutabakatın hayırlı olmasını diliyor, Rabbim ülkemizi ve bölgemizi bu tür gerilimlerden muhafaza eylesin diyorum.
İran krizinin ilk gününden itibaren hükûmetimizin politikalarına destek vermek yerine köstek olmaya çalışanları ise bugün bir kez daha Allah'a ve aziz milletimizin tertemiz vicdanına havale ediyorum. Gözleri şahsi ikballeri dışında hiçbir şey görmeyenler bilsinler ki, biz sizin Türkiye'ye hiçbir faydası olmayan polemik siyasetinizden yüz çevirdik. Siz dış politika gibi tecrübe gerektiren, bilgi, birikim gerektiren, omurga gerektiren, yerli ve millî duruş gerektiren alanlarda ahkâm kesmekten vazgeçin. Bunun yerine gidin, koltuk peşinde koşun, salon kapmaca oynayın, en iyi bildiğiniz iş olan birbirinizin kuyusunu kazın. Biz sizden ihsan istemiyoruz. Gölge etmeyin, bu bize yeter diyoruz.
“NATO'NUN BARIŞ MİSYONLARINA EN GÜÇLÜ DESTEĞİ VEREN ÜLKELER ARASINDA İLK SIRALARDA YER ALIYORUZ”
2026 yılında Türkiye olarak birbirinden önemli uluslararası zirvelere ev sahipliği yapmaya hazırlanıyoruz. Hiç şüphesiz bunların en başında 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek olan NATO Liderler Toplantısı vardır. Bildiğiniz üzere Türkiye, 1952 yılında Demokrat Parti iktidarında katıldığı NATO İttifakı'nın en önemli aktörlerinden biridir.
Geçmişte bazı görüş ayrılıkları yaşansa da on yıllardır NATO'nun güneydoğu kanadının güvenliği büyük ölçüde ülkemize emanet edildi. Biz de ittifak bünyesindeki görevlerini her zaman layıkıyla yerine getiren, bu uğurda gerektiğinde elini taşın altına koyan bir müttefik olduk. Hâlihazırda NATO’nun ikinci büyük kara ordusunu sevk ve idare ediyoruz. Keza dünyanın muhtelif yerlerinde NATO'nun barış misyonlarına en güçlü desteği veren ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyoruz.
Ülkemizin savunma yeteneklerini geliştirirken ittifakın caydırıcılığına katkıda bulunuyoruz. Dünya barışı ve istikrarına önemli katkılar yapan NATO'nun gelecekte de bu misyonunu sağlıklı bir zeminde devam ettirmesinde fayda görüyoruz. Bunun yolu ise NATO'nun üzerine inşa edildiği müttefiklik ruhunun muhafaza edilmesinden geçmektedir.
Esasen güçlü bir ittifak ancak güçlü bir dayanışma ve iş birliği zemininde yükselebilir. Berlin Duvarı’nın yıkılışından beri ittifakın geleceğine dair yazılan kötümser senaryoların hiçbiri gerçeğe dönüşmemiştir. NATO, değişen şartlara ve terörizm gibi asimetrik tehditlere adapte olarak varlığını tahkim etmiştir. Türkiye olarak bizde kapsamlı askerî yeteneklerimiz, son derece dinamik savunma sanayiimiz, stratejik önemi yüksek coğrafyamız, tarihî ve kültürel derinliğimizle ittifakta başat rol oynamaya devam edeceğiz.
Gerek Türkiye'nin ittifak bünyesindeki konumunun gerekse bölgemizde cereyan eden hadiselerin Ankara Zirvesi’ne yönelik ilgiyi ve beklentileri artırdığını görüyoruz. Bu beklentilerin idrakiyle zirvenin NATO güvenlik mimarisinin yarınlarına yön verecek bir eşik olması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Misafirperverlik konusunda zaten tüm dünyada parmakla gösterilen bir ülkeyiz. Özellikle ev sahipliğimizde düzenlenen 2015 yılındaki G-20 Antalya Zirvesi bugün hâlâ standartları belirleyen bir referans teşkil ediyor. Zirve vesilesiyle Ankara'ya gelecek devlet ve hükûmet başkanlarını en güzel şekilde ağırlamak için kapsamlı bir hazırlık içindeyiz.
Bugün, hem NATO Zirvesi’nde hem de daha sonra resmî ziyaretlerde kullanılacak Ankara Havalimanı ve bağlantı yollarını açtık. Başkentimize ulaştırma alanında çok uzun yıllar hizmet edecek yeni bir eser daha kazandırmanın mutluluğunu yaşadık. Sadece NATO Zirvesi’nin değil, yıl içinde ülkemizde tertiplenecek diğer etkinliklerin de başarılı geçmesi için hazırlıklarımız devam ediyor.
28-29 Haziran'da NATO Parlamenter Zirvesi İstanbul'da yapılacak. Türk Devletleri Teşkilatımızın 13’üncü Devlet Başkanları Toplantısı sonbaharda Ankara'da icra edilecek. 77. Uluslararası Uzay Kongresi ile Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'nı Antalya'da tertipleyeceğiz. İnşallah, bütün bu uluslararası programları Türkiye'nin büyüklüğüne yaraşır şekilde düzenleyeceğiz.
“GECE GÜNDÜZ DEMEDEN 86 MİLYONA HİZMET İÇİN KOŞTURUYORUZ”
Omuzlarımızda taşıdığımız mesuliyetin bilinciyle gece gündüz demeden 86 milyona hizmet için koşturuyoruz. Son Kabine Toplantımızdan bu yana yine pek çok programa iştirak ettik. Milletimizi yeni eserler ve yatırımlarla buluşturmaya devam ettik. 2 Haziran'da kuruluşunun 164’üncü yıl dönümünü kutlayan Sayıştay camiamızla bir araya geldik. 3 Haziran'da, 2025 yılı içinde tamamladığımız ve toplam 5,6 milyar dolar yatırım değerine sahip 7 bin 110 elektrik üretim santralimizin toplu açılışını gerçekleştirdik. Bölgemizde devam eden savaş ve çatışmalar, Türkiye'nin küresel enerji tedarikindeki stratejik rolünü bir kez daha teyit etmiştir. Yıllık üretim kapasitesi 17,3 teravatsaat olan santrallerimizin ülkemiz ve milletimize bir kez daha hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. 5 Haziran'da bu yıl üçüncüsü düzenlenen İstanbul Dünya İslam Ekonomisi Zirvesi'ne iştirak ettik. Sermayenin İslam ekonomisindeki konumunun detaylıca ele alındığı zirvede, dijital dönüşümden bölgesel finans entegrasyonuna kadar pek çok başlık, uzman isimler tarafından masaya yatırıldı.
Borç yükü gittikçe artan küresel ekonominin ciddi sorunlarla yüzleştiği bu dönemde, katılım finansın insan ve değer odaklı mimarisinin dünyanın geleceği adına taşıdığı önemi dile getirdik. 6 Haziran'da ise 41 yıldır özel sektörümüzün dünyaya açılmasında lokomotif işlevi gören Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu DEİK'imizin 39’uncu Olağan Mali Genel Kurulu'na katıldık. Aynı programda DEİK'e ve ülkemize önemli katkılar yapan ustalarımıza saygı ödüllerini tevdi ettik.
“SIFIR ATIK HAREKETİ BAŞTA OLMAK ÜZERE, ÇEVRE DİPLOMASİSİ ÇALIŞMALARIMIZA HIZ VERMİŞ DURUMDAYIZ”
Bayrağımızı dünyanın dört bir yanında gururla dalgalandıran, yürüttüğü proje ve yatırımlarla ekonomimizin dinamosu olan DEİK ailemizi bir kez daha tebrik ediyorum. Küresel bir seferberliğe dönüşen Sıfır Atık Hareketi başta olmak üzere, çevre diplomasisi çalışmalarımıza hız vermiş durumdayız. 5-7 Haziran tarihlerinde 183 ülkeden 120'yi aşkın bakanın, 200'ün üzerinde belediye başkanının bir araya geldiği Sıfır Atık Forumu'nu İstanbul'umuzda gerçekleştirdik. COP31 Taraflar Konferansı öncesinde 5 bin kişilik yüksek bir katılımla icra ettiğimiz Sıfır Atık Forumu'nda emeği geçenleri tebrik ediyorum
9 Haziran'da Cumhurbaşkanlığı Külliyemizde icra edilen Millî Güvenlik Konferanslarının açılış törenindeydik. 11 Haziran'da kuruluşunun 158’inci yıl dönümünü idrak eden Kızılay camiamızla bir araya gelerek, Kızılay Ödülleri'ni sahiplerine takdim ettik. Geçtiğimiz sene 3 milyon ünitenin üzerinde kan bağışı ile rekor kıran Kızılayımızı tebrik ediyor, bu geniş ailenin her bir mensubuna başarılar diliyorum. 12 Haziran'da şanlı fetihlerimizin merkez ve karargâhı, ilmin, sanatın ve mimarinin kalpgahı serhat şehrimiz Edirne'deydik. Edirneli kardeşlerimizle hasret giderdiğimiz ziyaretimizde, medeniyetimizin en seçkin mimari yapılarından Selimiye Camiimizi dört yıllık titiz bir restorasyonun ardından yeniden ibadete açtık. Ayrıca 19 milyar 326 milyon lira değerindeki toplam 65 projemizin resmî açılışını gerçekleştirdik. Yeni yatırımlarımız, Edirne'miz, ülkemiz ve milletimiz için bir kez daha hayırlı uğurlu olsun diyorum
“ŞARTLAR NE OLURSA OLSUN HER PLATFORMDA ÜLKEMİZİN ÇIKARLARINI CESARETLE SAVUNACAĞIZ”
Geçtiğimiz cumartesi günü denizcilik tarihimizde önemli bir yer tutan Tersane-i Amire'de Türkiye Yapay Zekâ Zirvesi'ne katıldık. Zirvede 2026-2030 dönemini kapsayan Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planımızı da milletimizle paylaştık. Eylem planımızın ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyor, emeği geçenleri tekrar tebrik ediyorum.
Sevgili vatandaşlarım, işte sizlerin de gördüğü üzere bize olan güveninizi boşa çıkarmıyor, sizin için, ülkemiz için, Türkiye'nin istikbali için canla başla çalışıyoruz. Siyasi rakiplerimiz koltuk kavgasında günlerini geçirirken biz ülkemizi küresel bir oyuncu hâline getirmenin kavgasını veriyoruz. Sizlerin duası ve desteği bizimle olduğu müddetçe, bu ülkeyi el birliğiyle, gönül birliğiyle, birlik ve beraberlik içinde kalkındırmaya devam edeceğiz. Türkiye'yi dışarıda ve içeride vakarla temsil edecek, şartlar ne olursa olsun her platformda ülkemizin çıkarlarını cesaretle savunacağız. Dikleşmeyeceğiz ama dik duruşumuzu da hiçbir zaman kaybetmeyeceğiz. Rabbim yolumuzu bahtımızı açık etsin diyorum”